Doktorsitesi.com

Çiftlerin En Çok Karşılaştığı İletişim Sorunları: Konuşmak Neden Yetmiyor?

Dr. Emel Karabulut
Dr. Emel Karabulut
19 Ocak 202614 görüntülenme
Randevu Al
İlişkilerde en sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Bizim problemimiz iletişim.” Oysa çoğu çift aslında oldukça fazla konuşur. Günlük hayat, sorumluluklar, çocuklar, iş, yapılacaklar… Konuşma vardır ama anlaşılma yoktur. Çünkü iletişim, kelimelerin varlığıyla değil; duygunun karşıya geçebilmesiyle mümkündür. Çiftler arasındaki iletişim sorunları genellikle yüksek sesle başlayan büyük kavgalar şeklinde değil; zamanla biriken, fark edilmeden yerleşen küçük kopukluklar olarak ortaya çıkar. Bu kopukluklar ilişkiyi yavaş yavaş yorar.
Çiftlerin En Çok Karşılaştığı İletişim Sorunları: Konuşmak Neden Yetmiyor?

1. Anlaşılmak Yerine Haklı Olmaya Çalışmak
Çiftler arasında en yaygın iletişim hatalarından biri, konuşmanın amacının farkında
olunmamasıdır. Tartışma anlarında birçok kişi, “beni anla” demek isterken aslında “ben
haklıyım” demeye çalışır.
Bu durumda iletişim, bir paylaşım alanı olmaktan çıkar; savunma ve saldırı döngüsüne girer.
Taraflar sırayla kendini savunur, karşı tarafı ikna etmeye çalışır. Ancak kimse gerçekten
dinlemez.
Haklı çıkmak, kısa vadede egoyu rahatlatabilir; fakat uzun vadede ilişkiyi yalnızlaştırır. Çünkü
anlaşılmayan kişi geri çekilir.
2. Dinlemek Yerine Cevap Hazırlamak
Birçok çift, karşısındaki konuşurken aslında dinlemez; sıranın kendisine gelmesini bekler. Bu
sırada zihinde şu cümleler dolaşır:
“Şimdi ben buna ne diyeceğim?”,
“Bu söylediği çok haksız”,
“Beni suçluyor.”
Gerçek dinleme, karşı tarafın sözünü kesmeden, savunmaya geçmeden, duyguyu anlamaya
çalışarak yapılır. Ancak çoğu ilişkide dinleme, yalnızca sessiz kalmakla karıştırılır.
Bu da şu hissi doğurur:
“Beni duyuyor ama dinlemiyor.”
3. Duygu Yerine Davranış Konuşmak
İletişimde en sık yapılan hatalardan biri, duygular yerine davranışların konuşulmasıdır.
“Beni kırdın” demek yerine,
“Zaten sen hep böylesin” denir.
Davranışa odaklanan iletişim suçlayıcıdır. Duyguya odaklanan iletişim ise bağ kurar. Ancak
birçok kişi kendi duygusunu tanımlamakta zorlanır; bu nedenle eleştiriyle konuşur.
Eleştiri arttıkça savunma da artar. Savunma arttıkça temas azalır.
4. Susarak Cezalandırmak
Bazı çiftlerde iletişim sorunu yüksek sesle değil, sessizlikle yaşanır. Küslük, geri çekilme,
konuşmama… Bu durum çoğu zaman “sakinleşmek için” yapıldığını iddia eder; ancak
aslında pasif bir cezalandırma biçimidir.
Susmak, kısa vadede çatışmayı durdurur gibi görünse de uzun vadede ilişkiyi zehirler. Çünkü
konuşulmayan her duygu, ilişkide görünmez bir mesafe yaratır.

Sessizlik, çözüm değildir; ertelenmiş bir kopuştur.
5. Zihin Okuma Beklentisi
“Bunu söylememe gerek var mıydı?”,
“Anlaması gerekirdi.”
Çiftler arasında sık görülen bir başka iletişim sorunu da beklentilerin açıkça ifade
edilmemesidir. Kişi, ihtiyacını söylemeden karşı tarafın bunu fark etmesini bekler. Beklenti
karşılanmadığında ise hayal kırıklığı ve öfke ortaya çıkar.
Oysa kimse karşısındakinin zihnini okuyamaz. Açık iletişim, duyguyu ve ihtiyacı doğrudan
ifade etmeyi gerektirir. Söylenmeyen beklenti, karşılanmadığında kırgınlığa dönüşür.
6. Genelleme ve Etiketleme
“TAMAMEN böylesin”,
“HİÇ değişmiyorsun”,
“HER ZAMAN böyle yapıyorsun.”
Bu tür genellemeler iletişimi kilitler. Çünkü kişi, tek bir davranış üzerinden tüm kişiliğiyle
yargılandığını hisseder. Bu da savunmayı ve kapanmayı tetikler.
İletişimde spesifik olmak, genellemeden kaçınmak ve “şu durumda, şu davranış beni böyle
hissettirdi” diyebilmek ilişkiyi korur.
7. Zamanlama Sorunu
Doğru söz, yanlış zamanda söylendiğinde yine zarar verir. Yorgunken, açken, stresliyken ya
da başkalarının yanında açılan konular iletişimi sağlıksız hale getirir.
Birçok çift, “konuşalım” dediği anda gerçekten konuşmaya uygun değildir. Bu da tartışmaların
gereksiz yere büyümesine neden olur.
İletişim yalnızca ne söylendiği değil, ne zaman ve nasıl söylendiğiyle ilgilidir.
8. Duygusal İhtiyaçların Farklı Dillerle İfade Edilmesi
Bazı insanlar duygularını konuşarak ifade eder, bazıları davranışla. Biri anlatmak isterken
diğeri çözüm sunar. Bu farklar, yanlış anlaşılmaya çok açıktır.
Bir eş derdini anlatırken çözüm istemiyor olabilir; sadece anlaşılmak istiyordur. Diğeri ise
bunu “sorun” olarak algılayıp çözmeye çalışır. Bu noktada iletişim kopar.
9. Geçmişin Sürekli Gündeme Taşınması
Her tartışmanın sonunda eski defterler açılıyorsa, sorun bugünde değil; geçmişte
çözülmemiş duygulardadır. Geçmişi her seferinde masaya koymak, bugünkü sorunu çözmez;
yalnızca ilişkiyi ağırlaştırır.
Sağlıklı iletişim, geçmişi bastırmak değil; uygun zamanda ele almayı bilmektir.
10. İletişimi İlişkinin Kendisi Sanmak
İletişim, ilişkinin tamamı değildir; ama taşıyıcı kolonudur. Çiftler bazen “iletişim düzelirse her
şey düzelir” sanır. Oysa iletişim sorunları çoğu zaman daha derin bağlanma, güven ve sınır
problemlerinin yansımasıdır.
Bu nedenle iletişim çalışmaları, yalnızca teknik değil; farkındalık gerektirir.

Sonuç: İletişim Bir Teknik Değil, Bir Temas Biçimidir
İlişkilerde iletişim, doğru cümleleri kurmakla değil; duyguyla temas edebilmekle iyileşir.
Çiftlerin yaşadığı iletişim sorunları çoğu zaman sevgi eksikliğinden değil; duygusal temasın
kaybolmasından kaynaklanır.
İletişim öğrenilebilir. Ama önce şu soruyla yüzleşmek gerekir:
“Ben konuşurken gerçekten bağ kurmak mı istiyorum, yoksa kendimi korumak mı?”
Bu fark edildiğinde, ilişki yavaş yavaş değişmeye başlar.

Yazar Hakkında

Dr. Emel Karabulut

Dr. Emel Karabulut

İlk , orta, lise öğrenimimi Ankara Yükseliş Koleji’nde tamamladım. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1992 yılında mezun oldum. Sağlık Bakanlığına bağlı birçok birimde ve Kamuda kurum doktorluğu yaptım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.