Doktorsitesi.com

Anal Fistüller ve Abseler

Prof. Dr. Nihat Bengisu
Prof. Dr. Nihat Bengisu
10 Mart 20114936 görüntülenme
Randevu Al
Anal Fistüller ve Abseler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Anorektal Abse ve Fistül Nedir?

Anüs ve rektum bölgesinin en sık karşılaşılan ve en problemli hastalıklarından biri olan anorektal abseler ve fistüller, tedavisi ve kontrolü uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Bu rahatsızlıklar, genellikle akut ataklarla seyreden, akıntılı ve kronik bir yapıya sahip olan; kişiyi biyolojik, anatomik ve psikolojik olarak yoran komplikasyonlu bakteriyel enfeksiyonlardır.

Halk arasında fistüller, isim benzerliği nedeniyle sıklıkla anal fissür (makat çatlağı) ile karıştırılmaktadır. Ancak fissür, anüsteki çatlak veya yırtıkları ifade ederken; fistül, abse sonucu oluşan ve anüsten birkaç santimetre uzakta bulunan akıntılı deliklerdir. Abse ve fistül aslında aynı hastalığın iki farklı evresidir: Abse akut cerahat toplanmasıyken, fistül bu absenin kronikleşerek cilde veya komşu dokulara açılmasıdır.

Perianal Abse ve Fistüllerin Nedenleri

Bu hastalıkların en yaygın nedeni, anal kanalın yaklaşık 2 cm ilerisinde bulunan ve mukus salgılamakla görevli olan kriptoglandüler bezlerin (cryptoglandular) enfekte olmasıdır. Dışkı ve bakterilerin bu küçük ceplerde hapsolması sonucu cerahat oluşur. Abseler, oluştukları bölgeye göre şu şekilde sınıflandırılır:

  • Perianal Abse: En sık görülen ve en yüzeysel olan türdür.
  • İntersfinkterik Abse: Kas tabakaları arasında yer alır.
  • İskiorektal Abse: Daha derin dokulara yerleşir.
  • Pelvirektal Abse: En az görülen ancak en derin yerleşimli türdür.
  • At Nalı Abse: Anüsün her iki yanına yayılan kompleks yapıdır.

Bunların dışında; travmatik delici alet yaralanmaları, kronik anal fissürler, Crohn ve ülseratif kolit gibi enflamatuar bağırsak hastalıkları, bağırsak tüberküloz ve nadiren anorektal kanserler de abse ve fistül gelişimine yol açabilmektedir.

Anorektal Abse Belirtileri ve Tanı

Anorektal abseler genellikle hızlı bir başlangıç gösterir. Hastalar sıklıkla anüs çevresinde birkaç gün içinde gelişen ağrılı gerginlik, sertlik veya şişlik şikayetiyle başvururlar. Diğer önemli belirtiler şunlardır:

  • Dışkılamada zorluk ve şiddetli ağrı,
  • Kasık bezlerinde şişme ve genel halsizlik,
  • Sebebi anlaşılamayan ateş ve iştahsızlık,
  • İdrar tutukluğu.

Muayene sırasında anal bölgede kızarık, hassas ve ödemli bir şişlik gözlemlenir. Tanı sürecinde rektal tuşe ve anoskopi önemli yer tutar. Karmaşık vakalarda ise endoanal ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve MR gibi modern görüntüleme yöntemlerine başvurulur.

Anorektal Abselerin Tedavisi

Anorektal abselerin birincil tedavisi tereddütsüz cerrahi drenajdır (boşaltma). Antibiyotik kullanımı veya kendiliğinden iyileşme beklentisi, absenin daha kompleks fistüllere dönüşmesine neden olabilir. Tedavi yaklaşımları absenin türüne göre değişir:

  1. Perianal Abseler: Genellikle lokal anestezi altında, cildin en yumuşak noktasından küçük bir kesi ile boşaltılır.
  2. İntersfinkterik Abseler: Daha derinde oldukları için bölgesel veya genel anestezi altında, nekrotik dokuların temizlenmesiyle tedavi edilir.
  3. İskiorektal ve Pelvirektal Abseler: Mutlaka ameliyathane koşullarında drene edilmeli ve gerekirse kalıcı kauçuk drenler yerleştirilmelidir.

Anorektal Fistül Sınıflandırması (Parks Sınıflaması)

Fistüllerin anatomik yapıları, cerrahi planlama açısından Parks Sınıflaması ile kategorize edilir:

Fistül TürüÖzellikleri
İntersfinkterikBasit yüzeysel traktlardan rektuma açılan yollara kadar değişebilir.
TranssfinkterikSfinkter kaslarını delip geçen komplike veya basit yollardır.
SuprasfinkterikKasların üzerinden dolanan daha yüksek yerleşimli yollardır.
EkstrasfinkterikTravma, pelvik inflamasyon veya bağırsak hastalıkları kaynaklıdır.

Fistül Tedavisinde Uygulanan Cerrahi Yöntemler

Anal fistüller cerrahi müdahale olmaksızın iyileşmezler. Tedavinin temel amacı, iç orifisi (başlangıç deliğini) yok ederken sfinkter kaslarını (tutma kasları) korumaktır. Başlıca yöntemler şunlardır:

  • Fistülotomi (Lay Open): Fistül hattının boydan boya açılmasıdır. Yüzeyel fistüllerde başarı oranı çok yüksektir.
  • Fistülektomi: Fistül traktının tamamen çıkarılmasıdır; ancak iyileşme süresi daha uzundur.
  • Seton Yöntemi: Yüksek yerleşimli fistüllerde, kasları korumak amacıyla ip veya lastik bant kullanılarak yapılan aşamalı tedavi yöntemidir.
  • Rectal Mucosal Advancement (Yama Tekniği): Modern ve konforlu bir yöntemdir. Rektum duvarından hazırlanan bir doku parçası ile iç deliğin kapatılması işlemidir. Gaz ve gaita kaçırma riskini minimize eder.
  • İntersfinkterik Sütür: Fistül traktının kaslar arasından ulaşılarak dikilmesi esasına dayanan yeni bir tekniktir.

Ameliyat Sonrası Takip ve Komplikasyonlar

Cerrahi sonrası iyileşme süreci fistülün seviyesine göre 6 ile 16 hafta arasında değişebilir. Hastaların operasyon sonrası günde 3 kez ılık suya oturma banyosu yapması ve haftalık kontrollerini aksatmaması kritik önemdedir.

Tedavi sonrası gelişebilecek başlıca komplikasyonlar nüks (tekrarlama), inkontinens (gaz-gaita kaçırma) ve mukorektal prolapsustur. Nükslerin en büyük sebebi iç orifisin tam olarak tespit edilememesidir. İnkontinensi önlemede en güvenilir yöntemlerden biri sliding flap (yama) tekniğidir. Nadir de olsa, çok uzun süreli kronik fistüllerde irritasyona bağlı kanser gelişme riski bulunduğu unutulmamalıdır.

Etiketler

Anal fistüllerAnal abselerPerianal abselerAnorektal abse semptomlariAnorektal abselerin tedavisiİntersfinkterik abselerİskiorektal ve pelvirektal abselerFistül sebepleriAnal siteleri

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Nihat Bengisu

Prof. Dr. Nihat Bengisu

Prof.Dr. Nihat BENGİSU, 1 Ekim 1950 tarihinde Gümülcine'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde,1970 yılında başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak,1976 yılında tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1976-1980 yılları arası Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve Genel Cerrahi Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.