ÇOCUK VE OYUN

Oyun; çok farklı anlamlar da kullanılmıştır. Oyun denildiğinde satranç, tavla gibi masa oyunlarından; saklambaç, körebe gibi grup oyunlarına; bilgisayar oyunlarından atari oyunlara çok farklı bir yelpaze önümüze açılır. Oyunun tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Oyunlar; eski din, dil, inançları incelemek için kaynak oluşturmuş, antropologlar oyunlar yoluyla kültür yayılmalarını ve göçleri incelemişlerdir, kültür biçimlerini sınıflandırıp uygarlıkların niteliklerini saptamışlardır.

Oyunların taklit edilerek doğduğu ve kökeninde ritüellerin olduğunu söyleyebiliriz. İlkel insanın çevresini tanıması, öğrenmesi, bilgi edinmesi ve sanatı oyun yoluyla başlamıştır; bu insanın yaşamını var eden kültür, oyundur.

Yetişkinler için de birçok şeye araç olan oyun çocuk açısından da çok önemlidir. Oyun, çocuğun hayattaki en ciddi işidir.

Oyun kişinin gerçek dünyası ile fantezi dünyası arasındaki bir geçiş alanıdır. (Winnicott) Kişi çocuk yaşamındaki gerçekleştiremediği fantezilerini oyun sürecinde tamamlamaya çalışır.

Genel de yetişkinler oyunu çocuğun eğlendiği bir aktivite olarak düşünürler hatta bazen boşa geçirilen zaman olarak da düşünebilirler. Ancak oyun çocuk için dış dünyayı tanıması, kendisini tanıması, çatışmalarını çözmesi, olumlu ya da olumsuz duyguları tanımayı öğrenmesi kısaca yaşadığı hayatın bir yansıması ve provasıdır.

Çocuk oyun yoluyla taklit yeteneği artar. Hayal gücü gelişir. Gerçek yaşama alışmada beceri kazanır. Özgüven kazanır. Kişiliği gelişir. Kendini tanır. Paylaşmayı öğrenir. Empati duygusu gelişir. Ruhsal gerilimi ve kaygılar azalır. Fiziksel enerjisinin fazlasını harcar. Zaman zaman içine düştüğü çaresizlik duygularından, korkularından kurtulur.

Oyun, çocuğun kendi kişiliğini ortaya koymasında ve bazı olumlu özellikleri kazanmasında da yararlıdır. Özellikle doğru davranışların pekişmesi oyun vasıtasıyla daha kolay sağlanabilir. Olumlu karakter özellikleri, uygun oyun ortamında artar ve pekişir.. Birçok çocuk oyun aracılığı ile empati yapmayı, başkalarına saygı göstermeyi, karşılıklı diyaloglarda kendi sorumluluğunu fark etmeyi, sabırlı olmayı, kurallara uymayı, stresle baş etmeyi, problem çözmeyi ve liderlik özelliklerini pekiştirmeyi öğrenerek karakter ve kişilik gelişimini olumlu yönde pekiştirir.

Oyun yoluyla çocuk birikmiş enerjisini atar ve hareket ederek fiziksel gelişimine katkı sağlar. Bedenini tanır ve psiko motor gelişimine katkı sağlar. Çocuk oyun aracılığıyla dostluk, sevgi, paylaşmak gibi duyguları tanır. Çocuk açıkça ifade edemediği duygularını oyun aracılığıyla aktarır ve rahatlama sağlar. Oyun aracılığıyla kavram bilgisi artar, nesneler ve olaylar arasında ilişki kurmayı ve problem çözebilme becerisini arttırarak bilişsel anlamda gelişim sağlar.

YAŞ GRUPLARINA GÖRE OYUN TERCİHLERİ

Prof Dr Haluk Yavuzer’in ülkemizde yaptığı araştırma sonuçlarına göre;

0-1 Yaş:

yaş arası bebeklerde oyun faaliyeti, temel olarak, çevresindeki insanlara bakmak, yakınındaki objeleri yakalamak, oyuncak ve objeleri çekerek ve çarparak onları keşfetmeye çalışmaktır.

Örneğin yeni konuşmaya başlayan ve dış dünyayı tanıyan çocuğun oynadığı ‘Ce-ee Oyunu’ ayrılık ve tekrar kavuşmayı temsil eden bir oyundur. Çocuk her kaybolduğunda annesi tarafından bulunmayı ister. Her kaybolduğunda annesi tarafından bulunan çocuğun; annesiyle arasında güvenli bağlanma oluşur.

2-3 Yaş:

2 yaştan itibaren çocuklar kültür ve günlük yaşamlarını canlandırabilecekleri dramatik oyunlara yönelirler. Bunlar evcilik, meslek gruplarını taklit gibi, kişileştirme ve objeleri kullanmaya yönelik oyunlardır.

2-4 yaş arası aynı zamanda Paralel oyun dönemidir. Bu dönemde çocuklar aynı ortamda oynarlar, aynı oyuncakları kullanırlar, fakat birlikte oynamazlar ve birbirlerinden bağımsız olarak oyunlarını sürdürürler. Paralel oyunda çocukların sosyal etkileşimleri çok az olmakla birlikte, bir oyuncağı istemek, düşüncelerini söylemek gibi durumlarda birbirleriyle çok az da olsa etkileşime girebilirler.

4-6 Yaş:

Cinsiyet rollerinin farkına varmaya başlayan 4-6 yaş arası çocuklarda oyun, kız çocuklarının daha çok bebeklerle oynama ve evcilik, erkek çocuklarının serüvenleri grup oyunlarına yansıtması şeklinde görülmektedir.

Ailelere Öneriler

Çocuklarınıza oyun oynamaları için zaman ve alan oluşturun. Oyunlarına dâhil olarak kaliteli zaman geçirmeyi sağlayın. Oynadıkları oyunları size öğretmesine izin verin. Oyun esnasında çocuğunuzu yönlendirmeye çalışmayın, bırakın oyununu o yönetsin. Böylece hayal gücünü ve düşünce şeklini de öğrenmiş olursunuz.

Çocuklarınızın oynadığı oyunlar hakkında negatif eleştiri yapmaktan kaçının.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!