Doktorsitesi.com

BOŞANMA SIRASINDA VE SONRASINDA ÇOCUKLARA NASIL DAVRANILMALI

Aile Danışmanı Yonca Sargın
Aile Danışmanı Yonca Sargın
8 Kasım 2022217 görüntülenme
Randevu Al
BOŞANMA sonrasında çocuklarımızın yıpranmaması ve bu sürece en az zararla uyum sağlaması için neler yapmalıyız? Boşanma öncesi aile arasındaki çatışmalar, çocuğun ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler. Çocuğun sağlıklı gelişimi açısından, anne ve babadan ayrı kalması, olumlu bir durum değildir. Fakat boşanma kararı kaçınılmaz ise, anne ve babanın en büyük çabası, çocuklarının maruz kalacağı zararı en aza indirgemek olmalıdır.
BOŞANMA SIRASINDA VE SONRASINDA ÇOCUKLARA NASIL DAVRANILMALI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Boşanma Sürecinde Çocukların Psikolojik Sağlığını Korumak

Boşanma sonrasında çocukların yıpranmaması ve bu sürece en az zararla uyum sağlaması, ebeveynlerin bilinçli yaklaşımlarına bağlıdır. Boşanma öncesinde aile içinde yaşanan çatışmalar, çocuğun ruh sağlığını doğrudan ve olumsuz yönde etkileyen temel faktörlerin başında gelir.

Çocuğun sağlıklı gelişimi açısından anne ve babadan ayrı kalması ideal bir durum olmasa da, boşanma kararı kaçınılmaz olduğunda ebeveynlerin öncelikli görevi, çocuğun maruz kalacağı psikolojik zararı en aza indirgemek olmalıdır. Bu süreçte çocuğun duygusal dengesini korumak için belirli stratejilerin izlenmesi kritik önem taşır.

Çocukla İletişim Kurarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sürecin sağlıklı yönetilmesi için çocukla kurulan iletişimin niteliği belirleyicidir. Bu noktada ebeveynlerin şu adımları izlemesi önerilir:

  • Duygularını İfade Etmesine İzin Verin: Çocuğunuza yaşına uygun bir şekilde kendisini nasıl hissettiğini sorun. Anlattıklarını hiçbir yorum yapmadan, dikkatlice dinleyin ve içinden gelen her şeyi özgürce söyleyebileceğini hissettirin.
  • Suçluluk Duygusunu Giderin: Çocuklar genellikle boşanma sebebini kendilerinde arama ve kendini suçlu hissetme eğilimindedir. Eşinizle yaşadığınız sorunların kendisiyle hiçbir ilgisi olmadığına dair çocuğunuzu mutlaka ikna etmelisiniz.
  • Ebeveynlik Rolünün Sürekliliğini Vurgulayın: Boşanmanın sadece anne ve baba arasında gerçekleştiğini, ömür boyu onun annesi ve babası kalmaya devam edeceğinizi net bir şekilde ifade edin.

Çocuğu Yetişkin Sorunlarından Uzak Tutmak

Boşanma süreci beraberinde birçok teknik ve hukuki detayı getirir. Ancak bu detaylar çocuğun dünyasına dahil edilmemelidir. Çocuğun yaşam alanı, nerede kalacağı, avukat söylemleri, mal paylaşımı veya aile büyüklerinin (kayınvalide vb.) sürece etkisi gibi konulardan çocuk tamamen uzak tutulmalıdır. Çocuk, bu tür yetişkin odaklı tartışmalara asla tanık olmamalıdır.

Sosyal Çevre ve Uzman Desteğinin Önemi

Çocuğun dış dünyadaki davranışlarını gözlemlemek, sürecin nasıl yönetildiğini anlamak adına değerlidir. Bu kapsamda aşağıdaki iş birlikleri hayati önem taşır:

  1. İletişim Ağını Güçlü Tutun: Çocuğun öğretmeni, arkadaşlarının aileleri ve iletişimde olduğu diğer yetişkinlerle sürekli bağlantıda kalın. Bu, çocuğun süreci yönetme biçimi hakkında farklı bakış açılarından bilgi sahibi olmanızı sağlar.
  2. Davranış Değişikliklerini Gözlemleyin: Çocuğunuzda normalin dışında aşırı aktiflik, suskunluk veya çekingenlik gibi davranışlar fark ederseniz, önce onunla konuşmayı deneyin.
  3. Profesyonel Destek Alın: Eğer çocukla sağlıklı bir iletişim kuramıyorsanız veya davranış bozuklukları devam ediyorsa, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun.

Boşanma Sonrası Sağlıklı Ebeveynlik İlkeleri

Eşler arasındaki ilişki bitmiş olsa da, ebeveynlik ilişkisi çocuk üzerinden devam eder. Bu dengeyi korumak için şu kurallara uyulmalıdır:

KuralUygulama Yöntemi
Mesaj TaşıyıcılığıÇocuğu asla boşandığınız eşinizle aranızda bir haberci veya mesaj ileticisi olarak kullanmayın.
Huzurlu Alan OluşturmaÇocuğunuza eşinizi veya ailesini asla kötülemeyin; çocuk her iki tarafta da kendisini güvende hissetmelidir.
Özel Gün PaylaşımıDoğum günleri ve mezuniyet gibi çocuğa ait tüm özel günleri eski eşiniz ve ailesiyle paylaşmayı ihmal etmeyin.

Etiketler

Çift terapisiAile içi problemlerEvlilikte uyum sorunuEvlilik terapisiBoşanma süreciBoşanan çiftlerEvlilik içi çatışmaBoşanmaBoşanma problemiBoşanmanın çocuklar üzerindeki etkisiBoşanmanın çocuk üzerine etkileriBoşanmadan sonra dikkat edilmesi gerekenlerÇocuklarin boşanmaya karşi reaksiyonlariBoşanma sürecinde çocukAnne babanın boşanmasıBoşanma ve çocuk psikolojisi

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Yonca Sargın

Aile Danışmanı Yonca Sargın

1973 doğumlu olan Yonca Sargın 1995 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2010 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde MBA yüksek lisansını yapmış, 2016 yılında Marmara Üniversitesi'nde, Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlayarak, uluslararası geçerliliği olan Aile Danışmanı sertifikasını almış ve bu danışmanlığı yapmaya hak kazanmıştır. Destekleyici olarak; Virginia International University onaylı Bilgelik Enstitüsü'nden Aile ve Çift terapisi, Pİ İstanbul’dan Gottman Çift Terapisi, Brainspotting Trainings INC.’den Brainspotting 1, İstanbul Kent Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nden BDT, Psikonet’ten
ve İstanbul Gedik Üniversitesi’nden Şema Terapi, Çevrimiçi Terapi Merkezi’nden EMDR, Başkent Psikoloji Nevin Dölek’ten Yas ve Travma eğitimleri almıştır. Ayrıca, ergen ve yetişkin testleri, bireysel ve çift vaka analizleri, çözüm odaklı danışmanlık, transaksiyonel analiz, kuantum, mindfulness alanlarında da eğitim ve seminerlere katılmıştır. 25 yıl Tekfen Holding tarımsal sanayi grubunda satış pazarlama departmanında yöneticilik yapmış, departman içi iletişim, zaman yönetimi, stres yönetimi, motivasyon, müşteri memnuniyeti, kurumsal iletişim konulu seminerler vermiştir. Azize Bek danışmanlık merkezinde kişisel gelişim seminerleri vermiş ve aile
danışmanlığı yapmıştır. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında ODTÜ Gençlik merkezinde öğrenci ve ailelerine seminerler vermiştir.
Asıl çalışma alanı yetişkin ve çift olan Yonca Sargın, Antalya’da yüz yüze, Türkiye ve yurt dışında da online olarak danışmanlık vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.