Aşırı et tüketimi sadece mideniz, tansiyon ve kolesterolünüz için değil, böbrekleriniz için de zararlı. Fazla tüketilen kırmızı et böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır.Taşa karşı domates ve ıspanağın da ölçülü tüketilmesi gerekiyor.

Antik çağdan beri varlığı bilinen taş hastalığının toplumda görülme sıkılığı yüzde 10-15’tir. Ülkemiz ise taş hastalığının sık rastlanıldığı bölgelerden biridir. Özellikle kuru ve sıcak havanın hakim olduğu, su tüketiminin az, protein ve tuz tüketiminin fazla olduğu bölgelerimizde sıklığı daha da artmaktadır. Modern tıbbın primer amacının toplumu hastalıklardan korumak olduğunu düşünürsek, taş hastalığı için önlenebilir risk faktörleri olan beslenme alışkanlığı, yaşam tarzı ve sıvı alımının düzenlenmesi bir sağlık politikası olmalıdır. Bu yüzden 'doğum sancısı'ndan bile şiddetli ağrı duyduklarını ifade eden hastalar, gelecekte taş oluşumunu engellemek için beslenme düzenlerini gözden geçirmelidirler.

Fazla kilolardan kurtulun: Hastalar, ideal kilolarına ulaşmak için düşük kalorili diyetlerle kilo verme konusunda cesaretlendirilmelidir.

Bol bol su için: Hastalara, günlük idrar miktarı 2 litre olacak şekilde su içme konusunda ısrar edilmelidir. Yatmadan önce 500 ml su içilmesi önerilmelidir. Suyun yerini almamak kaydıyla diğer sıvılar tüketilebilir.

Protein tüketiminde aşırıya kaçmayın: Hayvansal protein alımı sınırlandırılmalıdır. Hayvansal proteinleri fazla tüketenlerin idrarlarında kalsiyum, oksalat ve ürat gibi maddelerin miktarı artarken taş oluşumu için koruyucu bir madde olan sitratın miktarı azalıyor. Et, balık, tavuk, yumurta, süt ve süt ürünlerinden alınan protein 50-60mg/gün' ü aşmamalıdır. Aşırı tuzlu peynirlerden uzak durulmalıdır.

Tuzluğu sofranızdan kaldırın: Fazla tuzlu beslenenlerde de idrarla kalsiyum atılımı artıyor. Kalsiyum idrarla atılırken idrar yollarında çöküp böbrek taşlarına neden olabiliyor. Bu nedenenle taş hastalığına yatkınlığı olan hastalarda tuz tüketimini mutlaka azaltılmalı, aşırı tuzlu besinlerden kaçınılmalı, yemeklerin içinde bulunan makul orandaki tuzla yetinilmelidir.

Kalsiyumu kısıtlamanıza gerek yok: Taşların büyük kısmı kalsiyum içeriyor olsa da diyetteki kalsiyum alımının kısıtlanması oksalatın bağırsaklardan daha fazla emilimine yol açarak taş oluşum riskini artıyor. Bu nedenle yemekler sırasında süt, peynir ve yoğurt gibi kalsiyumdan zengin besinlerin makul miktarlarda tüketimi taş oluşum riskini azaltıyor.

Oksalattan zengin besinleri ölçülü tüketin: Taşların büyük bir çoğunluğu aynı zamanda oksalat içeriyor. Ispanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, bamya, çilek, domates, armut, kuruyemiş, çay, kahve ve çikolata gibi birçok yiyeceğin içinde bol miktarda bulunan oksalat maddesi ayrıca vücut içinde de üretiliyor. Bu tür yiyeceklerin makul miktarlarda tüketilmesinde fayda var.

Günde 2 bardak limonata için: İdrarda sitrat maddesi taş oluşumuna karşı koruyucu etkiye sahiptir. Limonata sitrattan zengin içecek olduğu için bu içeceği düzenli olarak tüketmenizde yarar var.

DİKKAT BELİRTİ VERMEYEBİLİR!

Taşlar hiç belirti vermeyebileceği gibi çok kıvrandırıcı ağrılara da sebep olabilir Böbrekten çıkıp kanala düşmüş olan taşlar şiddetli böbrek ağrısı yapabilmektedir. Böbrekte sessiz duran taşlar ise zamanla büyük boyutlara ulaşıp böbreğe zarar verebilmektedir.Klinik belirtiler daha çok yaşa bağlı olma eğilimindedir. Yetişkinlerde böğür ağrısı ve idrarda kanama görülürken, küçük çocuklarda kusma ve huzursuzluk ile karşımıza çıkabilmektedir.

Günümüzde ultrasonografinin yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte taşların bir kısmı rastlantısal olarak saptanmaktadır. Diğer yandan ağrı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kanama şikayetleri hastaları hekime getiren unsurlardır. Bu yakınmalar ile başvuran hastalara Direkt üriner sistem grafisi, ultrasonografi, IVP ve üriner sistem tomografisi incelemelerinden biri ya da birkaçı yapılarak teşhis konulabilmektedir

Böbrek pelvisindeki taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi takdirde böbrekte fonksiyon kaybına ve enfeksiyona sebep olabilirler. Böbrek içindeki kaliks adı verilen ceplerde bulunan sessiz taşlar ise takip edilebilir. Kaliks taşları bulundukları yerde büyür ya da üretere düşerse ağrı,kanama ve enfeksiyona sebep olabilirler. Bu tür taşlar tedavi edilmelidir.

Taşların tedavisi boyutuna ve bulundukları yere göre değişmektedir. 5 mm ye kadar olan taşlar medikal tedavi ve bol sıvı alımı ile kendiliğinden düşebilmektedir. Taşın boyutu büyüdükçe müdahalesiz düşürme olasılığı azalır.

ESWL (Vucut Dışından Şok Dalgaları ile Taş Kırma): Böbrek taşlarının tedavisinde sıkça kullanılan bir yöntemdir. Şok dalgaları ile taş kırılarak taş parçalarının idrar yoluyla atılması beklenir. Bu süreç haftalarca sürebilir ve ağrılı olabilir. Bazı durumlarda kırılan taşlar tıkanıklığa sebep olabilir. Ek tedavi gereksinimi olabilir.

PCNL ( Perkütan Nefrolitotripsi ): Böbrek taşları büyük olduğunda veya ESWL ile kırılamadığında uygulanan bir yöntemdir. Bel bölgesinden 1cm lik bir insizyon ile böbreğe endoskopik yoldan girilerek taş bir bütün halinde ya da çeşitli enerji kaynakları ile kırılarak aynı yoldan dışarı alınır.

URS (Üreteroskopi): Üreter kanalı içerisindeki taşlar düşemzse ya da kırılamazsa idrar yolundan üreteroskop ile girilerek holmium lazer ya da başka enerji kaynakları ile kırılabilirler. Fleksible (Kıvrılabilen) üreteroskoplar ile böbrek içindeki taşlar bile endoskopik olarak tedavi edilebilmektedir (R.I.R.S)


İstanbul Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!