Besin yolu ile bulaşan infeksiyonlar

Besin yolu ile bulaşan infeksiyonlar

Bir mikroorganizma ile kirlenmiş , su veya gıdalar ile bulaşır .Bu şekilde, gıda ile bulaşan en az 250 hastalık bulunmaktadır. Vee bu şekilde hastalandıran etkenler, çoğunlukla etinden, sütünden yararlandığımız hayvanlarda bulunur.

Sıklıkla, keyifli bir piknik veya doğum günü partisi sonrası, gıdadan yemiş olan pek çok kişiyi etkileyen; ishal, bulantı, kusma ile seyreden besin zehirlenmelerişeklinde seyreder. Bazen tifo ve dizanterideki gibi, yüksek ateş, eklem -kas ağrıları vardır.

Ayrıca; brusella (peynir hastalığı ), hepatit A  (sarılık)gibi , haftalar aylar sonra gelişen sistemik hastalıklara yol açabilir.

Vee maalesef bazen, eklem iltihabı, beyin ve sinir hasarı ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklarla sonlanabilmektedir.

En Sıkıntılı Gıdalar (SOKAK SÜTÜ FANLARINA GELSİN !!!)

Tüm çiğ gıdalar ve özellikle pastörize olmayan süt ve süt ürünleri, süt gibi  hayvansal olanlar  ,deniz ürünleri potansiyel risklidir.  Özellikle midye, kümes hayvanları, kıyma yüksek risklidir. Pek çok hayvanın etinin “havuzlanılarak” kullanıldığı, hamburger, omlet gibi yiyecekler risklidir.

Pişirildikten sonra , uygun olmayan koşullarda , örneğin ; ağzı kapatılmadan ve /veya oda ısısında uzun süre , bekletilen gıdalardan da bulaşma olmaktadır..

Ülkemizde sık görülen, hayvansal gıdalardan bulaşan brusella , en sık, pastörize olmayan süt, krema, dondurma ve taze peynirden bulaşmaktadır.

KÖKLERİMİZE DÖNÜYORUZ

Bu slogan ile sağlıklı gıda tükettiğimizi sanır ve üstelik çok daha yüksek paralara bunları satın alırken ,  bu gıdalardan bazıların ve özellikle çiğ sütün ne denli tehlikeli olduğunu size anlatamam …

Şimdi “ama kaynatıyorum “ dediğinizi duyar gibiyim..

Ama yetmediği için “pastörizasyon” denilen şahane buluştan yararlanıyoruz..

Kısa ve öz olarak bu konudaki söyleyeceklerim bundan ibarettir.

Ama bir hatırlayalım bakalım; pastörizasyon niye bulunmuştu ?

Pastörizasyon, milyonlarca insan, çiğ sütten bulaşan tüberküloz, kızıl ve tifo gibi hastalıklardan öldüğü için  19. yy. sonlarında bulunup 20. yy.ın başlarında  “süt “ için kullanılarak bu ölümleri engellemişti

Hala Köklerine Dönmek İsteyen ?

En sıkıntılı dönem

Sıcaklıkların arttığı ve daha sık dışarıda , nasıl hazırlandığını bilmediğimiz, gıda tükettiğimiz yaz aylarında görülür.

Peki Napacaz ?

Bizlerin, seyahatleri kabusa çeviren “turist ishalleri” ni önlemek için kullandığımız bir slogan vardır ;

PİŞİR YE , KAYNAT İÇ, SOY YE” der sonra da devam ederiz, BUNLARI YAPAMIYORSAN HİÇ YEME

Tabii ; her vakit bu kadar katı önlemler almak, sizi sosyal olarak sıkıntıya düşürebilir..

Daha basitçe  kendiniz gıda hazırlarken alabileceğiniz basit önlemleri sıralayalım: %60 alkol ile el temizliği, gıdanın 78 0 c’ye kadar ısıtılması, iç ısısının≥70 0 C , yani içinin pembe olmaması ve pişirilmiş gıdaların, 4 sa.ten uzun oda ısısında tutulmaması..

Kaynağına güvenemediğiniz suları içeceğiniz ya da kullanacağınız durumlar için: temiz su ile 1 damla klorun, 30 saniye bekletilmesi ile hazırlanan klorlu sular. Suların 1 dk. kaynatılması da işe yarar ama klor ve kaynatılmaya dayalı, besin zehirlenmesi etkenleri de bulunmaktadır.

Ortak kullandığımzı havuz gibi, küçük miktardaki kapalı sularda, klorlama, sarılık gibi hastalıkların ya da parazitlerin bulaşmasını önlemek için yeterli değildir.

En iyisi , havuzlarda ve temiz olmadığını düşündüğümüz denizlerde su yutmamaktır.

Kimler Katı Önlemler Almalı

Bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar, ileri yaşlardakiler, gebeler ve bebekler için daha dikkatli olunmalıdır.

Mide asidini azaltıcı ilaçlar kullananlar, buzlu su gibi mide pasajını hızlandıran durumlar, barsak mikrobiyotasına olumsuz etki eden antibiyotik kullanımları, besin ile bulaşan hastalıklara yakalanma olasılığımız artırır.

Bu makale 29 Mayıs 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Prof. Dr. Esin ŞENOL, 23 Mart 1963 yılında doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1987 yılında başarıyla tamamlayarak tıp unvanı almıştır. İhtisasını ise, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayarak 1992 yılında Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı olmuştur.

1992 - 20113 Yılları arasın da Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev almış ayrıca bu fakültede ''Yrd. Doç Dr, Doç. Dr. ve Prof. Dr. Unvanlarını almıştır.

Mesleki gelişim adına bir çok kurs ve eğitim sertifika programını başarıyla tamamlayan Prof. Dr. Esin ŞENOL, mesleki çalışmalarına Ankara'da bulunan özel muayenehanesi'nde devam etmektedir.

Etiketler
Sağlık
Prof. Dr. Esin Şenol
Prof. Dr. Esin Şenol
Ankara - Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Facebook Twitter Instagram Youtube