Bel ağrısı, en sık karşılaşılan kas iskelet sistemi rahatsızlıklarından birisidir. Ortalama sürelerde hayat geçiren ya da geçirecek bir insanın, ömrünün bir döneminde bel ağrısını mutlaka tecrübe edeceği söylenebilir.

Önemli textbooklarda bel ağrısı nedenlerinin sadece %5'inin bel fıtığı (lomber diskopati) olduğu belirtilir. Peki bugun geriye dönüp baktığımızda bel ağrısı hastaların ne kadarına fıtık tanısı konulmuş olabilir? Tabi ki böyle bir istatistiki çaışmam olmadı ama şundan eminim ki polikiliniğime giren bel ağrılı hastaların %50'si fıtık olarak önceden tanı almış oluyorlar. %50 çok altlarda tutulmuş bir rakam da olabileceğini düşünüyorum. Peki sizce bu nasıl oluyor?

Bel de ağrı kaynağı olabilecek dokuları düşündüğümüzde fıtık (diskopati) ve kireçlenme (spondiloz) görüntüleme yöntemleri ile en rahat belirlenebilen tanılar olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü klasik hikaye polikliniğe gelen hasta, hızlı bir iki soru, istenen düz grafi, verilen ilaçtan hastanın fayda görmemesi ve ikinci ziyarette dirençli ağrı nedeniyle istenen MR. Bu hikaye de eksik olan bir şey var sizce nedir?

Bel şikayeti olup da MR çektirmeyen çok az insan var. Peki MR çektirirken ki amacımız nedir hiç düşündük mü? MR bize fazladan ne sağlıyor olabilir? MR bizi koruduğu kadar bize yalan da söylüyor olabilir mi? Onun ötesinde bu pahalı tetkik, hastanın tedavisinin başarısına ek ne sağlıyor olabilir?

Sevgili okurlar. anladığınız gibi lafı dönüp dolaştırıp gereksiz çok MR istediğimize getirmek istiyorum. Burda gereksiz MR istemlerinin devlete yarattığı mali yüke hiç değinmeyeceğim. MR çektirme için endikasyonları sayarak ahkam kesmek benim haddime de değildir. Ancak ben şu noktaya değinmek isterim ki, ağrısı olsun yada olmasın, rastgele MR çektirdiğiniz insanlarda bulging ya da protrüzyon görme ihtimaliniz çok yüksektir. Ağrısız bireylerde ekstrüde diske rastlama olasılığınız beklentilerinizin çok üstündedir. Bu yüzden, MR sonucu ile bel ağrılı hastaya fıtık tanısı koymak ve bunu tedavi etmeye çalışmak doğru değildir kanatimce. Burada önemli olan ağrı kaynağının, saptanan fıtık olup olmadığının belirlenmesidir.

Yani ağrı sebebi fıtık olmayan hastada bile bulging yada protrüzyon gösteren MR bize son derece yüksek yalancı pozitiflik sağlamaktadır. Kısaca güvenerek sarıldığımız MR bizi yanlış yönlendirmektedir, daha ağır bir ifade ile bize ihanet etmektedir.

Bu yazının en başında bahsettiğim %5 ifadesi bel ağrısı sebebi olarak bel fıtığı'dır. Peki %95 hastanın tanısı ne olacak ve biz bunları nasıl saptayacağız. Öncelikle kendimize şu soruları bir sormamız lazım. En son ne zaman bir bel ağrılı hastaya faset sendorumu tanısı koyduk? Hastayı değerlendirirken sakroiliak eklem ne kadar aklımıza geliyor? peki ya ligaman kaynaklı bel ağrıları, kas kökenli ağrılar? Kısacası ne kadar ayırıcı tanı yapabiliyoruz?

Biraz önce sorduğum soru da eksik bir şey var demiştim hatırlarsanız. O eksik şey ne yazık ki muayene. Düzgün bir muayene ile bel ağrısı sebebinin çoğunu rahatlıkla saptayabiliriz. Tedavilerimizi doğru yere yönlendirebilir ve tedavi başarı yüzdemizi arttırabiliriz.

Yazımın sonunda şunu belirtmek isterimki, bahsettiğim muayeneyi günde 90-100 hasta girişi yapılan bir poliklinikte yapmak çok düşük bir ihtimaldir. Bu performans sisteminde 20-30 hasta bakılan poliklinikte ortalamanın altında kalan bir hekimi de bu muayeneyi yapmaya motive etmek de zordur. Bu sistem böyle devam ettikçe, MR istemleri belki de artan bir şekilde devam edecektir. Sonuçta MR bizi yanlış yönlendirmeye devam edecek, ama en azından enfektif ve neoplastik olgular açısından bizi kısmen de olsa koruma sağlayacaktır.

İnsanca bir yaşam sürdürebilecek bir ücrete sahip olabilmek için mevcut performans sisteminin getirdiği iş yükü altında ezilmediğimiz, hastayı dinleyebilmek için yeterli zamanımızın olduğu ve hekimlik sanatının en güzel icrası olan muayanelerimizi yapabileceğimiz güzel günlere ulaşabilmek dileği ile. Bu sistemin ne hekime ne hastaya ne de bu sistem ile zorlanan devlete bir faydası olmadığı açıktır.


Manisa Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!