Ben Obezite Cerrahisi İçin Aday Mıyım?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Morbid Obezite: Küresel Bir Sağlık Sorunu ve Mevcut Durum
Obezite, günümüzde gelişmiş dünya ülkelerinin karşı karşıya kaldığı en kritik sağlık problemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yetişkin nüfusun %25'inden fazlası obezite ile mücadele ederken, %5'ten fazlası morbid obezite (hastalık boyutunda şişmanlık) kategorisinde yer almaktadır. Bu oranların son yıllarda ivme kazanarak artması, konunun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.
İstatistiksel veriler, morbid obezitenin hayati risklerini açıkça ortaya koymaktadır. Amerika'da kolon ve meme kanserine bağlı yıllık ölüm sayısı yaklaşık 95.000 iken, morbid obezite kaynaklı hastalıklardan dolayı 300.000 ölüm gerçekleşmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2012 verilerine göre, ülkemizde 15 yaş ve üzeri nüfusun %17'si obezdir. Cinsiyet dağılımına bakıldığında ise bu oran kadınlarda %21, erkeklerde %14 seviyesindedir.
| Bölge/Kategori | Obezite Oranı | Morbid Obezite Oranı |
|---|---|---|
| ABD Yetişkinleri | >%25 | >%5 |
| Türkiye (Genel) | %17 | - |
| Türkiye (Kadın) | %21 | - |
| Türkiye (Erkek) | %14 | - |
Morbid Obezite Tanımı ve Beraberinde Getirdiği Hastalıklar
Morbid obezite, bir bireyin Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değerinin 40’ın üzerinde olması durumudur. Bu durum sadece fiziksel bir görünüm meselesi değil, yıllar içinde yaşam kalitesini düşüren, psikolojik fonksiyonları bozan ve yüksek mortalite (ölüm) riski taşıyan kronik bir hastalıktır.
Morbid obeziteye bağlı olarak gelişen başlıca sağlık problemleri şunlardır:
- Kardiyak (kalp) hastalıklar ve hipertansiyon
- Diabetes mellitus (Şeker hastalığı)
- Uyku apnesi ve solunum problemleri
- Lipid bozuklukları ve reflü hastalığı
- İdrar tutamama ve eklem hastalıkları
- Kısırlık
Ayrıca, morbid obezitenin belirli kanser türlerinin etiyolojisinde rol oynadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Erkeklerde kolon, rektum ve prostat kanserleri; kadınlarda ise meme, uterus (rahim) ve over (yumurtalık) kanserleri bu risk grubunda öne çıkmaktadır.
Obezite Tedavisinde Yöntemler: Konservatif Yaklaşımlar ve Cerrahi
Morbid obezitenin ideal tedavisi için ilk aşamada diyet ve egzersiz gibi konservatif yaklaşımlar tercih edilir. Bu programlar bazı hastalarda etkili olsa da, asıl sorun sonucun sürdürülebilirliğidir. Bilimsel veriler, morbid obez bireylerin sadece %5 ile %10'unun bu yöntemlerle kalıcı kilo verebildiğini göstermektedir.
Bu düşük başarı oranı nedeniyle, 1991 yılında Amerika Ulusal Sağlık Enstitüleri, diyet ve egzersizle sonuç alamayan ve vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan hastaları "yüksek riskli" olarak tanımlamış ve cerrahi müdahaleyi önermiştir.
Obezite Cerrahisi (Bariatrik Cerrahi) ve Etkileri
Günümüzde morbid obezitenin uzun dönemli tedavisinde cerrahi yaklaşımın en etkili yöntem olduğu pek çok bilimsel çalışma ile ispatlanmıştır. Bariatrik cerrahi olarak da adlandırılan bu ameliyatlar, hastaların beklenen yaşam sürelerini uzatmakta ve obeziteye eşlik eden Tip 2 diyabet gibi metabolik hastalıkları iyileştirmektedir.
Obezite cerrahisinin gelişimi ve uygulama sıklığı şu şekildedir:
- 1996 yılında ABD'de cerrahi uygulama oranı her 100.000 kişide 3.3'tür.
- 2007 yılında bu oran 22.4’e yükselmiştir.
- Günümüzde sadece Amerika'da yılda 200.000’den fazla obezite ameliyatı yapılmaktadır.
Kimler Obezite Ameliyatı İçin Adaydır?
Aşağıdaki kriterleri karşılayan bireyler obezite cerrahisi için uygun adaylar olarak değerlendirilir:
- Vücut kitle indeksinin 40’ın üzerinde olması,
- Vücut kitle indeksinin 35’in üzerinde olması ve beraberinde hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi veya dizde osteoartrit gibi ek hastalıkların bulunması.
Ameliyat Sonrası Süreç ve Beklentiler
Cerrahi teknikler sayesinde hastalar total vücut kilolarının %65-70’ini verebilmektedir. Kilo verme süreci ameliyattan sonraki 24 ay boyunca devam etmekle birlikte, en hızlı kayıp ilk 6 ayda gerçekleşir.
Unutulmamalıdır ki; obezite cerrahisi kozmetik bir işlem değil, ciddi bir tıbbi karardır. Cerrahiden maksimum yarar sağlamak için hastaların ameliyat sonrası kendilerine önerilen yaşam tarzı değişikliklerini ve diyet programlarını titizlikle sürdürmeleri hayati önem taşımaktadır.
Prof. Dr. Abdulkadir BEDİRLİ
Genel Cerrahi Uzmanı


