Alerjik Cilt Hastalıkları Nelerdir ?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Atopik Dermatit (Egzema) Nedir?
Atopik dermatit, kronik ve tekrarlayan özellik gösteren, pembe renkli, yüzeyi pütürlü ve şiddetli kaşıntıyla seyreden bir cilt döküntüsüdür. Aktif lezyonlar vücudun genelinde yaygın olabileceği gibi belirli bir bölgeyle de sınırlı kalabilir. Bu lezyonlar genellikle sulantılı bir yapıdadır ve aşırı kaşınma sonucunda enfekte olma riski taşırlar.
Hastalığın iyileşmediği veya sürekli nüks ettiği dönemlerde ciltte belirgin değişimler gözlenir. Bu süreçte cilt kalınlaşması, çizgilenme, soyulmalar ve renk koyulaşması gibi belirtiler ortaya çıkar. Lezyonların vücuttaki dağılımı, hastalığın başlangıç yaşına göre farklılık göstermektedir.
Atopik Dermatit Evreleri ve Belirtileri
Atopik dermatit, hastanın yaşına bağlı olarak üç ana dönemde incelenir:
- İnfantil (Bebeklik Dönemi) Atopik Dermatit: 2 ay ile 2 yaş arası çocuklarda görülür. Lezyonlar sıklıkla yanaklarda, saçlı deride, boyunda, sırtta, diz ve dirsek bölgelerinde yoğunlaşır. Bu dönemde başlayan hastalık 3 yaşında iyileşebileceği gibi ileri yaşlarda da devam edebilir.
- Çocukluk Çağı Atopik Dermatiti: 2-12 yaş aralığını kapsar. Cilt lezyonları genellikle dirsek önü, diz arkası, boyun, el ve ayak bileklerinde kümelenir. Bu bölgelerde kuruluk, çizgilenme, sulanma ve kaşıntı hakimdir.
- Erişkin Dönemi Atopik Dermatiti: 12-20 yaşları arasında başlar veya çocukluk döneminden devrederek devam eder. Lezyonlar çoğunlukla dirsek önü, diz arkası ve ellerde görülür. Ciltte kalınlaşma ve kahverengileşme belirgindir; bazen göz ve ağız çevresinde kuruluk ile dökülme eşlik eder.
Egzamaya Eşlik Edebilecek Diğer Bulgular
Atopik dermatiti olan bireylerde sadece döküntü değil, ek klinik bulgular da görülebilir:
- El ve ayak tabanı çizgilerinin belirginleşmesi
- Göz altında oluşan koyu gölgeler
- Yanak, sırt, kol ve bacaklarda sınırları belli soluk renkli bölgeler
- İlerleyen yıllarda gelişebilecek astım veya alerjik rinit riski
Atopik Dermatit Tedavi Yöntemleri
Tedavi süreci koruyucu önlemler ve ilaç tedavisi olmak üzere iki temel sütun üzerine inşa edilir. Hastaların cildi aşırı kuru olduğu için sürekli nemlendirme hayati önem taşır. Normal sabun yerine kremli sabunlar tercih edilmeli ve terlemeyi artıran sıcak ortamlardan kaçınılmalıdır.
İlaç Tedavisi Seçenekleri:
- Kaşıntı Önleyiciler (Antihistaminikler): Şurup veya tablet formunda, doktor önerisiyle kaşıntıyı kontrol altına almak için kullanılır.
- Lokal Kortikosteroidler: Aktif lezyon dönemlerinde, nemlendirici sonrası haricen ince bir tabaka halinde uygulanır.
Ürtiker (Kurdeşen) ve Anjiyoödem
Ürtiker, sınırları belirgin, pembe renkli, yüzeyden kabarık ve şiddetli kaşıntılı döküntülerdir. Çapları birkaç milimetreden santimetrelere kadar değişebilir. Anjiyoödem ise deri ve deri altı tabakasının, özellikle göz kapakları, dudak ve dil gibi bölgelerde şişmesidir. Anjiyoödemde kaşıntı ve renk değişikliği olmaz; ancak soluk borusu (larenks) bölgesinde oluşursa ses kısıklığı ve soluk alma güçlüğü gibi hayati riskler yaratabilir.
Ürtiker ve Anjiyoödemin Klinik Tipleri
| Ürtiker Tipi | Özellikleri ve Tetikleyicileri |
|---|---|
| Akut Ürtiker | Aniden başlar, 24 saatte söner ancak 6 haftaya kadar tekrarlayabilir. |
| Kronik Ürtiker | Belirtilerin 6 haftadan uzun sürmesi durumudur; neden genellikle (%90) saptanamaz. |
| Kolinerjik Ürtiker | Sıcak duş veya egzersiz gibi vücut ısısını artıran durumlarda oluşur. |
| Fiziksel Ürtiker | Soğuk, güneş ışığı (Solar), basınç veya cildin çizilmesi (Dermografizm) ile tetiklenir. |
| Kontakt Ürtiker | Alerjen bir maddeyle (örneğin Latex) temas sonucu oluşur. |
| Adrenerjik Ürtiker | Psikolojik stres sonrası gruplar halinde ortaya çıkan küçük döküntülerdir. |
Tanı ve Teşhis Süreci
Doğru tanı için bir alerji uzmanı tarafından ayrıntılı öykü alınması en kritik adımdır. Döküntülerin süresi, tetikleyiciler, çevre şartları ve kullanılan ilaçlar titizlikle sorgulanır. Öykü alımını takiben fizik muayene ve ürtiker tipine uygun laboratuvar tetkikleri gerçekleştirilir.
Ürtiker ve Anjiyoödem Tedavisi
Tedavinin ilk adımı eliminasyon, yani tespit edilen tetikleyicilerden (yiyecek, ilaç, alerjen) uzak durmaktır. Enfeksiyon varlığında ilgili tedavi uygulanır. Ciddi reaksiyon riski olan hastalara acil durumlar için epinefrin preparatları önerilir.
Farmakolojik Tedavi:
- H1 Reseptör Blokerleri: Tedavinin temelini oluşturan 1. ve 2. kuşak antihistaminiklerdir.
- H2 Reseptör Blokerleri: H1 blokerlerinin yetersiz kaldığı durumlarda tedaviye eklenir.
- Kortikosteroidler: Dirençli veya ciddi akut vakalarda kısa süreli ve doktor kontrolünde kullanılır.
- Adrenerjik Ajanlar: Solunum yolunu tehdit eden anjiyoödem ataklarında acil müdahale için enjeksiyon formunda uygulanır.



