Doktorsitesi.com

Çocukluk Yaralarımızı Kim İyileştirecek?

Uzm. Pedagog Bahar Erden
Uzm. Pedagog Bahar Erden
19 Ağustos 2015321 görüntülenme
Randevu Al
Çocukluk Yaralarımızı Kim İyileştirecek?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İlişki Örüntüleri ve Bilinçaltının Eş Seçimindeki Rolü

İlişki örüntülerini gözden geçirme farkındalığına sahip olan bireyler, zaman zaman neden belirli kişilere karşı daha yoğun bir ilgi duyduklarını sorgularlar. Romantik ilişkilerin derinliğini oluşturan unsurlar, ilişkiler bittiğinde yaşanan yıkımın boyutu ve neden sürekli benzer karakterlere takılıp kaldığımız, psikolojinin temel araştırma konuları arasındadır. Harville Hendrix (1988), eş seçiminde bilinçaltının hayati bir rol oynadığını savunarak bu sorulara ışık tutmaktadır.

İlkel Beyin ve Modern Beyin Ayrımı

Hendrix’e göre insan zihni, ilkel beyin ve modern beyin olarak ikiye ayrılır ve eş seçiminde odak noktası ilkel beyindir. İlkel beynimiz, sosyal etkileşimlerde temel güvenlik ve hayatta kalma mekanizmalarına odaklanarak karşısındaki kişiyi belirli kriterlere göre analiz eder. Bu süreçte "Bu kişi bana iyi bakabilir mi?" veya "Ekonomik beklentilerimi karşılayabilir mi?" gibi temel sorular ön plana çıkar.

İlkel beynin bir diğer kritik fonksiyonu ise örüntüleri fark etmektir. Limbik sistemde yer alan amigdala, korku ve diğer duygusal deneyimleri hafızaya kaydederken, serebral korteks aracılığıyla bu eşleştirmeleri öğreniriz. Sevgi ve önemsenme gibi duygular da benzer şekilde kaydedilir. Sonuç olarak otonom sinir sistemimiz, ailemizdeki nitelikleri tanır ve bu tanıdık özellikleri aşk ilişkilerimizle eşleştirir.

Ebeveyn Modellerinin Partner Tercihine Etkisi

Hendrix’e göre bilinçaltımız, partner seçiminde ebeveynlerimizin hem pozitif hem de negatif niteliklerini arama eğilimindedir. Eğer şefkatli, adil ve becerikli bir ebeveyn figürüyle büyüdüyseniz, bu tanıdık ve olumlu tarza sahip partnerlere yönelmeniz oldukça muhtemeldir. Ancak bu mekanizma sadece olumlu özellikler için geçerli değildir; ebeveynlerin negatif nitelikleri de seçimlerimizde belirleyici bir unsurdur.

Çözülmemiş Sorunlar ve Freudyen Yaklaşım

Sigmund Freud, bireylerin en çok çözülmemiş ebeveyn ilişkilerini tekrar yaşayabileceği ve bu sorunları çözebileceği ilişkilere yöneldiğini belirtir. Bu durum, acı verici olsa bile birey için son derece tanıdık ve "rahat" bir alan yaratır. İnsanların farklı ve güvenli olan yerine, aşina oldukları zorlayıcı ilişki biçimlerini seçmelerinin temelinde bu bilinçaltı aşinalığı yatar.

Çocukluk Yaralarını İyileştirme Çabası

Partnerlerimizde ebeveynlerimizin olumsuz özelliklerini aramamızın temel nedeni, çocukluk yaralarımızı aynı sahnede tekrar canlandırarak iyileştirme isteğidir. Örneğin, duygusal olarak mesafeli bir babayla büyüyen bir birey, bilinçaltında bu yarayı sarmak için yine mesafeli bir partner seçebilir. Bu süreçte birey, çocukluğundaki gibi kendini suçlayarak şu düşüncelere kapılabilir:

  • "Her şey benim yüzümden, bu sefer farklı davranacağım."
  • "Onun istediği gibi biri olursam beni daha çok sevecek."
  • "Onu kontrol altında tutabilirsem terk edilmeyi engelleyebilirim."

Bağlanma İhtiyaçları ve "Boşluk Dansı"

Çocukluktan gelen en derin yaralar, genellikle bağlanma ihtiyaçlarının karşılanmamasından kaynaklanır. Güvende hissetmek, koşulsuz kabul görmek ve aynı zamanda özerklik ihtiyacının karşılanması sağlıklı bir gelişim için kritiktir. İlişkilerde denge kurulamadığında, partnerler arasında "boşluk dansı" olarak adlandırılan bir dinamik başlar.

İlişki DinamiğiDavranış BiçimiBilinçaltı Tepkisi
Yakınlık ArayışıDuygusal bağ kurmaya çalışmakGüvende hissetme çabası
Kaçınma/MesafeYakınlıktan boğulma hissiKaygı ve sabote etme
Boşluk DansıBir adım yaklaşınca geri adım atmaSavunma mekanizması

Bu dansı sürdüren çiftler, farkında olmadan tüm çocukluk yaralarının sorumluluğunu partnerlerine yüklerler. Ancak bu, gerçekçilikten uzak bir beklentidir. İlişkilerde farkındalığı yükseltmek ve bilinçli bir rol almak, bu döngüden çıkmanın tek yoludur. Her bireyin bu kalıpların ötesine geçerek ilişkisini daha sağlıklı bir zeminde yaşaması, kişisel gelişimin en önemli adımlarından biridir.

Etiketler

Çocukluk yaralarıBiliçaltıBilinçaltı ve ilişkilerEş seçiminde biliçaltıİlişki örüntüsüÇocukluk yaraları ve ilişkilerÇocukluk yaraları ne zaman ortaya çıkarÇocukluk yarası ve bağlanma

Yazar Hakkında

Uzm. Pedagog Bahar Erden

Uzm. Pedagog Bahar Erden

Uzm. Psk., Pedagog ve Aile Danışmanı Bahar ERDEN, 2000 yılında Greenwich College İşletme eğitimimi tamamlamıştır.  Ardından Kaliforniya Eyalet Üniversitesi-Northridge’de Psikoloji lisans eğitimimi onur öğrencisi olarak bitirmiştir. Doğuş Üniversitesi’nde ise Çift ve Aile Terapisi alanında yüksek lisansını yapmıştır. Lisans Eğitimi esnasında California Eyalet Üniversitesi'nde araştırma asistanı olarak calışmış olup 2011 yılında Türkiye’de Koç Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı kültürlerarası psikoloji konferansinda "Yalan tespitinde grup içi avantajı" konulu yaptığı araştırmanın sunumunu gerçekleştirmiştir. Ayrıca Tübitak Destekli Filial Terapi Projesinde görev almıştır.

Los Angeles, Santa Monica ve Northridge'de ruh sağlığı merkezi ve okullarda çocuk, ergen ve ailelerle çalışmıştır. Doğuş Üniversitesi Psikoloji Egitim Merkezi(DUPEM) ve Kartal Belediyesi Kadın Danışma Merkezlerinde çalışarak (2011-2013), grup, bireysel, çocuk, ergen, aile ve çift terapileri, cocuk ve aile ile oyun terapileri uygulamıştır. Türk Psikologlar Derneği(TPD), Çift ve Aile Terapistleri Derneği(ÇATED), Uluslararasi Aile Terapistleri Derneği (IFTA) üyesidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.