Doktorsitesi.com

Aleksitimi Nedir?

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu
Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu
6 Eylül 2016496 görüntülenme
Randevu Al
Aleksitimi Nedir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Duygusal Farkındalık ve Aleksitimi Kavramı

Kişinin kendi duygularının ve düşüncelerinin farkında olması, davranışlarını kontrol edebilmesi ruh sağlığı açısından en kritik ölçütler arasında yer alır. Bu farkındalık düzeyi, bireyin psikolojik iyi oluş halini doğrudan etkiler. Bu yazıda, duyguların farkında olma durumuyla yakından ilişkili olan ve literatürde aleksitimi olarak adlandırılan terim detaylandırılacaktır.

Aleksitimi Kavramının Tarihsel Gelişimi

Psikanalitik psikoterapinin yaygın olduğu yıllarda Ruesch, analitik terapiye aldığı psikosomatik hastalar üzerinde önemli gözlemler yapmıştır. Ruesch, bu hastaların diğer nevrotik vakalardan farklı olarak, yaşadıkları rahatsızlıkları ve duyguları sözel veya sembolik olarak ifade edemediklerini fark etmiştir. Bu bireylerin, içsel gerilimlerini dışa vurmak için tek yol olarak bedensel tepkileri kullandıkları sonucuna varmıştır.

1949 yılında Mac Lean, yayımladığı bir makalede psikosomatik bireylerin duygusal süreçlerini incelemiştir. Mac Lean'e göre bu kişilerde duygular, beynin üst işlev gören bölgesi olan neokortekse ulaşarak simgesel bir anlatım bulamamaktadır. Bunun yerine duygular, otonom yollarla ifade edilerek organ diline çevrilmekte ve bedensel belirtiler olarak tezahür etmektedir.

Aleksitimi Kelimesinin Kökeni ve Tanımı

Sifneos, 1972 yılında bu tür duygusal sorunları tanımlamak amacıyla ilk kez aleksitimi kavramını kullanmıştır. Kelime kökeni Yunanca olan bu terim, şu bileşenlerden oluşmaktadır:

  • a: Yokluk/Yok
  • lexis: Söz
  • thymos: Duygu

En temel tanımıyla aleksitimi; duyguları fark etme, tanıma, ayırt etme ve ifade etme güçlüğü olarak tanımlanır. Başlangıçta sadece psikosomatik bir durumu tanımlamak için kullanılsa da zamanla sağlıklı bireylerde de sıkça görüldüğü saptanmıştır.

Aleksitimik Kişilik Özellikleri ve Belirtileri

Aleksitiminin ortaya çıkmasında sosyo-kültürel faktörler önemli bir rol oynar. Aleksitimik bireyler genellikle toplumsal yaşama karşı bir yabancılık hissi içindedirler ve çevrelerinde "ayrı bir dünyadan gelmiş" izlenimi bırakabilirler. Günlük yaşamda iletişim kurabilen ve düşünebilen bu bireyler, duygu ve düşünceleri arasında bağ kurmakta zorlanırlar.

Aleksitimi belirtileri dört temel başlık altında toplanmaktadır:

  1. Duyguları fark etme, ayırt etme ve söze dökme güçlüğü.
  2. Hayal kurma ve düşlem yaşantısında belirgin kısıtlılık.
  3. Operasyonel düşünme biçimi (somut ve dış dünyaya odaklı).
  4. Dış merkezli ve aşırı uyum sağlamaya yönelik bilişsel yapı.

Aleksitiminin Nörobiyolojik Temelleri

Bilimsel çalışmalar, beynin sağ yarımküresinde hasar olan kişilerin aleksitimik belirtiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca sağ ve sol yarımküre arasındaki bağın bozulması da bu duruma neden olabilmektedir. Sağ hemisfer, duyguların işlenmesi, düzenlenmesi ve dilin duygusal öğelerinin tanınmasında kritik bir rol oynar. Bunun yanı sıra, duyguların dışavurumunda etkili olan frontal lob sorunlarının da aleksitimi oluşumunda payı olduğu bildirilmektedir.

Kültürel Farklılıklar ve Somatizasyon

Aleksitimi kavramı, duyguların dışa vurulmasını sağlıklı kabul eden Batı felsefesi kökenli psikodinamik perspektiften doğmuştur. Ancak Doğu kültürlerinde duygunun sözel ifadesi Batı kadar yaygın değildir. Bu kültürlerde ruhsal sıkıntılar genellikle somatizasyon (bedenselleştirme) veya entellektüalize edilmiş anlatımlarla ifade bulur.

Türkiye'de yapılan araştırmalar, hastaların birçok somatik yakınmayı strese bağladığını ancak çözümün psikiyatri dışı alanlarda olduğunu düşündüklerini göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye, somatik hastalıklar açısından üst sıralarda yer almaktadır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde aleksitimi oranları oldukça yüksektir.

İstatistiksel Veriler ve Toplumsal Gelişmişlik

Ülkemizde yapılan araştırmalar, aleksitimi ile bedensel belirtiler arasındaki ilişkiyi çarpıcı verilerle ortaya koymaktadır:

Hasta GrubuAleksitimi Görülme Oranı
Psikosomatik Hastalıklar%22
Organik Patolojisi Olmayan Bedensel Şikayetli Hastalar%64.2

Bir ülkenin gelişmişlik ve refah düzeyi, toplumdaki psikosomatik belirtilerin azlığı ve aleksitimik birey oranının düşüklüğü ile doğru orantılıdır.

Sonuç ve Öneriler

Aleksitimi ile psikosomatik hastalıklar arasında güçlü bir ilişki olduğu bilinmektedir. Bu durumun azaltılması sadece bireysel değil, sosyolojik ve kültürel bir gerekliliktir. Aleksitimi ile mücadele etmenin ve sağlıklı bir toplum inşa etmenin yolu şu adımlardan geçmektedir:

  • Çocuklara duygularını ifade etmeyi öğretmek,
  • Kadına hak ettiği değeri vermek,
  • Eğitim seviyesini yükselterek; fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştirmek.

Etiketler

Sabri burhanoğluAleksitimiAleksitimi nedirAleksitimi kimlerde görülütAleksitimi azaltma yolları

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu

Yard. Doç. Dr. Sabri Burhanoğlu, tıp eğitimini 1996 yılında başladığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2002 yılında tamamlamış ve ardından aynı yıl Londra King's College Hospital, Luminal Gastroenterology Unitesinde gözlemci olarak görev yapmıştır. Uzmanlık eğitimine ise 2003 yılında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Genel Cerrahi bölümünde başlamış ancak bu alandaki eğitimini kendi isteği ile yarıda bırakmış ve 2004 yılında azi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Psikiyatri uzmanlığı eğitimine başlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.