DiGeorge Sendromu

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
DiGeorge Sendromu Nedir? Tanımı ve Tarihçesi
DiGeorge Sendromu (DGS), ilk kez 1959 yılında timus ve paratiroid bezinin doğuştan yokluğu ile karakterize bir tablo olarak tanımlanmıştır. 1965 yılında Angelo DiGeorge, timusun bağışıklık sistemindeki kritik rolünü ortaya koyarak; hipoparatiroidizm, timik hipoplazi ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülen vakaları bildirmiştir. Bu klinik tablo literatüre "DiGeorge Sendromu" olarak geçmiştir. 1981 yılında ise La Chapelle tarafından yapılan çalışmalarla, hastalığın genetik kökeninin 22. kromozom translokasyonu ile ilişkili olduğu ilk kez saptanmıştır.
Embriyolojik Gelişim ve Defektin Kökeni
Timus ve paratiroid bezleri, anne karnındaki gelişimin 6-8. haftalarında 3. ve 4. faringeal arklardan gelişir. Aynı dönemde dudak filtrumu, kulak tüberkülü ve aortik ark farklılaşması da gerçekleşir. Timus aplazisi veya hipoplazisi, gestasyonun 12. haftasında meydana gelen embriyolojik bir duraklama sonucudur.
Son araştırmalar, TBX1 geni mutasyonlarının aortik ark anomalilerinden ve faringeal ark gelişiminden sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu genetik faktörler, kardiyovasküler sistemde yapısal anomalilerin temel belirleyicisidir.
DiGeorge Sendromu Genetik Temelleri
DiGeorge Sendromu vakalarının büyük çoğunluğu sporadik (tesadüfi) olarak ortaya çıksa da, otozomal resesif ve dominant kalıtım modelleri de bildirilmiştir. Genetik özellikler şu şekildedir:
- Kromozom 22q11 Delesyonu: Hastaların %90'ından fazlasında görülür.
- 10p13 Delesyonu: Olguların %10'undan azında saptanır.
- FISH Yöntemi: Tanıda oldukça hassas olan bu yöntemle mikroskobik delesyonlar tespit edilebilir.
- Ekstrakromozomal Nedenler: Fetal dönemde alkol, retinoid maruziyeti ve maternal diyabet risk faktörleri arasındadır.
İnsidans ve Görülme Sıklığı
- kromozom delesyonu, en yaygın görülen kromozomal delesyon türüdür ve yaklaşık 4000 canlı doğumda bir görülür. Bu durum; kardiyak, kraniyofasiyal ve gelişimsel anomalilerin en önemli nedenlerinden biridir. İnterstisyel delesyonlar, DiGeorge Sendromlu vakalarda %94, Velokardiyofasiyal Sendrom (VCFS) vakalarında ise %83 oranında saptanmaktadır.
Bağışıklık Sistemi ve Timus Etkileşimi
DGS'li hastalarda timus dokusu ya hiç yoktur (aplazi) ya da normal yerinde değildir. Timus hacminin 1 gramdan küçük olması, T hücresi immünitesinde ciddi bozukluklara yol açar. Hastalık, timus dokusunun durumuna göre ikiye ayrılır:
- Parsiyel DiGeorge Sendromu: Timus küçük veya farklı bir yerdedir. Zamanla T hücresi fonksiyonları normale dönebilir.
- Komplet DiGeorge Sendromu: Timus ve paratiroid bezleri tamamen yoktur. Tüm vakaların %10'unu oluşturur ve ağır immün yetmezlik nedeniyle prognozu daha ciddidir.
Bağışıklık Parametreleri Tablosu
| Parametre | Bulgular |
|---|---|
| T Hücre Sayısı | Genellikle düşük (CD3+ < 500/mm3) |
| CD4+ (T Helper) | Azalmış seviyeler (Ortalama 350/mm3) |
| Enfeksiyon Riski | Bakteri, virüs ve mantar kaynaklı kronik enfeksiyonlar |
| Yaşam Kalitesi | T hücre sayısından ziyade, hücrelerin çoğalma kapasitesine bağlıdır |
Klinik Belirtiler ve Tanı Kriterleri
DiGeorge Sendromu oldukça değişken bir klinik tabloya sahiptir. Hastalığın klasik triadı şunlardır:
- Konjenital kalp ve büyük damar anomalileri
- Palatal yetersizlik (damak sorunları)
- Hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü)
Bunlara ek olarak; dismorfik yüz görünümü (küçük çene, düşük kulaklar), mental retardasyon, işitme kaybı ve iskelet sistemi anomalileri görülebilir. Yenidoğan döneminde en sık başvuru nedeni hipoparatiroidizme bağlı nöbetlerdir (konvülziyon).
Tanı Yöntemleri
- Laboratuvar: Düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve düşük parathormon düzeyleri.
- Görüntüleme: EKO, EKG ve anjiyografi ile kardiyak defektlerin tespiti; MRI ile timus kontrolü.
- Genetik Test: Kesin tanı için FISH (Floresans In Situ Hibridizasyon) yöntemi ile 22. kromozom delesyonunun gösterilmesi.
Tedavi ve Takip Süreci
Tedavi yaklaşımı, sendromun şiddetine ve eşlik eden anomalilere göre planlanır:
- Bağışıklık Desteği: Komplet vakalarda IVIG desteği, profilaktik antibiyotik (TMP-SMX) ve canlı aşı kısıtlaması uygulanır.
- Kan Transfüzyonu: Graft-versus-host hastalığını önlemek için mutlaka ışınlanmış ve CMV-negatif kan ürünleri kullanılmalıdır.
- Kalsiyum Desteği: Hipoparatiroidizm için kalsiyum ve Vitamin D takviyesi verilir.
- Cerrahi Müdahale: Ciddi kardiyak anomaliler ve damak yarıkları için operasyon gerekebilir.
- Yeni Yöntemler: Son yıllarda timus veya kemik iliği nakli güncel tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.



