Doktorsitesi.com

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
14 Nisan 2021262 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklarda Davranış Bozuklukları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Davranış Gelişimi ve Ailenin Model Rolü

Çocukların yetişkinlerin küçük birer kopyası olmadığını ve dünyayı yetişkinlerden çok daha farklı yorumladıklarını unutmamak gerekir. Çocuklar, karşılaştıkları olaylar karşısında nasıl tepki vereceklerini, ne hissedeceklerini ve hatta ne söyleyeceklerini ilk olarak aile ortamında öğrenirler. Bu nedenle aile, çocuğun gelişimsel süreçlerinde en temel ve en önemli model olma özelliğini taşır.

Ebeveynlerin temel görevi, çocuklarına uygun bir büyüme ortamı sağlamak ve doğru davranış biçimleriyle onların gelişimini desteklemektir. Ancak bazı durumlarda çocuklarda istenmeyen davranış örüntüleri gözlemlenebilir. Bu tür durumlarda, davranışın sadece kendisine odaklanmak yerine, onu tetikleyen etmenleri ve sonuçlarını derinlemesine analiz etmek gerekir.

Davranış Bozukluğu Nasıl Tanımlanır?

Bir davranışın profesyonel anlamda davranış bozukluğu olarak adlandırılabilmesi için belirli kriterleri karşılaması beklenir. Bu süreçte davranışın sıklığı, yoğunluğu ve hangi bağlamlarda ortaya çıktığına dair veriler toplanmalıdır. Uzmanlar, bir eylemin davranış bozukluğu sayılabilmesi için en az iki farklı ortamda (örneğin hem evde hem okulda) sergileniyor olmasını temel kriter olarak kabul ederler.

Davranış bozuklukları, çocuğun öznel yaşantısıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle, davranışın çevrede hangi amaca hizmet ettiğini anlamak için kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Çocuklarda gözlemlenen olumsuz davranışlar genellikle şu dört temel işlevden birini yerine getirir:

  • Dikkat Çekme
  • Nesne Elde Etme
  • Sorumluluktan Kaçma
  • Duyusal Uyaran İhtiyacını Karşılama

1. Dikkat Çekme İhtiyacı

Çocuklar; ebeveynlerinin veya çevresindeki diğer bireylerin ilgisini çekmek amacıyla bağırma, zıplama, tepinme veya ağlama gibi davranış problemleri sergileyebilirler. Bu durumda öncelikle çocuğun sosyal ilgi ve ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığı incelenmelidir. Eğer çocuk ailesinden yeterli onay almıyor, olumlu davranışları takdir edilmiyor ve kendisine özel vakit ayrılmıyorsa, varlığını ispat etmek için bu tarz olumsuz yollara başvurabilir.

2. Nesne Elde Etme İsteği

Bir çocuk, istediği bir eşyaya veya oyuncağa ulaşmak için ağlama ya da zorla isteme gibi yöntemler geliştirebilir. Bu noktada çocuğun, istediği nesneyi uygun bir dille talep etme becerisine sahip olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bazı durumlarda çocuk, nesneyi elde etmenin doğru yolunu bilmediği için veya bu tarz davranışlar sergilediğinde nesneye ulaştığı için bu yöntemi kalıcı hale getirmiş olabilir.

3. Sorumluluktan Kaçma Davranışı

Sorumluluktan kaçmak amacıyla sergilenen davranışlar; genellikle ödev yapmamak, okula gitmeyi reddetmek veya verilen görevleri yerine getirmemek şeklinde ortaya çıkar. Bu tür bir tabloyla karşılaşıldığında, davranışın hangi bağlamda gerçekleştiği ve çocuğun bu kaçınma yoluyla neyi hedeflediği titizlikle incelenmelidir.

4. Duyusal Uyaran İhtiyacını Karşılama

Çocuklar dünyayı anlamlandırmak ve çevreyi keşfetmek için nesnelerle sürekli temas halinde olmalıdır. Ancak aşırı korumacı aile yapılarında, çocuğun nesnelerle teması zarar göreceği düşüncesiyle engellenirse, çocuk bu ihtiyacını farklı ve bazen istenmeyen davranışlarla karşılamaya yönelebilir. Bu durumda çocuğun çevresiyle sağlıklı temas kurmasına ve kendini yeniden yapılandırmasına imkan tanınmalıdır.

Davranış İşleviTemel NedeniÇözüm Yaklaşımı
Dikkat ÇekmeSosyal ilgi ve onay eksikliğiOlumlu davranışları takdir etme ve özel vakit ayırma
Nesne Elde Etmeİletişim becerisi eksikliğiDoğru talep etme yöntemlerini öğretme
Sorumluluktan KaçmaGörevlerden duyulan kaygı veya isteksizlikDavranışın bağlamını ve işlevini analiz etme
Duyusal UyaranKeşfetme ihtiyacının kısıtlanmasıNesnelerle temas kurmasına ve keşfetmesine izin verme

Etiketler

Çocuklarda davranış bozukluklarıÇocuklarda davranış bozuklukları tedavisiDavranış bozuklukları

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

• Uzm. Kl. Psk. Zübeyde Ezgi Horzum İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2016 yılında şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Ardından Dokuz Eylül Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamladı. Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.
• Lisans eğitimi süresince birçok yerde staj yaparak deneyim kazandı. Staj yaptığı yerler: Denizli Devlet hastanesi (1 ay), Bornova Rehberlik ve Araştırma Merkezi (2 yıl belirli aralıklarla), Denizli Yamaç Anaokulu (1 ay) ve Dünya Psikolojik Danışma ve Eğitim Merkezi (2 ay). Bunların yanında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde Geriatri Bölümünde ve Balçova’da özel bir Huzurevinde de bir dönem stajyer psikolog olarak görev aldı.
• Yüksek lisans eğitimi sürecinde yaptığı stajlarda Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ve NP İstanbul Beyin Hastanesinde bulunan diğer psikiyatristlerin seanslarını izleme fırsatı bulup, birçok deneyim kazanmıştır.
• Hem lisans eğitimi süresince hem de sonrasında birçok eğitim almıştır. İstanbul Üniversitesinden CAS (Cognitive Assessment System) eğitimi, Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’dan Bilişsel-Davranışçı Terapi eğitimi, Prof. Dr. Ümran Korkmazlar’dan Çocuk EMDR Eğitimi, Uzm. Kl. Psk. Emre Konuk ve Uzm. Kl. Psk. Asena Yurtsever’den EMDR I. ve II. Düzey eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. Bunların yanında 450 saatlik aile danışmanlığı eğitimi, MMPI Uygulayıcı eğitimi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi eğitimi, Psikolojik Değerlendirme Sürecinde Ön Görüşme ve Kısa Süreli Danışmanlık eğitimi, Travma, Krize Müdahale ve Psikososyal Destek eğitimi, Aile Arabuluculuğu eğitimi gibi birçok eğitimi başarıyla tamamlamıştır. Hürriyet yazarıdır.
• 35 Psikoloji ve Danışma Merkezi’nde Kurucu Psikologdur. Danışanlarına hem yüz yüze hem de online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.