Çocuklar, gelişim evrelerinin ilk dönemlerinde dış dünya ile kendilerine has metotlarla iletişim kurarlar. Ağlama, anlamsız ses öbekleri bu metotlardan bazılarıdır. Çocukluk döneminde belirli bir evre tamamlandıktan sonra bu iletişim araçlarının içine oyunlar da dahil olur. Gelişimlerini halen tamamlama evresinde olan çocuklar, ifade etmek istedikleri birçok şeyi oyun diliyle aktarırlar. Bazen büyükler evlatlarının ne demek istediği noktasında ya da onunla sağlıklı bir iletişim kuramadığını düşündüğünde Pedagoglardan yardım alabilirler. Psikolojik anlamda zorlu bir süreçten geçen çocukların da bu durumda neler hissettiğini anlamak, içerisinde bulunduğu durumdan en az şekilde etkilenmesini sağlamak adına oyun terapilerine baş vurulur. Oyun terapisi metodunda her oyuncağın temsil ettiği gerçek hayatla bağlantılı anlamlar vardır. Terapist bu süreçte bazen çocuk danışanına yönergeler verir bazense onu tamamen serbest bırakarak kendi oyununu kurmasını ister. Çocuğun hangi oyuncaklarla ilgilendiği, ne tür oyunlar oynamak istediği ve oyun esnasındaki davranışları terapiste yaşanan sorun hakkında bilgiler verir veya çocuğun özel olarak anlatmak istediği şeyleri anlamasında yardımcı olur. Böylelikle çocuk keyifli bir şekilde oyun oynarken danışmanı ise onun hakkında çıkarımlar ve tespitler yapma imkanı bulur. Sorun çözümlendikten sonra da terapi süreci de özel bir vaka tespiti yapılmadığı ve başka bir uzmanın müdahale etmesi gerekmediği sürece aynı metotla devam eder. Artık çocuk terapistini bir oyun arkadaşı olarak görmeye başlamış ve ona güvenmiştir. Bu sayede tedavi için gereken bazı şartlara daha rahat adapte olur ve kabullenir. Oyun terapisi metodu hassas yaklaşılması gereken ve anlaşılması güç olan tavırlar içerisine giren çocukların anlaşılmasında ve onu rahatsız eden durumun da onu incitmeden giderilmesini sağlamada oldukça etkili bir yöntemdir. Bu yöntemi etkili kılan birincil husus ise tüm terapi sürecinin çocukla iş birliği içinde yürütülüyor olmasıdır.

Genellikle 3-12 yaş arasındaki çocuklarla çalışılan oyun terapisi, çocuğun zeka yaşına ve gelişimine göre esneklik gösterebilir. Bu terapiye başlanmadan önce velilerden çocuğa dair uzunca ve detaylı bir yaşam öyküsü alınılır. Odaklanılması gereken sorun hakkında öngörü oluşturulur. Daha sonra oyun terapisinin etkili olacağını düşünen terapist uygulamaya başlar. Tanışma seansında terapist, danışanının kendisini güvende hissedebileceği ve koşulsuz kabul gördüğü bir ortamda olduğunu anlamasını sağlar. Kendinde güven duygusu oluşan çocuk ise terapist eşliğinde oyun aracılığıyla sorunlarını gün yüzüne çıkarmaya başlar.

Oyun terapisi, yaşanan psikolojik problemlerin aşılmasında yardımcı olmasının yanı sıra çocuğun duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını daha iyi anlamasına; problem çözme, kendini kontrol edebilme becerilerinin, özgüveninin gelişmesine ve ilişkisel, davranışsal sorunların azalmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında gelişim sürecindeki her çocuğun ihtiyacı olan oyun oynama, çocuğun yalnız kalabilme, empati kurabilme, kişilerarası iletişim ve ilişkileri sağlıklı bir biçimde öğrenebilmesinin sağlandığı, dikkat, öğrenme, yaratıcılık gibi becerilerini geliştirdiği bir aktivitedir. Kişide bu becerilerin sağlanmış olması sosyal yaşantısında ve gündelik hayatında sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve kendini tamamlaması açısından önemlidir. Son olarak oyun terapisi metodu çocuklarda da görülebilen “dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu, fobiler ve hiperaktivite bozukluğu” gibi önemli sorunların giderilmesinde de sıkça kullanılan bir psikoterapi yöntemidir. Oyun çocukların kendilerini ifade ettikleri bir dil, oyuncaklarsa onların kelimeleridir. Bu iletişim dünyasının içinde ebeveynlerinde yer alması çocuklarıyla daha iyi iletişim kurmalarını sağlar.


Konya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!