Doktorsitesi.com

Depresyonda yaklaşım ne olmalı?

Dr. Sadık Cesur
Dr. Sadık Cesur
16 Haziran 2016746 görüntülenme
Randevu Al
Depresyonda yaklaşım ne olmalı?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyon Nedir? Temel Belirtileri ve Etkileri

Depresyon; yaşam sevincinin kaybı, derin üzüntü, yetersizlik, değersizlik ve umutsuzluk gibi yoğun olumsuz duygularla karakterize bir ruhsal bozukluktur. Sadece duygusal bir çöküş değil, aynı zamanda odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve öğrenme zorlukları gibi bilişsel fonksiyonlarda gerileme ile kendini gösterir.

Ağır seyreden vakalarda yaşamın anlamsızlaşması ve intihar düşünceleri görülebilir; buna ek olarak algılama ve muhakeme bozuklukları sonucu işitsel veya görsel sanrılar eşlik edebilir. Depresyon sadece zihni değil, bedeni de etkileyen sistemik bir durumdur.

Depresyonun Bedensel Belirtileri

Ruhsal sıkıntıların yanı sıra, depresyon sürecinde şu fiziksel semptomlar sıkça gözlenir:

  • Kas ve İskelet Sistemi: Sırt, boyun, eklem ve kas ağrıları.
  • Sindirim Sistemi: Mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve kabızlık.
  • Genel Sağlık: Hormonal aktivitelerin değişmesine bağlı olarak gelişen belirgin kilo kaybı.

Klinik Depresyon ve Diğer Duygu Durum Bozuklukları

Klinik olarak ağır seyreden depresyonu, daha hafif seyreden tablolardan ve doğal yas süreçlerinden ayırt etmek kritiktir. Distimik bozukluk, duygu durumunda dalgalanmalarla seyreden daha hafif bir tablodur.

Yas reaksiyonu veya terk depresyonu ise bir yakının kaybı ya da bir ayrılık sonrası gelişen tepkisel bir durumdur. Gerçek depresyon tablosu çok daha ağırdır ve gelişmesi için her zaman somut, belirli bir sebebe ihtiyaç duymaz. Yaşamın doğal zorlukları karşısında verilen geçici tepkiler kişinin uyum sağlama yeteneğini geliştirirken; depresyon kendiliğinden iyileşme ihtimali olmayan, profesyonel tedavi gerektiren bir tablodur.

Depresyondan Kimler Etkilenir?

İstatistiksel verilere göre toplumun büyük bir kesimi hayatının bir döneminde bu sorunla karşılaşmaktadır:

CinsiyetYaşam Boyu Görülme Sıklığı
Kadınlar%25
Erkekler%12

Kadınlarda görülme oranının daha yüksek olması; beyindeki anatomik ve fizyolojik varyasyonlar, işlevsel farklılıklar ve kültürel yetiştirilme tarzlarının geliştirdiği savunma mekanizmaları ile açıklanmaktadır.

Depresyonun Nedenleri ve Tetikleyicileri

Depresyon tek bir nedene indirgenemez; genellikle birden fazla faktörün kombinasyonu ile oluşur. Genetik yatkınlıklar beyindeki biyokimyasal süreçleri belirlerken, sosyokültürel yapı ve bireysel yaşanmışlıklar hastalığın şiddetini ve türünü tayin eder.

Yaşanmışlıkların ve Davranışların Etkisi

Kişiyi depresif sürece sürükleyen temel faktörler şunlardır:

  • Yakın birinin, eşin veya işin kaybı.
  • Maddi ve manevi değerlerin yitirilmesi.
  • Yoğun hayal kırıklıkları ve uyum mekanizmalarının yetersiz kalması.

Depresyondaki bireyler genellikle sosyal izolasyonu tercih eder, fiziksel aktivitelerden uzaklaşır ve monoton bir yaşam sürerler. Başarılarını küçümserken, başarısızlıklarında kendilerini acımasızca eleştirme eğilimindedirler. Yeni başlangıçlar (evlilik, iş değişikliği vb.) onlar için aşırı kaygı verici ve imkansız görünür.

Düşünce Biçiminin Depresyon Üzerindeki Rolü

Bireyin düşünce tarzı, depresyonun sürmesinde en etkili faktörlerden biridir. Bu süreçte üç temel yapı öne çıkar:

  1. Otomatik Olumsuz Düşünceler: Yanlış algı sonucu gelişen; niyet okuma, felaket tellallığı ve her şeyi genelleştirme gibi kendiliğinden beliren düşüncelerdir.
  2. Olumsuz Düşünce Kalıpları: "Herkesin onayını almalıyım" veya "Bir kez başarısız olduysam beceriksizim" gibi katı ve işlevsiz şemalardır.
  3. Temel İnançlar: Kişinin kendisini özünde değersiz, sevilmeyen ve güçsüz olarak kodlamasıdır.

Depresyonun Tedavisi Mümkün mü?

Evet, depresyon tedavisi mümkün olan bir ruhsal bozukluktur. Günümüzde antidepresan ilaçlar ve psikoterapi desteği ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Tedavi sürecinde hastalığın türüne göre şu yöntemlerden faydalanılır:

  • Bilişsel Davranışçı Terapiler (BDT)
  • Bütüncül ve duygu odaklı psikoterapiler
  • Dinamik yönelimli psikoterapiler
  • Farkındalık (Mindfulness) odaklı terapi yöntemleri

Etiketler

Depresyon psikoterapisiDepresyonun nedenleriDepresyondayken yapılması gerekenlerDepresyonda yapılması gerekenlerDepresif nöbetDepresyondan kurtulma yollarıDepresyon için önerilerDepresyondan korunmakDepresyonla yaşamak zorunda değilizDepresif (çökkün) kişilik bozukluğuDepresyondayım; çünkü ev hanımıyımDepresyon için ne yapmalıDepresyon hipoglisemi yaparmıDepresyon ilaçları ve alkolDepresyon baş dönmesi yaparmıDepresyon ataklarıDepresif ne demekDepresyonda elektroşok tedavisiDepresyon ilacıDepresynDepresypnDepresyondayımDepresyon ve cinsel problemlerDepresyonu tetikleyenlerDepresyon ilaçlarının etkileri

Yazar Hakkında

Dr. Sadık Cesur

Dr. Sadık Cesur

Dr. Sadık Cesur 1991 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuştur. 2013 - 2016 yılları arasında İstanbul Psikoterapi Enstitüsünde Bütüncül Psikoterapi Teorik, Formülasyon ve Supervizyon eğitimlerini tamamlamıştır. 2014 - 2016 yılları arasında İstanbul Esenyurt Klinik Psikoloji Yüksek Lisan programını tamamlamış Klinik Psikoloji alanında Master's Degree diploma sahibi olmuştur. 2014 yılında İstanbul Cinsel Terapi Eğitim Bilimleri Enstitüsünden (CİTEB) cinsel terapi eğitimi almıştır. 2014 yılında Amerikan Psikoloji Derneği üyesi Klinik Psikolog Dr. Arthur Freeman' la ''Anksiyete Bozukluklarında Bilişsel Davranışçı Terapi'' konulu atölye çalışmasına katılmıştır. 2014 yılında Prof. Dr. Vamık Volkan'la "Narsisistik ve Borderline Vakalarda Nesne İlişkilerinin Derinlemesine İncelemesi" atölye çalışmasına katılmıştır. 2015 yılında "Psikanalitik Psikoterapide Masterson Yaklaşımı" eğitimini tamamlamıştır. 2015 yılında Klinik Psikolog ve Psikanalist New Yourk Üniversitesi öğretim üyesi ve Uluslararası İlişkisel Psikanaliz ve Psikoterapi Birliği (IARPP) kurucu Başkanı Lewis Aron'la "İlişkisel Psikanalize Giriş" konulu atölye çalışmalarına katılmıştır. 2015 yılında New Yourk Üniversitesi öğretim görevlesi Dr. Spiros Orfanos'la "Gelişimsel Kuram Zemininde İlişkisel Psikanaliz" konulu atölye çalışmalarına katılmıştır. 2015 yılında Prof. Dr. Giuseppe De Benedittis' le "İçimizdeki Şifacı Hipnozun Büyülü Dünyasında Yolculuk" çalıştayına katılmıştır. Bu süreçte çeşitli Psikoterapi ve Hipnoz konulu akran supervizyonlarına katılmıştır. 2016 yılında Dr. Joseph D. Lichtenberg tarafından yönetilen "Kendilik Psikolojisinde Terapi Teknikleri ve Klinik Etkileşim " konulu atölye çalışmasına katılmıştır. 2016 yılında James L. Fosshage' nin katıldığı İlişkisel Kendilik Psikolojisi: Kendilik Psikolojisi ve İlişkisel Psikanalizin Evriminde Anahtar Noktalar başlıklı atölye çalışmasına katılmıştır. 2015 - 2017 yılları arasında İstanbul Dengeli Yaşam Merkezinde "Bütüncül Psikoterapide Gelişimsel Yaklaşım" konulu eğitimini tamamlamış olup supervizyona devam etmektedir. 2016 - 2017 yılları arasında MEB onaylı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yönetmeliğine uygun şarlar altında verilen Aile Danışmanlığı Sertifikası almıştır. 2016-2017 yılları arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde Klinik Hipnoz eğitimi almış ve Sağlık Bakanlığından onaylı Hipnoz uygulama Sertifikasına sahip olmuştur. 2017 yılında Uzm.Dr. Bülent Uran tarafından düzenlenen Regresyon HipnoTerapisi eğitimine katılmıştır. 2017 yılında Uzm. Dr. Betül Sezgin tarafından verilen Katatimi ve İmajinasyon eğitimine katılmıştır. 2017 yılında Doç. Dr. Nevin Dölek tarafından verilen Kısa Süreli Çözüm Odaklı Psikoterapi Eğitimine katıldı. 2018 yılında Dr. Hasan Kendirli tarafından verilen Hipnoterapi ile Bağımlılık Terapisi adlı eğitime katılmıştır. 2018 yılında Patricia Bragg (Yukon Satir Enstitüsü Başkanı, The Virginia Satir Global Network-Yönetim Kurulu Üyesi) tarafından verilen Virginia Satir Modelinde Birey, Çift ve Sistemik Aile Terapisi eğitimine katıldı. Halen Sigmund Freud Üniversity Vienna Psikoterapi bölümünde Doktora programına devam etmektedir...

 <

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.