Doktorsitesi.com

Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

Prof. Dr. Duran Berker Cemil
Prof. Dr. Duran Berker Cemil
24 Haziran 2017726 görüntülenme
Randevu Al
Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bel Fıtığı ve Bel Ağrısı Hakkında Genel Bilgiler

Günümüzde hemen hemen her birey, yaşamının belirli bir döneminde bel ağrısı şikayetiyle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle 45 yaş altı çalışan nüfusta, fiziksel fonksiyonları kısıtlayan ve sakatlığa yol açan en yaygın nedenlerin başında bel ağrısı gelmektedir. Bu ağrıların temel kaynağı genellikle vücudun yanlış kullanımı ve kötü duruş alışkanlıklarına bağlı olarak gelişen yumuşak doku zorlanmalarıdır.

Beli en çok zorlayan ve risk oluşturan hareketler arasında; dizleri bükmeden öne eğilmek, kontrolsüz ağır yük kaldırmak ve kalçalar sabitken gövdeyi döndürmek yer alır. Bu tür zorlamalar, zamanla omurga yapısında kalıcı hasarlara zemin hazırlayabilmektedir.

Bel Fıtığı Nedir?

Omurga kolonunu oluşturan ve omur adı verilen kemik yapıların arasında, darbe emici görev gören disk isimli elastik yastıklar bulunur. Su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamdaki bu diskler, omuriliği ve sinirleri koruyan bir zırh görevi üstlenir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti azalarak hasar görmeye açık hale gelir.

Bel fıtığı, travma, ağır yük kaldırma veya duruş bozuklukları nedeniyle diskleri saran kapsülün yırtılması sonucu oluşur. Diskin merkezindeki jelatinöz materyalin dışarı doğru taşarak omurilik kılıfı ve sinirlere baskı yapması durumu klinik olarak bel fıtığı şeklinde tanımlanır.

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Bel fıtığı her hastada farklı şiddette seyredebilir. En sık karşılaşılan klinik belirtiler şunlardır:

  • Sadece bel bölgesinde yoğunlaşan ağrılar
  • Bel kaslarında gelişen şiddetli spazm
  • Bacaklarda tek veya çift taraflı ağrı ve his kaybı
  • Belirli kas gruplarında gözlemlenen kuvvet kaybı
  • İdrar ve dışkı kaçırma, seksüel fonksiyon bozuklukları
  • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime ve incelme

Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Karakteristiği

Bel fıtığına bağlı gelişen bacak ağrıları genellikle tek taraflıdır ve aniden başlayabileceği gibi zamanla şiddetini artırabilir. Ağrı sürekli olabileceği gibi, öksürme, hapşırma veya uzun süre ayakta kalma gibi durumlarda tetiklenir. Bazı durumlarda yürümek veya beli belirli pozisyonlara getirmek ağrının hafiflemesini sağlayabilir.

Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konulur?

Teşhis süreci genellikle hastanın öyküsü, yürüyüş analizi ve dikkatli bir fiziksel muayene ile başlar. Ancak kesin teşhisin konulması ve diğer olası rahatsızlıkların elenmesi için modern görüntüleme tekniklerine başvurulur. Bu kapsamda Manyetik Rezonans (MR), tomografi, röntgen ve laboratuvar tetkikleri kullanılarak fıtığın konumu ve şiddeti belirlenir.

Tedavi Amaçları ve İyileşme Süreci

Bel fıtığı tedavisinde temel öncelik, hastanın yaşam kalitesini artırmak ve kalıcı hasarları önlemektir. Tedavinin başlıca amaçları şunlardır:

  1. Bel ve bacak ağrılarını, uyuşukluğu ve güçsüzlüğü gidermek.
  2. Hastayı iş ve sosyal yaşamına geri kazandırmak.
  3. Hastalığın tekrarlamasını ve omurgaya daha fazla zarar vermesini engellemek.

İstatistiksel olarak hastaların %50'si ilk bir ay içinde, büyük bir çoğunluğu ise altı ay içinde iyileşme gösterir. Hastaların sadece %10'luk bir kısmında cerrahi müdahale gerektiren ciddi bulgulara rastlanır.

Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

Cerrahi tedavi, bel fıtığının sinirler üzerindeki baskısını kaldırarak fonksiyon kaybını önlemeyi amaçlar. Aşağıdaki durumlarda ameliyat kaçınılmaz hale gelebilir:

  • 4 haftadan uzun süren ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen siyatik ağrısı.
  • Bacakta belirgin güç kaybı ve uyuşukluk.
  • İdrar ve büyük abdest kaçırma (Bu durum acil cerrahi gerektirir; ilk 48 saat içinde müdahale edilmezse kalıcı hasar riski %65'e çıkar).
  • MR görüntülerinde sinire veya omuriliğe ciddi bası tespit edilmesi.

Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Günümüzde bel fıtığı cerrahisinde farklı teknikler uygulanmaktadır. Bu yöntemler arasındaki farklar aşağıda tabloda özetlenmiştir:

YöntemÖzellikleriAvantaj/Dezavantaj
Mikrocerrahi DiskektomiMikroskop altında 25-40 kat büyütme ile yapılır.Minimal hasar, hızlı iyileşme, yüksek başarı.
Mikroendoskopik DiskektomiVideo-kamera ve tüpler aracılığıyla uygulanır.İki boyutlu görüntü, fıtığın tam temizlenememe riski.
Klasik LaminektomiMikroskopsuz, büyük kesi ile yapılan eski yöntem.Uzun iyileşme süresi, doku hasarı riski (Terk edilmiştir).

Mikrocerrahi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Günümüzün altın standardı olan mikrocerrahi diskektomi, genel veya bölgesel anestezi altında uygulanır. Küçük bir cilt kesisinden girilerek, mikroskop yardımıyla sinir dokularına zarar vermeden fıtıklaşmış parça çıkarılır. Hastalar genellikle ameliyattan 4-6 saat sonra ayağa kalkabilir ve aynı gün veya ertesi gün taburcu edilebilirler.

Ameliyatın Riskleri ve Başarı Oranları

Doğru zamanda ve uygun yöntemle yapılan ameliyatlarda başarı oranı %90-95 seviyesindedir. Ancak her cerrahi işlemde olduğu gibi; sinir hasarı, nüks (tekrarlama), enfeksiyon veya nedbe dokusu oluşumu gibi düşük oranlı riskler mevcuttur. Tedaviyi geciktiren ve 3-6 ay sonra başvuran hastalarda başarı oranının düştüğü ve kalıcı güç kayıplarının oluşabileceği unutulmamalıdır.

Bel Fıtığından Korunma Yolları

Omurga sağlığını korumak ve fıtık riskini minimize etmek için şu kurallara uyulmalıdır:

  • Günlük yaşamda ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.
  • Otururken ve ayakta dururken postürünüze (duruşunuza) dikkat edin.
  • Ağır eşyaları dizlerinizi bükerek, gövdenize yakın taşıyın.
  • Yatak seçimine dikkat edin ve doğru uyuma pozisyonlarını tercih edin.
  • Düzenli egzersiz yaparak bel ve karın kaslarınızı güçlendirin.
  • Kondisyonunuzu yüksek tutun ve risk faktörlerinden uzak durun.

Etiketler

Bel fıtığı ameliyatıBel fıtığı tedavisiSiyatikBel ağrısıBel fıtığıBacak ağrısı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Duran Berker Cemil

Prof. Dr. Duran Berker Cemil

Doç. Dr. Duran Berker CEMİL, 1976 yılında Adana' da doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini Adana’da tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 2000 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise,  2000–2007 yılları arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahi Anabilim Dalı' nda yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.