Comparison of Retzius-sparing versus standard robot-assisted radical prostatectomy for prostate cancer

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Giriş: Prostat Kanseri Cerrahisinde Güncel Yaklaşımlar
Prostat kanseri (PCa), erkeklerde en sık teşhis edilen ikinci kanser türü olup; akciğer ve kolorektal kanserlerle birlikte en yüksek ölüm oranına sahip maligniteler arasında yer almaktadır. Bu hastaların tedavisinde radikal prostatektomi, dünya genelinde en yaygın ve kabul görmüş cerrahi yöntemdir. Cerrahideki temel amaç kanserin tamamen temizlenmesi olsa da, teknik ilerlemeler sayesinde üriner fonksiyonların ve cinsel sağlığın korunması, ikincil ancak kritik öneme sahip başarı kriterleri haline gelmiştir.
Cerrahi sonrası gelişen idrar inkontinansı (idrar kaçırma), hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkilemektedir. Yapılan metaanalizler, hastaların yaklaşık %30'unda inkontinans görüldüğünü ortaya koysa da, cerrahların robotik cerrahi konusundaki deneyimlerinin artmasıyla birlikte 12 aylık süreçte kontinans (idrar tutma) oranları %75 ile %90 seviyelerine yükselmiştir. Buna rağmen, ameliyat sonrası erken dönem kontinans başarısı hala geliştirilmesi gereken önemli bir konu başlığıdır.
Erken Dönem Kontinansı Etkileyen Faktörler
Literatürde cerrahi sonrası erken dönemde idrar kontrolünü sağlamak için çeşitli parametreler tanımlanmıştır. Ameliyat öncesi dönemde manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile yapılan ölçümler ve hasta özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
- Hastanın yaşı ve obezite durumu,
- Mevcut komorbiditeler (eşlik eden hastalıklar),
- Membranöz üretra uzunluğu ve prostat aks açısı gibi anatomik ölçümler.
Kontinans başarısını artırmak amacıyla; membranöz üretra uzunluğunun ve nörovasküler desteğin korunması, üretral ve üretrovezikal desteğin yeniden yapılandırılması gibi teknik modifikasyonlar geliştirilmiştir. Bu kapsamda Galfano ve arkadaşları tarafından tanımlanan Retzius-sparing (Rs-RARP) tekniği ile kateter çıkarıldıktan sonraki ilk haftada %90'a varan kontinans oranları bildirilmiştir. Bu veriler ışığında, çalışmamızda düşük ve orta riskli hastalarda mümkün olduğunda Rs-RARP tekniği uygulanmıştır.
Materyal ve Metotlar
Kurumsal etik kurul onayı (Kayıt No: 12) alındıktan sonra, Nisan 2018 ile Nisan 2019 tarihleri arasında prostat kanseri tanısı alan 88 hastanın verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Çalışmaya, en az bir yıllık takibi bulunan ve tek bir deneyimli cerrah tarafından ameliyat edilen şu hasta grupları dahil edilmiştir:
- Rs-RARP uygulanan 46 hasta,
- Standart RARP uygulanan 42 hasta.
Bulgular ve Karşılaştırmalı Analizler
Hastaların demografik verileri ve ameliyat öncesi bulguları Tablo 1'de özetlenmiştir. Yapılan analizlerde gruplar arasında medyan yaş, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve ameliyat öncesi SHIM (Erkek Cinsel Sağlığı Envanteri) skorları açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır.
| Parametre | Rs-RARP Grubu (n=46) | Standart RARP Grubu (n=42) | p Değeri |
|---|---|---|---|
| Medyan PSA Değeri | 5.7 | 7.45 | 0.12 |
| EAU Risk Sınıflandırması | Benzer Dağılım | Benzer Dağılım | 0.25 |
| ISUP Derece Grubu | Benzer Dağılım | Benzer Dağılım | Anlamlı fark yok |
Veriler incelendiğinde, Avrupa Üroloji Derneği (EAU) risk sınıflandırması ve ameliyat öncesi ISUP dereceleri her iki grupta da benzerlik göstermiştir. PSA değerleri ve prostat hacmi açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Tartışma: Fonksiyonel ve Onkolojik Kazanımlar
Radikal prostatektomide temel hedef kanser dokusunun eradikasyonu olsa da, son yıllarda kontinans ve potens (cinsel güç) fonksiyonlarının korunması öncelik kazanmıştır. Bu çalışmada, Rs-RARP ve standart RARP prosedürlerinin fonksiyonel ve onkolojik sonuçları karşılaştırılmıştır.
Araştırma sonuçlarımıza göre, Rs-RARP grubunda şu avantajlar gözlemlenmiştir:
- Daha kısa kateter kalış süresi,
- İlk ayın sonunda daha yüksek kontinans oranları,
- İdrar kontrolünün daha hızlı geri kazanılması.
Çalışma süresince onkolojik açıdan biyokimyasal nüks saptanmamış olup, her iki yöntemin de güvenilirliği teyit edilmiştir.
Sonuç
Kısa ve orta vadeli takip sonuçlarına göre Rs-RARP tekniği, onkolojik ve fonksiyonel çıktılar açısından standart RARP yöntemiyle karşılaştırıldığında uygulanabilir ve güvenilir bir yöntemdir. Rs-RARP, özellikle cerrahi sonrası erken dönemde idrar kontrolünün sağlanmasında belirgin bir üstünlük sunmaktadır. Bununla birlikte, birinci yılın sonundaki genel kontinans oranları incelendiğinde, her iki teknik arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir.

