BORDERLİNE KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ ÇOCUK ÖLÇEĞİ TÜRKÇE FORMUNUN GEÇERLİK VE UYGULANABİLİRLİK ÇALIŞMASI -META ANALİZ ÇALIŞMASI

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Borderline Kişilik Bozukluğu: Tanımı ve Klinik Önemi
Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB); dürtüsel belirtiler, ciddi işlevsel bozulmalar ve yüksek intihar riski ile karakterize olan karmaşık bir psikolojik tablodur. Literatürde ilk kez 1938 yılında Stern tarafından "sınırda" terimiyle ifade edilen bu bozukluk, ancak 1980 yılında DSM-III ile ayırt edici bir tanı olarak kabul edilmiştir. BKB belirtileri genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde filizlenmeye başlayarak yetişkinlikte belirgin bir işlev kaybına yol açmaktadır.
İstatistiksel verilere göre genel popülasyonun %2’sinde görülen bu rahatsızlık, kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla teşhis edilmektedir. Psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavi gören hastaların yaklaşık %20’si BKB tanısı almaktadır. Bu profilin erken dönemde belirlenmesi; majör depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk ve yeme bozuklukları gibi patolojilere olan yatkınlığı yönetmek adına kritik öneme sahiptir.
Ergenlik Döneminde Erken Tanı ve Sosyal Politikalar
BKB tanısı alan yetişkinlerin tedavi süreçleri, sosyal politikalar ve maliyet yönetimi açısından oldukça yüklüdür. Bu nedenle, ergenlik döneminde yapılacak erken teşhis ve önleyici müdahaleler üzerine yapılan araştırmalar son yıllarda ivme kazanmıştır. DSM-5 kriterleri artık ergenlerde de BKB tanısı konulmasına izin vermektedir. Ergen bireylerde kişilik patolojisinin hassasiyetle değerlendirilmesi, toplum sağlığının korunması ve sağlıklı nesillerin devamlılığı için stratejik bir adımdır.
Türkiye özelinde, 12-18 yaş aralığındaki ergen profillerini belirlemek için kullanılan geçerliliği test edilmiş araçlar sınırlı sayıdadır. Bu boşluğu doldurmak amacıyla geliştirilen Borderline Kişilik Özellikleri Çocuk Ölçeği (BKÖÇÖ), klinik değerlendirmelerde pratik bir çözüm sunmaktadır.
BKÖÇÖ Ölçeği ve Metodoloji
Bu çalışma, BKÖÇÖ'nün 11 maddelik kısa formunun Türkiye geçerlilik ve güvenilirliğini meta analiz düzeyinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında şu yöntemler izlenmiştir:
- Katılımcı Grubu: 12-18 yaş aralığında, klinik geçmişi bulunmayan 36 gönüllü ergen.
- Veri Toplama: 11 maddelik kısa form ve sözlü sosyo-demografik değerlendirmeler.
- Analiz: Elde edilen veriler, 2020 yılında Coşkun tarafından yapılan geniş kapsamlı (168 klinik, 181 kontrol grubu) çalışma sonuçlarıyla SPSS programı üzerinden karşılaştırılmıştır.
Araştırma Bulguları ve İstatistiksel Veriler
Yapılan analizler sonucunda, 36 katılımcıdan elde edilen yanıtların 2020 yılındaki geniş ölçekli çalışma ile orantısal olarak benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Aşağıdaki tablo, BKÖÇÖ maddelerine verilen cevapların dağılımını göstermektedir:
| Madde (BKÖÇÖ) | Hiç Doğru Değil | Neredeyse Hiç | Bazen Doğru | Sıklıkla Doğru | Her Zaman Doğru |
|---|---|---|---|---|---|
| Çok yalnız hissederim. | 1 | 6 | 21 | 5 | 3 |
| İnsanlara beni ne kadar incittiklerini bildirmek isterim. | 2 | 5 | 8 | 13 | 8 |
| Önemli bazı şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. | 1 | 4 | 15 | 11 | 5 |
| Önemli şeyler hakkında kayıtsız kalırım. | 8 | 7 | 11 | 7 | 3 |
| Yakın olduğum insanlar beni hayal kırıklığına uğratır. | 3 | 5 | 19 | 5 | 4 |
| Farklı duygular arasında (kızgınlık/mutluluk) gidip gelirim. | 1 | 4 | 6 | 14 | 11 |
| Düşünmeden hareket ettiğim için başım belaya girer. | 6 | 8 | 12 | 5 | 5 |
| Önemli insanlar beni terk edecek diye endişelenirim. | 7 | 13 | 7 | 6 | 3 |
| Kendimle ilgili hissettiklerim çok değişkendir. | 0 | 2 | 15 | 11 | 8 |
| Arkadaşlarımla birbirimize kötü davranmışızdır. | 8 | 14 | 10 | 3 | 3 |
Her iki çalışma arasındaki karşılaştırmalı analizlerde, klinik grup dışarıda tutulduğunda pozitif yönde anlamlı bir ilişki (p<0.001) gözlemlenmiştir. Bu durum, ölçeğin küçük örneklemlerde dahi tutarlı sonuçlar verebildiğini kanıtlamaktadır.
Sonuç ve Tartışma
Araştırma sonuçları, BKÖÇÖ Kısa Formu'nun Türk ergen popülasyonunda geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu desteklemektedir. Borderline kişilik yapılanmasının kompleks doğası; genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle şekillendiği için bu tür ölçeklerin kullanımı hayati önem taşır.
Çalışmanın Kısıtlılıkları ve Öneriler:
- Örneklem sayısının hedeflenenin altında kalması ve klinik tanı alan grupla doğrudan karşılaştırma yapılamaması temel kısıtlılıklardır.
- Mevcut bulgular, aileler ve eğitimciler için erken tanı noktasında uyarıcı bir nitelik taşımaktadır.
- Gelecek çalışmalarda, genetik yatkınlığı olan ve klinik tanısı kesinleşmiş ergen gruplarının dahil edilmesi literatüre daha kapsamlı katkı sağlayacaktır.




