Doktorsitesi.com

Atopik Dermatit (Egzema) Ve Ürtiker/Anjioödem

Uzm. Dr. Mehmet Turfanda
Uzm. Dr. Mehmet Turfanda
11 Ağustos 2016348 görüntülenme
Randevu Al
Atopik Dermatit (Egzema) Ve Ürtiker/Anjioödem
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Atopik Dermatit (Egzama) Nedir?

Atopik dermatit, halk arasında bilinen adıyla egzama, kronik seyirli, tekrarlayan ve şiddetli kaşıntıyla karakterize olan pembe renkli, pütürlü cilt döküntüleridir. Bu lezyonlar vücudun belirli bir bölgesinde sınırlı kalabileceği gibi tüm vücuda yayılmış aktif lezyonlar şeklinde de görülebilir. Sulantılı ve kaşıntılı olan bu bölgeler, aşırı kaşınma neticesinde iltihaplanma riski taşır.

Hastalığın uzun süre iyileşmediği veya sık tekrarlandığı durumlarda ciltte kalınlaşma, çizgilenme, soyulma ve hiperpigmentasyon (renk koyulaşması) meydana gelebilir. Atopik dermatit lezyonlarının vücuttaki dağılımı, hastalığın başlangıç yaşına göre değişkenlik göstermektedir.

Atopik Dermatit Evreleri ve Klinik Görünümü

Atopik dermatit, hastanın yaş grubuna göre üç ana evrede incelenir. Her evrede lezyonların yerleşimi ve karakteri farklılık gösterir.

1. İnfantil (Bebeklik) Dönemi

2 ay ile 2 yaş arasındaki çocukları kapsayan bu dönemde lezyonlar tipik olarak yanaklarda, saçlı deride, boyun, sırt, diz ve dirsek bölgelerinde yoğunlaşır. Bebeklik döneminde başlayan hastalık, 1-3 yaş civarında iyileşebileceği gibi ileri çocukluk yaşlarına da sarkabilir.

2. Çocukluk Çağı Atopik Dermatiti

2-12 yaş aralığında görülen bu formda, cilt lezyonları sıklıkla dirsek önü, diz arkası, boyun, el ve ayak bileklerinde kümelenir. Bu bölgelerde belirgin bir cilt kuruluğu, çizgilenme, sulanma ve yoğun kaşıntı gözlemlenir.

3. Erişkin Dönemi Atopik Dermatiti

Genellikle 12-20 yaşları arasında başlayan veya çocukluktan devam eden bu kronik formda, lezyonlar çoğunlukla dirsek önü ve diz arkasında yerleşir. Bazı vakalarda ellerde, göz ve ağız çevresinde kuruluk ve dökülme eşlik eder. Ciltte belirgin kalınlaşma ve kahverengi renk değişimi tipik bulgular arasındadır.

Atopik Dermatite Eşlik Eden Diğer Bulgular

Atopik dermatit hastalarında sadece döküntü değil, farklı klinik bulgular da görülebilir:

  • El ve ayak tabanı çizgilerinde belirginleşme.
  • Göz altlarında oluşan koyu gölgeler.
  • Yanak, sırt ve ekstremitelerde sınırları belli soluk renkli bölgeler.
  • Atopik yürüyüş riski: Bu bebeklerde ilerleyen yıllarda astım veya alerjik rinit gelişme olasılığı yüksektir.

Atopik Dermatit Tedavi Yöntemleri

Egzama tedavisi, cildin bariyer fonksiyonunu korumayı ve inflamasyonu kontrol altına almayı hedefler.

1. Koruyucu Önlemler

Atopik dermatit hastalarında cilt aşırı kurudur ve bu kuruluk alevlenmeleri tetikler. Bu nedenle sürekli nemlendirme tedavinin temel taşıdır. Hastalar normal sabun yerine kremli sabunlar kullanmalı ve terlemeyi artıran sıcak ortamlardan kaçınmalıdır. Ayrıca, tespit edilen spesifik bir alerjen (süt, yumurta, ev tozu akarı vb.) varsa, bu maddelerden mutlak korunma sağlanmalıdır.

2. İlaç Tedavisi

  • Antihistaminikler: Kaşıntı şikayetini minimize etmek için doktor kontrolünde şurup veya tablet formunda kullanılır.
  • Lokal Kortikosteroidler: Aktif lezyon dönemlerinde, nemlendirici sonrası ince bir tabaka halinde uygulanır. Kullanım süresi ve dozu doktor tarafından belirlenmelidir.

Ürtiker (Kurdeşen) ve Anjiyoödem Nedir?

Ürtiker, ciltte aniden oluşan, sınırları belirgin, pembe renkli, kaşıntılı ve kabarık döküntülerdir. Anjiyoödem ise deri ve deri altı dokunun, özellikle göz kapakları, dudak ve dil gibi bölgelerde şişmesi durumudur.

ÖzellikÜrtiker (Kurdeşen)Anjiyoödem
GörünümPembe, kabarık, sınırları netDerin doku şişliği
KaşıntıŞiddetli kaşıntı mevcutturKaşıntı genellikle yoktur
RenkPembe veya ortası solukRenk değişikliği gözlenmez
RiskGenellikle yüzeyseldirGırtlak bölgesinde solunum riskine yol açabilir

Ürtiker ve Anjiyoödemin Klinik Tipleri

  1. Akut Ürtiker: Aniden başlar, lezyonlar 24 saat içinde söner ancak 3-6 hafta boyunca tekrarlayabilir.
  2. Kronik Ürtiker: Belirtilerin 6 haftadan uzun sürmesi durumudur. Vakaların sadece %10'unda net bir neden saptanabilir.
  3. Kolinerjik Ürtiker: Sıcak duş veya egzersiz gibi vücut ısısını artıran faktörlerle tetiklenir.
  4. Fiziksel Ürtikerler:
    • Dermografizm: Cildin çizilmesiyle oluşan kabarıklık.
    • Basınç Ürtikeri: Cilde uygulanan baskı (ağır çanta, uzun süre oturma) sonrası oluşan döküntüler.
  5. Solar ve Soğuk Ürtikeri: Güneş ışığına veya soğuğa maruz kalma sonucu oluşan reaksiyonlardır. Soğuk ürtikerinde bayılma gibi sistemik belirtiler görülebilir.
  6. Kontakt ve Adrenerjik Ürtiker: Lateks gibi maddelerle temas veya psikolojik stres sonrası ortaya çıkan formlardır.

Tanı ve Tedavi Süreci

Teşhis

Tanıda en kritik aşama, uzman hekim tarafından alınan ayrıntılı öykü ve fizik muayenedir. Tetikleyici faktörler, ilaç kullanımı ve çevresel şartlar sorgulanarak gerekli laboratuvar testleri planlanır.

Tedavi Protokolü

  1. Eliminasyon: Saptanan alerjenlerden ve tetikleyicilerden uzak durulması esastır.
  2. H1 ve H2 Reseptör Blokerleri: Tedavinin ana omurgasını oluşturan antihistaminik ilaçlardır.
  3. Kortikosteroidler: Dirençli veya ciddi vakalarda kısa süreli ve doktor kontrolünde kullanılır.
  4. Adrenerjik Ajanlar (Epinefrin): Solunum yolunu tehdit eden anjiyoödem vakalarında acil müdahale için kullanılır. Riskli hastaların Epipen gibi hazır enjektörleri yanlarında taşıması hayati önem taşır.

Etiketler

Çocuklarda allerjiÇocuklarda cilt hastalıklarıÇocuklarda egzamaAtopik dermatit (egzema) nedir?Çocuklarda cilt hastalıkları tedavisiEgzama nedir

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Mehmet Turfanda

Uzm. Dr. Mehmet Turfanda

Uzm. Dr. Mehmet TURFANDA, lise öğrenimini 1985 yılında Malatya Turan Emeksiz Lisesi'nde bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1991 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve 1996 yılında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.