İnsanların duygularıyla birlikte doğduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda, doğumdan itibaren, öfke, eğlence/mutluluk ve korku duygusu vardır. Duyguların oluşması için bilişsel gelişim şart değildir. Örneğin beyini oluşmadan doğan (anensefalik) bebeklerin ekşi tatlarda iğrendiği, tatlı tatlardan zevk aldığı izlenmiştir. Bununla birlikte, yaşam tecrübeleri ve beyin gelişimi arttıkça çocuğun duygularının çeşitliliğinde, duygularını ayırt edilmesinde, isimlendirebilmesinde ve düzenleyebilme becerisinde, duygularını sosyal ortamda kullanma yetisinde artma gözlenir. Yaklaşık 15 nci ayda bebek ağlayan birisini gördüğünde empati yapar ve üzgün görünür.

Duygularımız, davranışlarımızı, düşüncelerimizi, motivasyonumuzu, yaşam enerjimizi, başarımızı ve insanlar arasındaki ilişkilerimizi ve daha birçok alanı etkiler. Duyguların kişinin yaşantısındaki önemi ve yeri aşağıda özetlenmiştir.

Duyguların iletişimsel yönü vardır. Örneğin dil gelişim gelişmemiş bir bebek ağlamasıyla, açlığını ve sevgi ihtiyacını anlatabilir.

Duyguların yaşamda koruyucu etkileri vardır; bu nedenle yaşamsaldırlar.

Duygular sosyal işlevleri etkiler kişiler arası ilişkileri düzenler.

Duygular, motivasyonu oluştururlar; motivasyonel durum, bilişsel gelişimde, motor ve sosyal becerilerin gelişiminde önemlidir. Bu nedenle sağlıklı duygu gelişimi doğrudan ve dolaylı yollar ile diğer gelişimsel alanları etkiler.

Duygular bilişsel süreçlerin ve şemaların oluşumunda önemlidir.

Duygular bir olayın önemini ölçer.

Duyguların, kendini yönetmede ve yürütücü işlevlerde rolü vardır.

Duygular, bağlanma süreçlerinde önemlidir.

Duyguların sağlıklı düzenlenmediği durumlarda, günlük işlevselliğin sosyal, mesleki, öğrenme gibi çeşitli boyutlarında olumsuz etkilenmeler ve verimlilikte azalma meydana gelebilir.

Duyguların adaptasyonda ve amaca yönelik davranışların düzenlenmesinde ve organizasyonda rolü vardır.

Duyguların kişilik gelişimi üzerine etkileri vardır.

Sağlıklı bir duygusal gelişim olabilmesi için

Bebekte dikkat işlevlerinin ve yüze göze bakma becerisinin gelişimine uygun bir şekilde var olması gerekir. Bu ancak, sağlıklı duyu organları ve beyin bölgeleri ile mümkündür.

Bakım verenin, göz teması kurması ve duruma uygun duygusal tepkiler verebilmesi gerekir.

Bakım verenin ruh sağlığı yönünden bir sorununun olmaması gereklidir.

Bakım veren duygusal tepkilerini yaşayabilmeli, tanıyabilmeli ve sözelleştirebilmelidir.

Bakım beren duygularını kontrol edebilmeli ve yönetebilmelidir.

Bakım verenin duygusal tepkilerin yoğunluğu ve süresi dış uyaranlar ve çevre ile uyumlu olmalıdır.

Bakım verenler, bebeklerinin fiziksel, sosyal, duygusal ve dokunsal ihtiyaçlarını karşılarken ilgili ve güler yüzlü olmalıdırlar. Mümkün olduğu kadar fazla göz teması kurarak pozitif duygularını gösterebilmelidirler.

Bakım veren çocuğunun çeşitli alanlardaki ihtiyaçlarına yanıt verici olmalıdırlar.

Bakım verenler olaylar karşısındaki duygusal tepkilerinin kontrolünde çocuklarına örnek olmalıdırlar.

Çocuklar, fiziksel, duygusal veya cinsel örselenmelerden korunmalıdırlar; travma sağlıklı duygusal gelişimi bozar.

Duygular ile düşünceler arasındaki entegrasyon sağlanmış olmalıdır. Duygular ile düşünceler arasında uygun entegrasyonun sağlanması, sağlıklı gelişen beyin bölgelerinin olması ve ortama uygun duygusal tepkilerin ve düşüncelerin verilmesi ve tanımlanması (uygun uyaranların sunulması) ile mümkündür. Travma sağlıklı entegrasyonu bozabilir.

Duygusal gelişimde başlıca sorunlar aşağıdaki şekillerde görülebilir:

Kendi veya başkalarının duygularını algılamakta, anlamada ve adlandırmadaki güçlükler

Duyguların yanlış yorumlanması (bilişsel çarpıklıklar)

Duyguların çok az veya yoğun yaşanması

Duygularda ani hızlı değişikliklerin olması –duygu durumu düzenleme güçlükleri-

Duyguların düşünce içeriğine veya olaylara uygunsuz yaşanması

Duygu ifadesindeki yetersizlikler veya uygunsuzluklar

Duyguların ve dikkatin düzenlenmesi, kendinin düzenleme becerilerinin önemli parçalarını oluşturur: Kendini düzenleme becerilerinin, psikososyal işlevsellikte ve okul/iş başarısının elde edilmesinde önemli rolü vardır. Duyguların düzenlenmesi, uyum becerilerini ve davranışlarını geliştirirken; duyguların iyi düzenlenememesi, uyum becerilerinde ve davranışlarda kötüleşme ile birliktedir. Çocukluk çağı travmaları, ihmalleri ve olumsuz yaşam olayları, duygu düzenleme becerilerini bozar. Sıklıkla duygu düzenleme güçlükleri empati becerilerinin ve prososyal yanıtların gelişimine engel olur. Post travmatik stres bozukluğu gibi çeşitli psikiyatrik bozukluklarda bu durum açıkça gözlenebilir. Başka bir deyişle duyguların düzenlenmesi, sağlıklı bir gelişimde merkezi rol oynarken, duyguların iyi düzenlenememesi, psikiyatrik bozuklukların gelişimine zemin hazırlayabilir.

Duyguların düzenlenmesinde, nörobiyolojik sistemler, duyguların yoğunluğu (emosyonalite), mizaç özellikleri (temperament), kişilik, yürütücü işlevler, bilişsel süreçler, kişiler arası ilişkiler, sistemler arası ilişkiler ve bağlantılar rol oynar.

Duygusal gelişiminde aksamaların olduğu durumlarda çocuğun mutlaka bir çocuk ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmesi gerekir.


İstanbul Çocuk Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!