Doktorsitesi.com

Depremin Olası Etkisi: Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Klinik Psikolog Yaşar Emre Ertürk
Klinik Psikolog Yaşar Emre Ertürk
16 Kasım 2020167 görüntülenme
Randevu Al
Depremin Olası Etkisi: Travma Sonrası Stres Bozukluğu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travma ve Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Son dönemlerde yaşanan deprem felaketleri, toplumun geniş bir kesiminde ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemiştir. Özellikle ülkemizin geçmişindeki travmatik deprem deneyimleri, bireylerde travma ve ilişkili ruhsal rahatsızlıkların tetiklenmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde psikolojik desteğin önemini artırmaktadır.

Travma, bireyin ruhsal ve bedensel bütünlüğünü sarsan, inciten veya yaralayan her türlü olay olarak tanımlanmaktadır. Ancak her üzüntü verici olay ruhsal travma kategorisine girmez. Psikolojik literatürde; deprem gibi doğal afetler, savaş, işkence, cinsel saldırı, ciddi hastalıklar, beklenmedik ölümler ve kazalar psikolojik sıkıntılara yol açan temel travma türleri arasında yer almaktadır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Belirtileri

Kişinin ölüm, ağır yaralanma veya cinsel saldırı gibi olaylara maruz kalması sonucunda gelişen Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), belirli semptomlarla kendini gösterir. Bu belirtilerin tanısal değer kazanması için en az 1 aydır devam ediyor olması gerekmektedir. Başlıca belirtiler şunlardır:

  • İstemsiz Anılar: Travmatik olaya ilişkin tekrarlayan ve sıkıntı veren anıların zihne gelmesi.
  • Kabuslar: Olayla ilgili rahatsız edici rüyaların görülmesi.
  • Disosiyatif Belirtiler: Çevreyi gerçek dışı algılama veya kişinin kendisini dışarıdan izliyormuş gibi hissetmesi (bedenden ayrılma hissi).
  • Fizyolojik Tepkiler: Uyaranlara karşı uykusuzluk, konsantrasyon güçlüğü, baş ağrısı ve taşikardi gibi tepkiler.
  • Kaçınma Davranışı: Travmayı hatırlatan yerlerden, kişilerden veya durumlardan sürekli kaçınma hali.
  • Olumsuz Duygu Durumu: Kaygı, öfke ve huzursuzluk gibi duygularda belirgin artış.
  • Aşırı Uyarılma: Diken üstünde hissetme, aşırı tedbir alma ve ani seslere karşı irkilme tepkileri.

TSSB Yaygınlık Oranları ve İstatistikler

Araştırmalar, travmatik olayların ardından TSSB görülme sıklığının maruziyet derecesine göre değiştiğini göstermektedir. Özellikle 17 Ağustos depremi sonrası yapılan çalışmalar, bu durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır.

GruplarTSSB Yaygınlık Oranı
Genel Toplum Taramaları%20
Çadır Kentlerde Yaşayanlar%47
Tedavi İçin Başvuranlar%63

Genel toplum araştırmalarında yaşam boyu görülme sıklığı %1 ile %14 arasında değişmektedir. Bu oran erkeklerde %5-%6, kadınlarda ise %10-%14 seviyesindedir. Kadınlarda oranın daha yüksek olması, kişilerarası şiddet ve cinsel saldırı gibi travmalara maruz kalma olasılığının yüksekliğiyle ilişkilendirilmektedir.

Risk Faktörleri ve Koruyucu Etkenler

Travma sonrası stres bozukluğu gelişiminde bireysel ve çevresel birçok risk faktörü rol oynamaktadır. Genç yetişkinlik dönemi, travmaya maruz kalma olasılığı en yüksek evre olduğu için bu yaş grubunda TSSB daha sık görülür.

Temel Risk Faktörleri:

  1. Çocukluk çağı travmaları ve geçmiş ruhsal rahatsızlıklar (Depresyon, Panik Bozukluk, OKB).
  2. Düşük sosyoekonomik düzey ve eğitim seviyesi.
  3. Aile geçmişinde psikolojik rahatsızlıkların bulunması.
  4. Travmanın niteliği (Yaşamsal tehdit, şiddete tanık olma).
  5. Uygunsuz başa çıkma yöntemleri ve sosyal destek eksikliği.

Özellikle çocukluk çağı travmaları intihar riskini artırırken, travma öncesinde güçlü bir sosyal desteğin bulunması kişi için en önemli koruyucu faktördür.

Deprem ve Psikolojik Etkileri

Deprem, coğrafi yıkımın ötesinde insanların yaşamlarını fizyolojik ve psikolojik olarak derinden sarsan bir afettir. Depremi doğrudan deneyimleyen kişilerin yaklaşık %20'sinde TSSB geliştiği gözlemlenmiştir. Enkaz altında kalma, yakın kaybı ve evin hasar görmesi gibi durumlar travmanın şiddetini artırmaktadır.

Belirtiler bazen olaydan hemen sonra, bazen de yıllar sonra ortaya çıkabilir. Depremzedelerin çoğunda ilk günlerde görülen belirtiler haftalar içinde iyileşme gösterse de, bazı bireylerde süreç uzayabilir. Bu noktada kaçınma davranışı sergilemek veya olay hiç yaşanmamış gibi davranmak sorunların kronikleşmesine neden olabilir.

Tedavi Yöntemleri ve İyileşme Süreci

Deprem sonrası ilk aşamada temel amaç; kişinin fizyolojik ve psikolojik olarak rahatlamasını sağlamak ve sosyal desteğe yönlendirmektir. İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

Bireysel Destek ve Öz Bakım

  • Kişi yaşantılarını anlatmaya zorlanmamalı, hazır olduğunda empatik bir tutumla dinlenmelidir.
  • Uyku hijyeni, düzenli beslenme ve egzersize dikkat edilmelidir.
  • Alkol ve madde kullanımından uzak durulmalı, günlük rutinler sürdürülmelidir.
  • Duygu dışavurumu için günlük tutma veya resim yapma gibi aktiviteler desteklenmelidir.

Profesyonel Tedavi Seçenekleri

Belirtiler 1 aydan uzun sürerse ve işlevsellik bozulursa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Tedavi süreci bireyin kişilik yapısına ve travmanın şiddetine göre bireye özgü planlanır.

  • İlaç Tedavisi: Psikiyatrist kontrolünde kullanılan antidepresanlar semptom yönetiminde etkilidir.
  • Psikoterapi: Alanında uzman klinik psikologlar veya psikiyatrlar tarafından uygulanmalıdır. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), TSSB tedavisinde etkililiği kanıtlanmış yöntemlerdir.

Etiketler

Deprem korkusudepremin olası etkisidepremin olası travmalarıdeprem travmasıdeprem sonrası travma

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Yaşar Emre Ertürk

Klinik Psikolog Yaşar Emre Ertürk

İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ortak Klinik Psikoloji Doktora Programına (%100 burslu) devam etmekte olan Uzman Psikolog Yaşar Emre Ertürk, 2015 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji bölümünü (%100 burslu) Bölüm ve Fakülteler Birincisi olarak  bitirmiştir. Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde (%100 Burslu) tamamlamıştır. Yüksek Lisans ve doktora eğitiminde Bilişsel Davranışçı Terapi süpervizyon sürecini Prof. Dr. Haşim Ercan Özmen ile tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.