Doktorsitesi.com

DEMİR EKSİKLİĞİ

Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer
Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer
1 Kasım 2021642 görüntülenme
Randevu Al
DEMİR EKSİKLİĞİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Demir Eksikliği Anemisi Nedir?

Anemi, halk arasında bilinen adıyla kansızlık, kandaki alyuvar olarak adlandırılan kırmızı kan hücrelerinin sayısının azalması durumudur. Kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı bir şekilde üretilebilmesi için vücudun temel yapı taşı olan demir elementine ihtiyaç duyulur. Vücudumuzdaki toplam demirin yaklaşık %60-70’i bu hücrelerin yapısında yer almaktadır.

Demir miktarının yetersiz kalması durumunda kırmızı kan hücrelerinin üretimi sekteye uğrar ve bu durum demir eksikliği anemisi ile sonuçlanır. Demir eksikliği, dünya genelinde görülen anemilerin en yaygın sebebidir. İstatistiksel verilere göre dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinde demir eksikliği mevcuttur.

Demir Eksikliği Açısından Risk Grupları

Demir eksikliği her yaş grubunda görülebilse de bazı gruplar daha yüksek risk altındadır. Bu gruplar şu şekilde sıralanabilir:

  • Çocuklar
  • Gebeler
  • Doğurganlık çağındaki kadınlar
  • Yaşlı bireyler

Demir Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

Demir eksikliği olan bireylerde vücudun oksijen taşıma kapasitesi düştüğü için çeşitli fiziksel semptomlar ortaya çıkar. En sık karşılaşılan demir eksikliği belirtileri şunlardır:

  • Halsizlik ve çabuk yorulma
  • Nefes darlığı ve çarpıntı
  • Baş dönmesi ve kulak çınlaması
  • Saç dökülmesi
  • Pika: Besinsel olmayan maddelere (toprak, buz vb.) karşı duyulan yeme isteği.

Demir Eksikliğinin Temel Nedenleri

Demir eksikliği saptanan bir hastada, sadece eksikliği gidermek yeterli değildir; bu durumun altındaki neden mutlaka araştırılmalıdır. Demir eksikliğinin ortaya çıkmasında üç temel mekanizma rol oynar:

Neden Kategorisiİlgili Durumlar ve Hastalıklar
Yetersiz AlımDiyet ile yeterli demir tüketilmemesi
Emilim BozukluğuAtrofik gastrit, Çölyak hastalığı
Kan KaybıMide ülseri, polip, kanser, hemoroid, parazitler

Özellikle erkek hastalarda ve menopoz sonrası kadınlarda görülen demir eksikliği genellikle gizli bir kan kaybına bağlıdır. Bu gruptaki hastalarda sindirim sistemi taraması amacıyla gastroskopi ve kolonoskopi yapılması hayati önem taşır.

Sindirim Sistemi Kaynaklı Kan Kayıpları

Sindirim sisteminde kan kaybına yol açarak anemiye neden olabilecek başlıca sorunlar şunlardır:

  1. Yemek borusu, mide, ince veya kalın bağırsak kanserleri.
  2. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kronik bağırsak hastalıkları.
  3. Mide ülseri, özofajit, divertikül veya damarsal lezyonlar.
  4. Aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçların kullanımına bağlı gelişen mide erozyonları.

Demir Eksikliği Tedavisi ve Yaklaşım

Demir eksikliği anemisi saptanan hastalarda temel hedef, boşalmış olan demir depolarının yeniden doldurulmasıdır. Tedavi planı hastanın durumuna göre şu şekilde şekillenir:

  • Ağızdan Tedavi: İlk seçenek genellikle oral takviyelerdir.
  • Damardan (İntravenöz) Tedavi: Ağızdan tedaviyi tolere edemeyen, ağır eksikliği olan veya emilim bozukluğu yaşayan hastalarda uygulanır.

Tedavi sürecindeki en kritik nokta, eksikliğe neden olan hastalığın teşhis edilip tedavi edilmesidir. Sadece demir takviyesi yapıp altta yatan nedeni araştırmamak, yapılan en büyük klinik hatalardan biridir.

Etiketler

EndoskopiCrohn hastalığı belirtileriÇölyakÇölyak hastalığı belirtileriÜlseratif koitDemir eksiklğiMide kanseri belirtileriKolonoskopi nedirBağırsak kanseri belirtileriGluten enteropatisi nedir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer

Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer

Doç. Dr. Özlem Mutluay Soyer, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültes'inde eğitimini başarıyla tamamlayarak 2003 yılında Tıp doktoru unvanı almıştır İhtisasını 2009 yılında S.B Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı' nda yapmıştır. Ardından 2014 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı’nda yan dal uzmanlık eğitimini de tamamlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.