Doktorsitesi.com

Anksiyete Zamanlarında Kişilerin Yeme Davranışlarındaki Değişikliklerin Sebeplerinin İncelenmesi

Psikoterapist Şamil Kurt
Psikoterapist Şamil Kurt
18 Ağustos 202344 görüntülenme
Randevu Al
Anksiyete yaşamımızın her anında karşımıza çıkabilecek kaçınılmaz bir gerçektir. Anksiyetenin biyolojimiz ve psikolojimiz üzerinden birçok etkisi vardır. Bunlardan birisi de yeme davranışımız üzerindeki etkileridir. Ancak her insanda anksiyete ve yeme ilişkisi farklı seyretmektedir. Bazı insanların yeme düzeyi artarken bazı insanlarda azalmakta ve bazı insanlarda değişmemektedir. Bu değişimlerin de oranları kişiden kişiye farklılaşmaktadır ancak bu değişimin ne sebeple olduğuyla ilgili literatürde bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumun yaşama bakış ve intihara ilişkin tutumlar ile ilgili olabileceği düşünülmüştür. Bu sebeple Türkiye genelinde 18-30 yaş arası 119 katılımcıya kişisel bilgi formu, intihar bilişleri ölçeği, yaşamda anlam ölçeği ve intihar olasılık ölçeği verilerek katılımcıların anksiyete durumlarındaki yeme davranışlarının değişimleri ile ölçek puanları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Veriler SPSS programında ANOVA, bağımsız örneklem T-Testi, Cronbach alfa ve betimsel analizler ile analiz edilmiştir.
Anksiyete Zamanlarında Kişilerin Yeme Davranışlarındaki Değişikliklerin Sebeplerinin İncelenmesi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anksiyete ve Yeme Davranışı Arasındaki İlişki

Anksiyete, literatürde kaygı ve endişe ile eş anlamlı olarak kullanılan, bireyde hoş olmayan bir iç çatışma ve sinirlilik hali yaratan karmaşık bir duygu durumudur. Seligman ve arkadaşları (1989) ile Davison (2008) bu durumu, fiziksel ve psikolojik boyutları olan bir dehşet duygusu olarak tanımlamaktadır. Yeme davranışları da benzer şekilde çok boyutlu faktörlerden etkilendiği için, anksiyetenin bu süreç üzerindeki net etkisini belirlemek uzmanlar için oldukça zorlayıcı bir araştırma alanıdır.

Yeme Tutumlarını Etkileyen Faktörler ve Kişilik Yapısı

Altıntaş ve Özgen (2017) tarafından yapılan çalışmalar, yeme davranışlarını biyopsikososyal bir süreç olarak ele almaktadır. Kişilik yapısının yeme alışkanlıklarını açıklamadaki rolü, bu sürecin sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir temele dayandığını kanıtlamaktadır. Türkçe literatürde bu alanda yapılan önemli araştırmalar şu bulguları ortaya koymaktadır:

  • Duygusal Yeme: Özdemir (2015), duygusal yeme ile depresyon, anksiyete ve stres seviyeleri arasında doğrudan bir ilişki saptamıştır.
  • Cinsiyet Faktörü: Ertekin (2019), kadınların yeme tutumu puanlarının erkeklere oranla daha yüksek olduğunu belirtmiştir.
  • Yaşam Doyumu: Baştürk (2016), yeme tutumundaki artışın bireylerin yaşam doyumu düzeylerini düşürdüğünü gözlemlemiştir.
  • Bağlanma Stilleri: Korkulu bağlanma düzeyi arttıkça yeme tutumu bozuklukları artarken, güvenli bağlanma düzeyi bu riskleri azaltmaktadır.

Anksiyete Anında Neden Farklı Yeme Tepkileri Veriyoruz?

Anksiyete, temelinde kişiyi tehdit altında hissettiren bir ruh halidir. Bu tehdit anında bireylerin yeme davranışlarında belirgin değişimler gözlemlense de, bu tepkilerin kişiden kişiye neden farklılaştığı literatürde henüz tam olarak açıklanmamıştır. Bu çalışmanın temel motivasyonu, bu bireysel farklılıkların kaynağını anlamaktır.

Tepki TürüOlası Psikolojik Neden
Yeme Düzeyinin ArtmasıDopamin salgılayarak iyi hissetme ve yaşam doyumunu artırma çabası.
Yeme Düzeyinin AzalmasıTehdit edici durumla başa çıkamama ve bilinçdışı öz-yıkım isteği.

Araştırmanın Sınırlılıkları ve Metodolojik Değerlendirme

Bu araştırma sürecinde bazı varsayımlar ve kısıtlamalar mevcuttur. Katılımcıların online ölçeklere verdiği yanıtların samimiyeti ve hedeflenen 384 kişilik örneklem sayısına ulaşılamamış olması, sonuçların genellenebilirliğini etkileyen unsurlardır. Ancak, anksiyetenin yeme davranışları üzerindeki kişisel farklılıklarını inceleyen benzer bir çalışmanın literatürde bulunmaması, bu araştırmayı oldukça kıymetli kılmaktadır.

Araştırma Sonuçları ve İstatistiksel Veriler

Yapılan analizler sonucunda elde edilen veriler, anksiyete anındaki eğilimleri şu şekilde özetlemektedir:

  1. Yeme Davranışında Azalma: Katılımcıların %56.3'ü anksiyete anında daha az yemektedir.
  2. Yeme Davranışında Artış: Katılımcıların %26.9'u bu süreçte daha fazla yemek yeme eğilimindedir.
  3. Değişim Olmaması: Katılımcıların %16.8'i herhangi bir değişim bildirmemiştir.

Cinsiyet bazlı incelemelerde ise kadınların, Yaşamda Anlam Ölçeği'nin (YAÖ) Anlam Arayışı alt boyutunda erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksek puan aldığı saptanmıştır. Bu bulgu, Çelik (2015) tarafından yapılan ve erkeklerin yaşam amacını daha yüksek bulan çalışma sonuçlarıyla çelişmektedir.

Gelecek Çalışmalar İçin Öneriler

Sonuç olarak, anksiyete ve yeme davranışı arasındaki ilişkiyi destekleyen tek bir hipoteze ulaşılamamıştır. Bunun temel sebebi, yeme eyleminin biyolojik, psikolojik ve sosyo-kültürel değişkenlerden aynı anda etkilenmesidir. Gelecekteki araştırmalarda, araştırma güvenilirliğini artırmak adına değişkenlerin sabit tutulması ve daha geniş örneklem gruplarına ulaşılması kritik önem taşımaktadır.

Etiketler

Kaygı bozukluğuAnksiyeteYeme alışkanlıklarıYeme bozukluğu

Yazar Hakkında

Psikoterapist Şamil Kurt

Psikoterapist Şamil Kurt

Psikolog Şamil Kurt 2020 yılında Kapadokya Üniversitesi Psikoloji (tam burslu) bölümünden onur derecesi ile mezun olmuştur. Eğitimini almış olduğu psikolojik testler ile Çözüm Odaklı Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi ve Psikanalitik alanda yaptığı okumaları harmanlayarak danışanlara bütüncül bir perspektiften yardımcı olmakta aynı zamanda sinirbilim, beyin, beslenme, sosyal psikoloji gibi insanın psikolojik rahatsızlıklarına sebep olan, besleyen veya eşlik eden bir çok faktörle ilgili de okumalar yapıp etkinliklere katılmaktadır. Yaşadığımız sorunlar benzer olsada bu sorunları deneyimleme şeklimiz ve bunları oluşturan sebepler her bireyde farklılık gösterdiği için bireyi şuanki durumuna getiren deneyimleri keşfetmesine eşlik ederek bireye özel çözüm yolları bulmaya yardımcı olmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.