Doktorsitesi.com

Çağımızın hastalığı; zayıf olma hırsı ve beraberinde gelen 'aneroksiya nervoza'..

Klinik Psikolog Sinem Özer Yaprak
Klinik Psikolog Sinem Özer Yaprak
1 Ocak 2016262 görüntülenme
Randevu Al
  • Yeme bozuklukları, toplumsal zayıflık idealinin yanı sıra mesleki baskılar ve derin psikolojik faktörlerin etkisiyle özellikle kadınlar ve belirli risk grupları arasında yaygınlaşmaktadır.
  • Anoreksiya ve bulimiya, kilo kontrolü üzerinden şekillenen özsaygı sorunları ve farklı beslenme davranışlarıyla karakterize edilen ciddi sağlık problemleridir.
  • Tedavi süreci; aile desteğiyle birlikte psikiyatrist, psikolog ve endokrinoloji uzmanının koordineli çalışmasını gerektiren multidisipliner bir yaklaşım üzerine kuruludur.
Çağımızın hastalığı; zayıf olma hırsı ve beraberinde gelen 'aneroksiya nervoza'..
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yeme Bozuklukları ve Zayıflık Hırsının Psikolojik Temelleri

Özellikle kadınlar arasında yaygın olarak görülen anoreksiya ve bulimiya gibi yeme bozukluklarının ortaya çıkışında pek çok farklı etken rol oynamaktadır. Batı toplumlarında "zayıf olmak" kavramının çekiciliğin temeli olarak kabul edilmesi, bireylerin daha güzel ve dikkat çekici görünme amacıyla tehlikeli diyetlere yönelmesine neden olmaktadır. Bu durum, sadece estetik kaygılarla değil, aynı zamanda mesleki gereklilikler ve derin psikolojik faktörlerle de şekillenmektedir.

Yeme Bozukluklarında Risk Grupları ve Toplumsal Etkiler

Bazı meslek grupları, ince bir fiziksel yapıya sahip olmayı gerektirdiği için yeme bozuklukları açısından yüksek risk altındadır. Özellikle sporcular, dansçılar ve mankenler, mesleki rekabetin getirdiği baskı nedeniyle sürekli bir zayıf kalma yarışı içerisindedirler. Bu gruplarda zayıflık hırsı, profesyonel bir başarı kriteri olarak algılanabilmektedir.

Anoreksiya Nevroza (AN) Belirtileri ve Davranış Biçimleri

Anoreksiya Nevroza, kişinin kilo aldırıcı etkisi olan karbonhidrat ve yağ grubu besinlerden titizlikle kaçınmasıyla karakterize edilir. Bu bireyler genellikle aşırı egzersiz yapar ve sürekli hareket halindedirler. Hastalığın dikkat çekici bazı psikolojik ve davranışsal özellikleri şunlardır:

  • Sürekli yemek tarifleri öğrenme ve başkaları için yemek hazırlama eğilimi.
  • Ayna karşısında sürekli vücut kontrolü yapma ve incelip incelmediğini denetleme.
  • Zayıf olmasına rağmen kendini kilolu hissetme ve vücudunun belirli bölgelerinde fazlalık olduğuna inanma.
  • Özsaygı ve kişisel değerin doğrudan vücut ağırlığı ve kilo kontrolü ile ilişkilendirilmesi.

Bu kişiler için kilo kaybetmek bir başarı göstergesidir. İnceldikçe kendilerini daha saygıdeğer hissederken, kilo aldıklarında değersizlik duygusuna kapılırlar. Bu durum, ergenlik çağındaki kız çocuklarında regl düzensizliğine ve ciddi endokrin bozukluklarına yol açabilmektedir.

Bulimiya Nevroza (BN) ve Anoreksiya Arasındaki Farklar

Bulimiya Nevroza, bireyin kontrolsüz bir şekilde aşırı miktarda yemek yedikten sonra kusma davranışı sergilemesidir. Bu bireyler için şişmanlama fikri tam bir kabustur. Bulimiya temel olarak kısıtlayıcı tip ve tıkınan-çıkaran tip olmak üzere iki çeşittir.

Genellikle uzun bir diyet serüveninden sonra gelişen bu rahatsızlıkta, hastalar genellikle tek başına ve gizlice yemek yemeyi tercih ederler. Anoreksiya ve Bulimiya arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir:

ÖzellikAnoreksiya Nevroza (AN)Bulimiya Nevroza (BN)
Başlangıç YaşıGenellikle 14-15 yaşGenellikle 18-19 yaş
Kilo KaybıÇok bariz ve şiddetlidirAnoreksiya kadar bariz olmayabilir
Ölüm OranıDaha yüksektirAnoreksiyaya oranla daha düşüktür
Beslenme AlışkanlığıSürekli kısıtlama ve kaçınmaGizli yeme ve tıkınma atakları

Yeme Bozukluklarında Ailenin Rolü ve Önemi

Çocuğun bilişsel süreçlerinin ve kişilik yapısının oluşumunda aile faktörü en önemli unsurdur. Sevgisiz büyüme, aşırı katı disiplin, ilgisiz veya baskıcı ebeveyn tutumları; çocuğun özsaygısını ve karar verme yeteneğini olumsuz etkileyebilir. Bazı durumlarda çocuklar, ebeveynleri tarafından anlaşılmadıklarını düşünerek kendilerini fiziksel özellikleri üzerinden kanıtlama çabasına girerler.

Psikoterapi sürecinde ailenin desteği iyileşme hızını doğrudan etkiler. Tedavide ailenin rolü şu amaçları kapsamaktadır:

  1. Aile bütünlüğünü ve organizasyonunu korumak.
  2. Bireyin kişisel gelişimini yükseltmek.
  3. Duygulanım uzlaşması ve karşılıklı saygı ortamı oluşturmak.

Uzman Gözüyle Tedavi Yaklaşımı ve Süreç

Tedaviye başlamadan önce hastanın herhangi bir fiziksel rahatsızlığının olup olmadığı titizlikle incelenir. Eğer fiziksel bir komplikasyon varsa, öncelikle bu durumun tedavisi planlanır ve eş zamanlı olarak terapi seansları başlatılır.

Multidisipliner Tedavi İş Birliği

این tür rahatsızlıklarda başarı, farklı uzmanlık alanlarının koordineli çalışmasıyla mümkündür. Tedavi programı genellikle şu üçlü tarafından yürütülür:

  • Endokrinoloji Uzmanı
  • Psikiyatrist
  • Psikolog

Terapötik Hedefler ve Farkındalık

Psikoterapistlerin öncelikli hedefi, hastaya farkındalık kazandırmak ve hayati riskleri ortadan kaldırmaktır. Özellikle Beden Kitle İndeksi kritik seviyede olan hastalara karşı daha net ve yönlendirici bir tutum sergilenir. Kişinin değerinin fiziksel görünümden bağımsız olduğu bilinci aşılanarak, kaybedilen özgüven ve özsaygı duyguları geri kazandırılmaya çalışılır. Temel amaç, hastayı riskli durumlardan kurtararak sağlıklı yaşam alışkanlıklarına döndürmektir.

Etiketler

Yememe hastalığıBulimia zararlarıZayıflama hapıZayıflama ilacıYeme bozukluğu hastalıklarıYeme bozukluğu tanısıAneroksiya nervosa nedir?

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Sinem Özer Yaprak

Klinik Psikolog Sinem Özer Yaprak

Bahçeşehir Üniversitesi 2013 İngilizce Psikoloji bölümünü Burslu olarak bitirdim. Hemen ardından Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde yüksek lisansımı derece ile bitirdim. Çocukluk Çağı Travmalarının Obsesif Kompulsif Bozukluk Üzerindeki Etkisi başlıklı tezim için 200'e yakın kişi ile çalıştım. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.