Öncelikle, şunda anlaşalım. Nasıl ki kalp hastalığımız olduğunda, şeker hastalığı yada tiroid rahatsızlığı yaşadığımızda ciddiye almalıysak, depresyon belirtileri yaşadığımızda onu da önemsemeliyiz. Yakınlarımızda yaşayanlar varsa, onlara da anlayışlı olup destek olmaya çalışmalıyız.

Depresyonun ciddiye alınmasının zamanının geldiğini gösteren kritik nokta, hayatımızda artık işlev kaybına yol açmaya başladığı zamandır. Ruh halimiz, iş ya da okul başarımızı düşürüyorsa, fizyolojik sağlığımızı etkilemeye başladıysa, ailemiz yada eşimizle problemlere sebep oluyorsa, alarm vermeye başlamışız demektir. Elbette tek bir tip depresyon olmadığı gibi, tek seviyede bir depresyon da yoktur. Hafif düzey, orta düzey ve ileri düzey olarak şiddetine göre ayrılır. Orta ve ileri düzey depresyonlar profesyonel ruh sağlığı desteği gerektirir. Hafif düzey depresyonda eğer kişinin terapiste gitme imkanı yoksa, yaşam tarzı düzenlemesi ve kişiler arası destekle o evreyi daha rahat geçirmesi mümkün olabilir.

Melankolik depresyon ve Postpartum depresyon (doğum sonrası depresyonu) çeşitleri hayat kalitemizi çok düşürür, tedavisi geciktikçe kalıcı olumsuz sonuçları olabilir bu sebeple, kesinlikle vakit kaybetmeden profesyonel yardım alınmalıdır.

Psikotik depresyonda olan kişi, durumunun normal olmadığını asla kabullenmez. Yaşadığı travmatik olayın ( yakınını kaybetme, iflas, ağır hastalık, işten çıkartılma, duygusal ilişkisinin beklenmedik bir şekilde bitmesi vb) etkisiyle yüzleşmek çok zor geldiği için, suçlayacak bir neden arar. İflas eden bir kişinin , nedenini kendi riskli yatırımları sebebiyle olabileceğini kabullenmeyip, rakip firma müdürünün ona pusu kurduğu, çalışanlarını, onu batırmaları için satın aldığını düşünmesi gibi. Bu sebeple kişinin kendi durumunu kabullenip, yardım aramasını beklemek anlamsızdır. Eğer yakınlarınızda böyle bir kişi varsa ona karşı anlayışlı olmak, içinde bastırdığı üzüntüyü paylaşmak, onun yanında olduğunuzu hissettirmek en önemli adımdır. Bu tarz depresyonda en önemli destek kişiler arası ilişkilerde anlayışlı, destekleyici olmak, ona, hayatında yeni keyifli alanlarda adım atması için eşlik etmek olabilir.

Atipik depresyon, Distimi ve Maskeli depresyon yaşayanlar için ki bunu okuyanların genelde bu 3 gruptan olduğunu tahmin ediyorum eğer profesyonel yardım alma imkanı yoksa ev yapımı Home made çözümler getirebiliriz. Bu önerilerin ortak özelliği, bedeni kullanarak aktif olmak üzerinedir.

Depresyon, enerjinin pasif olduğu yani kişiyi daha edilgen, içe dönük, durağan yapan bir etki gösterir. Kişi bu durağan halini sürdürdükçe depresyon daha da beslenir ve negatif bir kısır döngü başlar. Hareketsiz kaldıkça depresyonu güçlendirmiş oluruz, depresif halimiz güçlendikçe pasif kalmaya devam ederiz. Fiziksel pasiflik, zamanla zihinsel ve duygusal olarak pasif olmaya da yansır. Daha az hareket eden insan, düşüncelerinde de ( ki bunlar depresyonda yoğunlukla olumsuz içerikli duygulardır) daha kısıtlı alanda dolaşır, yeni umut verici yada çözüm üretici düşünler geliştirmesi zorlaşır. Bu da elbette duygularını tembelleşmesine, 3 beş olumsuz duygu arasında gidip gelmesine, - çaresizim, değersizim, yetersizim vb- zemin hazırlar. O yüzden depresyon döngüsünü ev yapımı yöntemlerle kıralım istiyorsak bir yerden hareket etmeye başlamalıyız.

Dışarıdan aldığımız yani duyduğumuz, gördüğümüz , yediğimiz şeyler pasif aktivitedir. O sebeple de müzik dinlemek, film izlemek, kitap okumak, güzel bir şeyler yiyip içmek, meditasyon yapmak bunlar direkt olarak depresif duyguyu dönüştürmez çünkü bizi pasif enerjide tutmaya devam ederler. Bu aktivitelerde biz edilgeniz, dışarıdaki bir uyaranı içselleştiriyoruz.

Depresyonda kırmak istediğimiz bu edilgenlik döngüsü olduğu için “etkin” olabileceğimiz, davranışına bizim karar verdiğimiz aktiviteler yapmalıyız. Spor, dans, yoga gibi tüm bedenimizi kullanarak yaptığımız aktiviteler olabileceği gibi dikiş dikmek, örgü örmek, enstrüman çalmak, resim yapmak, mandala boyamak, öykü - şiir yazmak gibi ellerimiz yoluyla bir yaratım gerçekleştirmek buna en ideal örneklerdendir. Yapılan çalışmalarda depresyon tedavisinde antidepresan kullanımı ile egzersiz yapmak karşılaştırıldığında etki düzeyleri benzer çıkmıştır.

Fiziksel Aktivite Yapmak Kendimden de biliyorum ruh halimiz düşük olunca zaten bir şey yapmak içimizden gelmiyor özellikle de egzersiz yapmak hiç gelmiyor.. yalnız şöyle bir durum var ki, hareketsizlik hormonlarımızı dolayısıyla ruh durumumuzu negatif etkiliyor. Hormonlarımızın işleyişini kontrol edemeyiz ama parkta 20 dk yürüyüş yapıp yapamayacağımızı kontrol edebiliriz.

O yüzden, özellikle geçmişinde spor, dans, yoga gibi bedensel aktivite yapmış olanlar mutlaka eski düzenlerinde olmasa da o günleri bedenlerine hatırlatacak düzeyde aktivitelere başlamayı seçmeliler. Pandemi dönemi ben nasıl dans kursuma devam edeyim, eh edemeyeceğiz elbette ama parkta yürüyüş yapabiliriz. Fitness salonları kapalı ben nasıl yapacağım sporumu, o zaman Youtubetan pilates videoları bize destek olabilir.

Geçmişinde spor olmayan kişiler, depresif durumda egzersize hiç yanaşmayacaklardır. O zaman en güzeli dışavurumcu sanatları kullanmalarıdır. Örgü örmek, mandala boyamak, taş boyamak, öykü - şiir yazmak, resim yapmak, fotoğraf çekmek, dikiş dikmek, enstrüman çalmak gibi oturdukları yerden de olsa elleriyle yeni bir yaratımın içine girip, içlerindeki pasif enerjinin hareketlenmesine, dengelenmesine yardımcı olacaklardır. Tabi burada bir not düşelim. Resim öğretmenin resim yapması, terzinin dikiş dikmesi, teröpötik etki göstermez o aktivite zaten onun mesleğidir ve yaparken gevşemekten daha farklı bir ciddiyete geçebilir. Bizim bu aktiviteyi yaparken ki amacımız, bir amacımızın olmamasıdır. Güzel yapmak, kusursuz yapmak, sonunda övgü almak için değil, içimizdeki sıkışmış hareketsizliğin herhangi bir yaratımla ifade bulmasına izin veriyoruz sadece .

Ben analitik birisiyim, spor da yapmam, dikiş de dikmem, enstrüman da çalmam derseniz , illa da bana okuyacak bir şey ver derseniz, o zaman alandaki en büyük hazinelerden, biz fanilere kazandırılmış nimetlerden biri olan “İYİ HİSSETMEK ( Dr. David Burns)” kitabı, ellerinizden, gözlerinizden öper.

Kendinizle ilgilenmek., kendinize değer vermek. Kuaföre gitmek, cilt bakımı yaptırmak, masaj yaptırmak gibi bir şekilde kendinize özen göstereceğiniz, kendinizi değerli hissedeceğiniz aktiviteler çok iyi gelir. Bu nedenledir ki güzellik - bakım sektörü, insanların bu ürünlere ve hizmetlere doğrudan ihtiyaç duyduğundan dolayı değil, dolaylı olarak kendilerini iyi hissetmelerine yardımcı olduğundan bu kadar güçlüdür.

En en önemlisi, kişiler arası desteklerden faydalanmak. Evet moralimiz bozukken belki bu ilişkiler daha da bozuluyor ama onlara ihtiyacınız olduğunun farkında olun ve desteklerini kabul edin. Yakın arkadaşlarınızı daha da yakın tutun, ara ara toplanıp dedikodunun dibine vurun. Ailenizle sıkıntınızı paylaşın, babanızla Müslüm Baba şarkıları dinleyin. Bu iletişimler, yalnız olmadığınızı ve desteklendiğinizi farketmenize yardımcı olacak, zihninizin derinliklerindeki olumsuz inançların dönüşmesine katkı sağlayacaklardır.

Yapabiliyorsanız hayvanlarla vakit geçirin. Evcil hayvan anksiyete ve depresyon tedavisinde çok etkili. Eğer sahiplenebiliyorsanız bir can dost sahiplenin, olmuyorsa dışarda onları besleyerek bir şekilde iletişim kurun.

Ben hayvanlardan korkarım diyorsanız çiçek yetiştirin. Farklı bir formda da olsa bir canlının gelişmesine destek olmanız, size iyi gelecektir.

Aman bu anlatılanlar faso fiso, klişe şeyler , ben bunların hepsini yaptığım halde hala depresyondayım diyorsanız, profesyonel terapi desteği alın. Anlaşılmanın ve desteklenmenin ne büyük bir ihtiyaç ve konfor olduğunu fark edin.

Sevgilerimle


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!