Doktorsitesi.com

Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Uzm. Psk. Ecem Doğanay Pıçak
Uzm. Psk. Ecem Doğanay Pıçak
13 Ocak 2023192 görüntülenme
Randevu Al
Belirsizliğe tahammülsüzlük, belirsizliklerin olduğu durumlarda öfke patlamaları, yüklü miktarda stres ve kaygı yaşadığımız, belirsizlik yaşayabilme olasılığımızın bulunduğu ortamlardan kaçınmaya çalışırken yaşamımızı fakirleştirdiğimiz bir durum olarak yaşanır. Bu zorlanma hali oldukça anlaşılır olsa da, başa çıkmamıza yardımcı olan adımlardan biri tahammülsüzlüğü besleyen duygu ve düşüncelerimize müdahale edebilmektir.
Belirsizliğe Tahammülsüzlük
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Beynimiz ve Netlik Arayışı: Belirsizliğin Yarattığı Tedirginlik

Beynimiz, çevresinde olup bitenleri anlamlandırabilmek için sürekli bir netlik arayışı içerisindedir. Anlamlandırma sürecinde olayları sıklıkla kategorize ederek tanımlamaya çalışır ve genellemeler yapar. Bir kategoriye dahil edilemeyen ve netlik sağlanamayan her durum, beyin tarafından tehlike sinyali olarak algılanır. Bunun temel nedeni, belirsizliğin yeniliği çağrıştırması ve herhangi bir sınıfa sokulamadığı için doğal bir tedirginlik yaratmasıdır.

Belirsizlik ve Kaygının Evrimsel İşlevi

Yaşamımızdaki yeniliklere ve belirsizliklere karşı hissedilen kaygı, aslında evrimsel olarak oldukça işlevsel bir mekanizmadır. Kaygı, bireye olası tehlikelere karşı alarm durumunda kalması gerektiği mesajını iletir. Bildiğimiz ve alıştığımız durumlara kıyasla, yeni ve belirsiz senaryolardaki tehdit olasılığını daha yüksek algıladığımızda kendimizi korumak için daha fazla tetikte oluruz.

Bu durum, kabilemize yeni katılan bir yabancıya karşı, tanıdıklarımıza oranla daha temkinli yaklaşmamıza benzer. Dolayısıyla kaygı, işlevsel bir şekilde kullanıldığında önlem almaya yarayan koruyucu bir duygu olarak karşımıza çıkar. Ancak bu dengenin bozulması, psikolojik süreçlerimizi olumsuz etkileyebilir.

Belirsizliğe Tahammülsüzlük ve Duygusal Etkileri

Belirsizliğe tahammülsüzlük terimi, bu hassas dengenin şaşmasıyla ortaya çıkar. Belirsizlik anlarında zihnimizden geçen düşünceler; özellikle olumsuz senaryoları ve felaket senaryolarını içeriyorsa; stres, kaygı, öfke, üzüntü ve çaresizlik gibi yoğun duygular tetiklenebilir. Bu duygularla baş etmekte zorlanmak, belirsizliği tolere etmeyi daha da güçleştirir.

Belirsizlik durumlarında bireyler şu tepkileri verebilir:

  • Yoğun stres ve öfke patlamaları yaşamak.
  • Belirsizlik olasılığı bulunan ortamlardan kaçınmaya çalışmak.
  • Kaçınma davranışları nedeniyle yaşam kalitesinin ve sosyal çevrenin daralması.

Belirsizlikle Başa Çıkma ve Tahammül Kapasitesini Artırma

Bu zorlanma haliyle başa çıkmanın en önemli adımlarından biri, tahammülsüzlüğü besleyen duygu ve düşüncelere müdahale etmektir. Yoğun duyguları yatıştırmak için nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri ve güvenli yer egzersizleri gibi dinlendirici aktivitelerden faydalanılabilir. Zihinsel boyutta ise olumsuz düşünceleri daha gerçekçi ve işlevsel olanlarla değiştirmek kritik bir öneme sahiptir.

Olayları tamamen siyah ya da tamamen beyaz olarak değerlendiren bilişsel çarpıtmalardan uzak durarak, "grilerde kalabilmeye" gayret edilmelidir. Felaket senaryoları veya aşırı iyimser beklentiler yerine; somut kanıtların ve anti-kanıtların sentezinden oluşan, tüm olasılıkları gerçekçi bir şekilde barındıran düşünceler beslenmelidir.

Belirsizliği Tolere Etme Egzersizi: Maruz Bırakma

Belirsizliği tolere etme kapasitesini geliştirmek, bir kası güçlendirmeye benzer. Sağlak birinin sol kolunu güçlendirmek için onu ağırlığa maruz bırakması gibi, biz de kendimizi bilinçli olarak belirsiz durumlara maruz bırakarak başa çıkma becerilerimizi geliştirebiliriz. Bu süreçte şu yetiler güçlenir:

  • Gerçekçi olmayan düşünceleri rasyonel hale getirme.
  • Yoğun duyguları yatıştırabilme.
  • Olumsuz duyguların varlığını kabul ederek, onların bir dalga gibi geçip gitmesine alan tanıma.

Kontrol Alanınızı Tanımlayın

Yaşamda kontrol edemediğimiz durumları kontrol etmeye çalışmak, stresin ana kaynaklarından biridir. Bu noktada kendimize şu soruyu sormalıyız: "Kontrol sahibi olamadığım durumları kontrol etmeye çalışmanın bana faydası nedir ve dezavantajları neler olabilir?"

Kontrol Alanı Dışında KalanlarKontrol Alanı İçinde Olanlar
Başkalarının duygu, düşünce ve davranışlarıKendi konuşmalarımız ve üslubumuz
Zihne kendiliğinden gelen dürtüsel düşüncelerKendi davranışlarımız ve eylemlerimiz
Bedensel tepkiler ve reflekslerSeçimlerimiz ve kararlarımız
Geçmişte yaşanmış olaylarHangi düşünceye inanıp inanmayacağımız
Gelecekteki belirsiz olaylarMevcut ana yönelik tepkilerimiz

Etiketler

Kaygı bozukluğuBilişsel davranışçı terapiBilişsel çarpıtmalarevrimsel psikolojimaruz bırakmabelirsizlikbelirsizliğe tahammülsüzlük

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Ecem Doğanay Pıçak

Uzm. Psk. Ecem Doğanay Pıçak

Uzm. Psk. Ecem Doğanay Pıçak, Lisans eğitimini, FMV Işık Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlamıştır. Uzmanlığını ise, FMV Işık Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans programından, onur derecesi alarak tamamlamış, Klinik Psikolog ünvanını almaya hak kazanmıştır. Aynı dönemlerde gerekli mesleki eğitimlerini tamamlamıştır. Yüksek lisans eğitimi sürecinde süpervizyon eşliğinde, eklektik yaklaşım ile psikoterapi seansları gerçekleştirmiştir. ‘’Evlilik Uyumu ve Psikopatoloji Arasındaki İlişki’’ başlıklı çalışmasıyla yüksek lisans eğitimini bitirmiştir. Yüksek lisans ve lisans eğitimleri süresince, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve özel danışmanlık merkezlerinde stajyer psikolog olarak görev almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.