Doktorsitesi.com

Benliğin bildik sığınağı olarak suçluluk

Uzm. Dr. Ayşegül Sütçü
Uzm. Dr. Ayşegül Sütçü
7 Ağustos 2008505 görüntülenme
Randevu Al
Benliğin bildik sığınağı olarak suçluluk
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İnsanın En Güvenli Limanı: Bildik Sığınaklar

Savunmasız ve kırılgan anlarda her canlı kendi sığınağına çekilme eğilimi gösterir. Bu sığınak, önceden planlanmış bir yer olmasa da organizma tarafından sezgisel olarak bulunur; en kolay ulaşılan, en güvenli ve en bildik olan yerdir. Kaplumbağanın kabuğu, kedinin koltuk altı veya bir çocuğun annesinin dizleri, bu hayatta kalma dürtüsünün somut örnekleridir.

Tehlike dış dünyadan geldiğinde sığınmanın temel amacı korunmak, zayıf yönleri gizlemek ve darbe almaktan kaçınmaktır. Organizma, olası ek tehlikelere karşı yedek enerji saklamak adına en az eforu harcayacağı ve kaynaklarını savunmaya yönelteceği bir mekanizma ile çalışır. Bu durum, tüm canlılarda ortak olan hayatta kalma dürtüsünün doğal bir sonucudur.

Bilinçdışı: Aklın Karanlık Ardiyesi

İnsanın diğer canlılardan ayrılan en temel üstünlüğü olan akıl, beraberinde bir zaafı da taşır. Akıl ve benlik, içerisinde bilinçdışı adı verilen bir bilinmeyeni barındırır. Bilinçdışı, benliğin kilitli ardiyesi ve aklın karanlık yüzüdür. Her bilinmeyen gibi o da ürkütücü, tehlikeli ve tekinsiz bir yapıya sahiptir.

Bilinçdışından yükselen duygular, tıpkı kilitli bir odadan gelen tıkırtılar gibi insanı bildik bir yere sığınmaya davet eder. İnsan, tanış olmadığı bir duygu karşısında savunmasız kaldığında, en sağlıklı olanı değil, en bildik olanı seçer. Bu sığınak, bireyin bilincine erken çocukluk döneminde dahil olmuş ve sonuçları defalarca tecrübe edilmiş bir duygudur.

Erken Çocukluk Dönemi ve Duygusal Miras

En bildik duygu, genellikle annenin bebeğe yansıttığı temel duygudur. Bu duygu benliğin her köşesine o kadar sinmiştir ki, kişi onu avucunun içi gibi tanır. Bu duygular arasında şunlar yer alabilir:

  • Benimsenme ve özgüven
  • Kıvanç ve umursamazlık
  • Haset ve suçluluk
  • Utanç, saldırganlık ve öfke

Bazen bu sığınak geliştirici bir duygu iken, bazen de acıtan ve engelleyen bir yapıdadır. Ancak bildik bir tekinsizlik, tamamen bilinmeyen bir durumdan daha güvenli algılanır. İnsan, tanıdığı acının yaralarına kabuk bağlatmayı ve savunma geliştirmeyi öğrendiği için bu eski sığınağı terk etmekte zorlanır.

Modern İnsanın İçsel Tekinsizliği ve Varoluş Kaygısı

Modern insan; teknoloji, bilgi ve ekonomik güç sayesinde dış dünyadan gelecek tehlikelere karşı görece korunmaktadır. Ancak asıl tekinsizlik, kendi benliğinin karanlık yüzünden kaynaklanır. Gündelik koşuşturmalar durulduğunda, birey kendi iç sesini duymaya başlar. Bu sesler genellikle varoluş anksiyetesi olarak tanımlanan; belirsizlik, boşluk ve anlamsızlık duygularını tetikleyen tıkırtılardır.

Hazırlıklı BireyHazırlıksız Birey
Bilgi, içgörü ve felsefeye sahiptir.Ne olduğunu anlamadan telaşa kapılır.
Erdem ve inançla kendini korur.Duygusal bir "ahmak ıslatan" yağmuruna tutulur.
İçsel dünyasını tanımaya çalışır.Hemen bildik sığınağına (eski duygusuna) kaçar.

Bir Sığınak Olarak Suçluluk Duygusu

Birçok ketleyici duygu arasında suçluluk duygusu, en yaygın sığınaklardan biridir. Genellikle eleştiren, kıyaslayan veya aşırı korumacı bir anne figürünün aynasından yansıyan bu duygu, kişinin kendini tanıma yolundaki ilk imgesidir. Kişi bu duyguyla defalarca savaşmış ve bu savaştan "sağ çıkmayı" başarmıştır.

Başarının getireceği sorumluluktan veya mutluluğun yaratacağı kaybetme korkusundan çekinen birey, bilinçdışının yardımıyla kendine suçluluk duyacağı bir alan yaratır. Yeterince çalışmamak, diyeti bozmak veya basit hatalar yapmak, kişiyi o "sıcak battaniye" gibi saran suçluluk duygusuna geri götürür. Bu sayede değişimin yaratacağı büyük endişeden kaçarak, bildiği küçük acısına sığınır.

Sığınaktan Çıkış: Kendini Keşfetme Süreci

Çocuğun eski ve kirli battaniyesini (geçiş nesnesini) ancak kendini ve dünyayı tanıdıkça bırakabilmesi gibi, yetişkin insan da sığınağını ancak bilinçdışını keşfettiğinde terk edebilir. Bu süreçte şu adımlar kritiktir:

  1. Karanlık Yüzle Tanışma: Benliğin gizli kalan yanlarını kabul etmek.
  2. Yeni Savunmalar Geliştirme: Eski, eprimiş duygular yerine işlevsel yöntemler bulmak.
  3. Dışsal Gözlem: Bir psikoterapist yardımıyla benliğe tutulan aynaya bakma cesareti göstermek.

Kendi iç dünyasının kilitli kapılarını kırma cesareti gösteren birey, artık o eski sığınağın sahte sıcaklığına ihtiyaç duymayacaktır. Belki de o zaman, Diyojen bile fıçısından çıkıp gerçek dünyaya adım atacaktır.

Etiketler

Benliğin bildik sığınağı olarak suçluluk

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Ayşegül Sütçü

Uzm. Dr. Ayşegül Sütçü

Uzm.Dr, Ayşegül SÜTÇÜ, 1968 yılında Manisa'da doğmuştur. Bornova Anadolu Lisesi'ni 1986 yılında bitirdikten sonra, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak 1992 yılında  tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında yapmış ve Psikiyatri Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.