Doktorsitesi.com

Amniyosentez nasıl yapılrı? Riskleri nelerdir?

Doç. Dr. Süleyman Eserdağ
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ
26 Ekim 20061862 görüntülenme
Randevu Al
Amniyosentez nasıl yapılrı? Riskleri nelerdir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Amniyosentez Nedir ve Neden Yapılır?

Amniyosentez, anne karnından ince ve uzun bir iğne yardımıyla bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısının alınması işlemidir. Genellikle gebeliğin 16 ile 22. haftaları arasında, riskli görülen durumlarda tercih edilen bir tanı yöntemidir. Tecrübeli uzmanlar tarafından gerçekleştirildiğinde oldukça ağrısız bir işlem olup, bebek için taşıdığı riskler oldukça düşüktür.

Bu işlem sırasında alınan sıvıda, bebeğin vücudundan dökülen canlı hücreler bulunur. Bu hücreler özel bir kültür ortamında yaklaşık 18-20 gün boyunca bekletilerek çoğaltılır. Üretilen hücrelerin kromozomları ayrıştırılarak mikroskop altında detaylı bir kromozom analizi gerçekleştirilir.

Amniyosentez Nasıl Uygulanır?

İşlem, ultrason eşliğinde karın bölgesinden ince bir iğne ile amniyon kesesine girilerek gerçekleştirilir. Yaklaşık 20 cc amniyon sıvısı enjektör ile aspire edilir (çekilir) ve incelenmek üzere genetik laboratuvarına gönderilir.

Kromozom analizinde incelenen hücreler doğrudan bebeğe ait olduğu için bebeğin kromozom yayılımını kesin olarak gösterir. Bu yöntemle kromozomal problemler rahatlıkla tespit edilebilir. Ayrıca cinsiyet kromozomları da incelenebilmektedir; ancak ülkemizdeki yasal düzenlemeler gereği amniyosentez sonrası cinsiyet tanımı yapılmamaktadır.

Amniyosentez Kimlere Yapılır? (Endikasyonlar)

Amniyosentez uygulaması, belirli tıbbi gerekçeler ve risk faktörleri doğrultusunda uzman doktorlar tarafından önerilir. Başlıca uygulama nedenleri şunlardır:

  • 35 yaş üzerindeki anne adayları (tarama testlerine bakılmaksızın).
  • Yaşı genç olsa dahi Down sendromu konusunda derin endişe taşıyan gebeler.
  • İkili veya üçlü tarama test sonuçlarının riskli (genellikle 1/270 ve üzeri) çıkması.
  • Ailede Down sendromlu birey varlığı veya daha önce kromozomal bozukluğu olan bebek doğurma öyküsü.
  • Rubella, CMV veya Herpes gibi gebelik sırasında oluşan enfeksiyonların tespiti.
  • Nöral tüp defektlerinde (NTD) AFP veya asetil kolin esteraz seviyelerinin ölçümü.
  • Hemofili gibi cinsiyete bağlı geçen hastalıkların tespiti.
  • Kan hastalıkları (Eritroblastosis featalis) ve bazı enzim eksiklikleri (Cystunria).
  • Fetal akciğer olgunlaşmasının tayini ve bazı fetal bozuklukların medikal tedavisi.
  • Kan uyuşmazlığı tablosunun şiddetinin belirlenmesi (günümüzde tarihi bir değeri kalmıştır).

Amniyosentezin Riskleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Her cerrahi girişimde olduğu gibi amniyosentezin de belirli riskleri mevcuttur. Ancak bu riskler tecrübeli ellerde minimuma iner. Genel olarak kabul edilen bebeği kaybetme riski %0.5 (200'de 1) oranındadır. Diğer olası riskler şunlardır:

Olası RisklerAçıklama
Düşük ve Erken Doğumİşlem sonrası tetiklenebilecek komplikasyonlar.
EnfeksiyonFetusun veya plasentanın (Plasentit) enfeksiyon kapması.
Membran RüptürüAmniyon suyunun gelmesi veya 1-2 gün sürebilen sıvı kaçağı.
Fetal HasarBebeğin iğneden zarar görmesi.
İzoimmunizasyonKan uyuşmazlığı olan durumlarda etkileşimin artması.

Önemli Not: Eğer eşler arasında kan uyuşmazlığı varsa, amniyosentez sonrası ilk 72 saat içinde mutlaka kan uyuşmazlığı iğnesi (Anti D İmmunglobulin) yapılmalıdır.

Önemli Hatırlatma

Amniyosentez, genetik ve kromozomal bozuklukların tespiti için hayati önem taşırken; iskelet sistemi hastalıkları veya kalp hastalıklarının teşhisinde bir öneme sahip değildir. Bu tür yapısal problemlerin tespiti için 2. düzey ultrason (ayrıntılı ultrason) incelemeleri kritik rol oynamaktadır.

Etiketler

AmniyosentezAmniyosentezin riskleriAmniosentez hakkındaAmniosentezin riskleri nelerdirAmniosentez nasıl yapılır

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Süleyman Eserdağ

Doç. Dr. Süleyman Eserdağ

. Kozmetik ve Fonksiyonel Jinekolojide Öncü Hekim ve Uluslararası Eğitmen
. Seksolog, Avrupa Cinsel Tıp Derneği Tarafından Fellow (FECSM, Akademi Üyesi)
. “HERA Vajinismus Tedavi, Eğitim ve Araştırma Derneği” Kurucusu ve Başkanı
. “Uluslararası Estetik Genital Cerrahi ve Seksoloji Derneği (ISAGSS)” Kurucusu ve Başkanı
. İrlanda Merkezli Avrupa Estetik Tıp ve Cerrahi Koleji (ECAMS) Geçmiş Dönem Kıdemli Öğretim Üyesi ve Uluslararası Eğitmeni

İlkler ve Yenilikler
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ genital estetik ameliyatları, genital estetik cerrahi dışı tedavileri ve kadınlarda cinsel sağlık alanlarında, tüm dünyada ve ülkemizde öncü hekimler arasında yer almaktadır.

Çalışmalarının Bazıları:
Dr. Eserdağ Avrupa Cinsel Tıp Derneği (ESSM) ve Avrupa Seksoloji Federasyonu tarafından düzenlenen ‘board’ sınavını başarıyla geçerek, ‘fellowship’ (akademi üyeliği) unvanını kazanan ülkemizin ilk jinekolog hekimlerindendir.
Kadınlarda cinsel işlev bozuklukları tedavilerinin, jinekolog hekimler tarafından benimsenmesinde ve yaygınlaşmasında öncülük etmiştir.
Vajinismus tedavileri alanında çalışan ülkemizdeki ilk ulusal derneği kurmuştur (Hera Vajinismus Eğitim, Araştırma ve Tedavi Derneği, Kuruluş; 2015).
İlk defa 2002 yılında vajinismus tedavilerine başlamış ve vajinismusta kısa sürede sonuç alma konseptini geliştirmiştir.
Dr. Süleyman Eserdağ, ülkemizde genital estetik eğitimlerini ve hands-on kurslarını düzenleyen ilk hekimdir.
Oldukça saygın, İrlanda merkezli Avrupa Estetik Koleji ECAMS’a (European College and Aesthetic Medicine and Surgery) atanan ilk Türk hekim olmuştur (2015). Bu fakülte çatısı altında 2015 ve 2017 yılları arasında, genital estetik alanında pek çok ülkede uluslararası eğitimler düzenlemiştir.
Genital estetik ve cinsel tedaviler konusunda çalışan ülkemizdeki ilk uluslararası derneği kurmuştur (ISAGSS, Uluslararası Estetik Genital Cerrahi ve Cinsel Tedaviler Derneği, 2017).
ISAGSS; genital estetik uygulamalarını seksoloji temelli ele alarak uygulayan dünyadaki ilk dernek olmuştur. Dr. Süleyman Eserdağ, bu dernek çatısı altında bugüne kadar beş kıtadan 1000’den fazla hekimi birebir eğitmiştir.
2018 ve 2019 yıllarında estetik genital cerrahi ve seksoloji alanında düzenlediği uluslararası kongreler de bu alandaki ülkemizin ilk kongrelerindendir. Alanında oldukça önemli yabancı ismi ülkemize davet etmiş ve ülkemizin isminin bu alanda da duyulmasını sağlamıştır (RAGSS Kongreleri; 2018 ve 2019).
Orgazm aşıları olarak bilinen “O-Shot” ve “G-Shot” uygulamalarını ülkemize ilk defa getiren, bu tedavi isimlerini tescil ettirerek ülkemizdeki isim hakkına sahip tek kişidir.
“Barbie Vajina Estetiği” ismini ve konseptini ülkemize ilk getiren hekimdir. 2015 yılında “Cosmopolitan” dergisindeki röportajından sonra bu konsept ülkemizde hızla yayılmış ve popülerlik kazanmıştır (Cosmopolitan dergisi, Vajina estetiğinde yeni trend: “Barbie estetiği”).
Genital estetik alanında ülkemizin ilk kitabını yazmıştır (Kadın Genital Estetiği ve Fonksiyonel Cerrahisi kitabı, 2021). Bu kitap iki ay sonra İngilizce olarak da basılmıştır.
Ülkemizde cinsel tıp ve genital estetik alanında yayınlanan, yazarları arasında 50 kadar hekimin yer aldığı, ülkemizin ilk multidisipliner (çok branşlı) kitabının editörleri arasında yer almıştır (Cinsel Tıp ve Genital Estetik Kitabı; İstanbul Tıp Kitabevleri, 2020).
2023 yılında İngilizce olarak yazdığı “Aesthetic and Functional Female Genital Surgery” kitabı İsviçre merkezli Springer Nature kitabevi tarafından basılarak dağıtılmıştır. Bu kitap, genital estetik ve fonksiyonel cerrahisi alanında ülkemizin uluslararası literatüre kazandırdığı ilk ve tek kitaptır. 400’den fazla görsel ve 23 ayrı bölümden oluşan bu kitap yayınlandığı ilk günden itibaren uluslararası bilim camiasında son derece ilgi çekici bulunmuş ve pek çok yabancı hekimin takdirini kazanmıştır.
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ ülkemizde ve dünyanın farklı bölgelerinde yılda 20’den fazla toplantıya konuşmacı olarak davet edilmektedir. Kendi çalışma alanlarında, 50’den fazla uluslararası kongrede konuşma yapmıştır. Avrupa’nın en büyük cinsel tıp kongresi ESSM (Avrupa Cinsel Tıp Derneği),estetik alanında lider konumundaki IMCAS (Paris),IMCAS (Asya) ve AMWC (Monaco) gibi kongrelerde konuşmalar yapmış ve dernek olarak da afiliye olmuştur.
Ülkemizin ilk “Rejeneratif Jinekoloji” kongresini düzenlemiştir (5-8 Şubat, 2025, Antalya)
Doç. Dr. Süleyman Eserdağ hastalarını İstanbul Nişantaşı kliniğinde kabul etmekle beraber, yıllar içinde kurmuş olduğu İstanbul Suadiye, Ankara, İzmir kliniklerine de danışmanlık hizmeti vermektedir. Aynı zamanda Altınbaş Üniversitesi Kadın Sağlığı Anabilim Dalında yarı zamanlı öğretim üyesidir.

 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.