ÇOCUĞA ETKİLİ SINIRLAR ÇİZME

ÇOCUĞA SINIR ÇİZMEDE ETKİLİ YAKLAŞIMLAR
Çocuk yetiştirme sürecinde sınır çizme, bireyin hem duygusal hem de sosyal gelişimini doğrudan etkileyen temel bir unsurdur. Gelişim psikolojisi alanındaki araştırmalar, çocukların sağlıklı bir benlik algısı geliştirebilmesi ve çevreyi güvenli bir şekilde keşfedebilmesi için öngörülebilir ve tutarlı sınırlara ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Doğan Cüceloğlu da çocukluk döneminde kurulan ilişkilerin ve sınırların, bireyin yetişkinlikteki davranış örüntülerini şekillendirdiğini vurgular.
Sınır koyma, çoğu zaman yanlış biçimde otorite kurma ya da çocuğu kısıtlama olarak algılanmaktadır. Oysa bilimsel açıdan sınırlar, çocuğun davranışlarını düzenleyen dışsal bir çerçeve oluşturarak zamanla içsel denetim geliştirmesine yardımcı olur. Bu nedenle sınırlar, bir baskı unsuru değil; gelişimsel bir ihtiyaçtır.
SINIRLAR NEDEN GEREKLİDİR?
- Güven: Çocuklar, sınırlar sayesinde dünyanın öngörülebilir ve güvenli bir yer olduğunu öğrenir. Bütün çocuklar anne babanın sınır çizmesine ihtiyaç duyar. Kurallar olmayan ya da kuralların sürekli değiştiği evlerde büyüyen çocukların kaygı düzeyleri daha fazla olabilir. İlişkilerinde sınırları oluşturamamak bireyin kaygı düzeyini arttırıyor olabilir.
-İlişkiler: Ebeveynin sınır koymakta zorlandığı durumlarda çocuk, davranışlarını düzenleyecek bir referans noktası bulamaz. Bu durum, çocuğun sınırları sürekli test etmesine ve ilişkilerde zorlanmasına neden olur.
- Kimlik oluşumu: Sınır çizemeyen anne baba, sınır çizemeyen çocuk demektir. Sınırları çizilmemiş çocuk , sınırlarını çizemeyen bir yetişkin olabilir. Bu durum ya kendi alanına girilmesine izin vermesine ya da başkasının alanına grime konusunda sınırları çizememesine yol açıyor olabilir.
- Neden-sonuç ilişkisi kurması: Hangi davranışın hangi sonuçları oluşturduğunu keşfeden çocuk(kötü sözler kullarsam ….olur, ödevimi yapmazsam ….. olur gibi) büyüdüğünde yetişkin birey olmanın getirdiği sorumlulukları omuzlamakta nispeten daha başarılı olur.
SINIR SINIRLAMA DEĞİLDİR
Sınır koymak, çocuğun özgürlüğünü kısıtlamak değildir. Aksine, sınırlar çocuğa güvenli bir hareket alanı sunar. Sınır koymak empati anlayış ve işbirliği ile olur; Sınırlama ise güç, kontrol ve ceza ile olur.
ÇOCUĞA SINIR KOYMADA ÜÇ TEMEL YAKLAŞIM
Sınırların bu denli gerekli olması, ebeynlerin aklına “çocuğuma daha kolay nasıl sınır çizerim?” sorunusu getirmektedir.
1. Rutinler (Günlük Yapı Oluşturma)
Rutinler, çocuk için görünmez ama güçlü sınırlardır. Rutin sayesinde çocuk hem alışkanlık edinmiş olur hem de güvende hisseder. Rutinler başkalarının rutinlerinden yola çıkarak değil ailenin ve çocuğun ihtiyaçlarından yola çıkarak işbirliği içerisinde oluşturulmalıdır. Örneğin; uyku öncesi rutini, yemekten önce el yıkama rutini, sabah kahvaltı öncesi yatak toplama gibi 1-2 basit rutin ile başlanmalıdır. Ve zamanla ihtiyaç hissettikçe çocuğun kapasitesi ve bireysel ihtiyaçları dikkate alınarak birer birer arttırılabilir.
2. Tutarlı Davranışlar (Anne-Baba Tutumu)
Anne ve babanın aynı duruma benzer tepkiler vermesi, sınırların netleşmesini sağlar. Tutarlılık, güven duygusunun temelidir. Eğer mümkün ise anne baba kurallar ve sınırlar konusunda hemfikir olmalıdır. Eğer anne babanın çocuk yetiştirme konusunda hemfikir olmadığı bir durum sözkonusu ise tutarlıymış gibi davranılmamalıdır. Çocuğun gelişim düzeyine uygun bir dille (örn;“annen ile bu konuda aynı fikirde değiliz,annen bunun senin için daha uygunolacağını düşünüyor, bu konuda onun kurallarına uyacağız” gibi ) bu durum kısaca açıklanmalıdır. Bu şekilde sınırlar konulmuş aynı zamanda insanların aynı fikirde olmayabilecekleri fakat bu durumlarda bile anlaşabilmemenin mümkün olduğu mesajı çocuğa verilmiş olacaktır.
3. Kurallar (Net ve İlkelere Dayalı Çerçeve)
Kurallar belirlenirken şu konulara dikkat edilmelidir;
Kurallar herkes açısından mantıklı olmalıdır ve çocuğun yaşına, gelişimine uygun olmalıdır. Evde bir kural var ise bu herkes için geçerli olmalıdır. Çocuklar arasındaki yaş ile ilgili farklardan dolayı kurallar farklılaşıyorsa bu çocuğa açıklanmalıdır. Çocukların yaşları ilerledikçe revize edilmelidir. Son olarak kuralların güçlü prensiplere dayalı olması hem anne ve babanın hem de çocuğun kurala uyma konusunda kararlılığını arttırır. Örneğin bebeğin prize dokunmaması konusunda güvenlik gibi güçlü bir prensip sözkonusudur ve bu sınır konulması konusunu gerekli kılar. Bunun gibi eğer çocuğa bir sınır çiziliyorsa bu sınırın gerekçesi oluşturulmalı ve gerekliliğine öncelikle anne- baba inanmalıdır. Güçlü değerler güçlü sınırlar demektir.
Sınır koyma konusu ebeveynlerin en zorlandığı konulardandır. Çocuklar için sınır çizmeye eğer bu üç yaklaşım uygulanarak başlanır ise bu konu aileler için büyük bir yük olmaktan çıkar ve evin atmosteri haline gelmesi kolaylaşır. Çocuklar için sınırların çizilmesine yumuşak bir geçiş yapılmasını sağlar ve bu ebeynler için sancısız bir süreç olur. Sınır koyarken “Hayır” cevabına verilen ÖFKE tepkisi normal bir duygudur. Sağlıklı sınır çizmede öncelikle çocuk dinlenir, anlaşılır,çocuğun öfke duygusuna saygı duyulur, ihtiyacı karşılanır ve sınır korunmaya devam edilir. Sınır çizmek deyince akla gelen ilk kelime olan “HAYIR” ın çok fazla ve dikkatsiz kullanılması, bu kelimenin bir kısıtlama kelimesi haline gelmesine sebep olabilir. Öfke gerekli bir duygu olsa dahi fazla kısıtlanan çocuğın genel duygu durumu “ÖFKELİ” haline gelebilir ve süreç bir çıkmaza girebilir.
Sonuç olarak, etkili sınır koyma; yasaklar koymak değil, anlam kurmaktır. Rutinlerle yapı oluşturmak, tutarlılıkla güven vermek ve değer temelli kurallarla çerçeve çizmek; çocuğun hem özgür hem de sorumluluk sahibi bir birey olarak gelişmesini sağlar.
PINAR ATAN BALCIOĞLU
PSİKOLOJİK DANIŞMAN
