Doktorsitesi.com

11 Ayın Merakı; Ramazan Beslenmesi

Dyt. Zeynep Seçkin Can
Dyt. Zeynep Seçkin Can
6 Haziran 2016260 görüntülenme
Randevu Al
11 Ayın Merakı; Ramazan Beslenmesi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ramazan Ayında Beslenme ve Vücut Dengesi

Ramazan ayı, manevi huzuru ve bereketli sofralarıyla hayatımıza özel bir enerji katar. Özellikle uzun yaz günlerine denk gelen dönemlerde, yaklaşık 16-17 saat süren açlık ve susuzluk süreleri beslenme düzeninde stratejik planlama yapmayı zorunlu kılmaktadır. Günün en sıcak saatlerinde enerji seviyesini korumak ve vücut sağlığını sürdürmek için doğru beslenme yöntemlerini uygulamak kritik önem taşır.

Uzun Süreli Açlıkta Metabolizmayı Korumak

Ramazanın en büyük handikabı, vücudun uzun süreli açlığa alışarak kıtlık mesajı oluşturmasıdır. Vücut bu mesajı aldığı anda enerji harcamasını minimuma indirir ve tüketilen her besinden maksimum düzeyde depolama yapmaya çalışır. Bu durum, hızlı yemek yiyen bireylerde kilo alımına uygun bir zemin hazırlar.

Kıtlık modunun olumsuz etkilerinden korunmanın temel yolu yavaş yemek alışkanlığı kazanmaktır. Yavaş yemek için şu yöntemler tercih edilebilir:

  • Lokmaları daha fazla çiğnemek ve lokma boyutlarını küçültmek.
  • Daha küçük boyutlu çatal ve kaşıklar kullanmak.
  • Her lokmadan sonra çatalı elinden bırakmak.

Sahurda Doğru Tercihlerle Tokluk Süresini Uzatmak

Sahur, gün içerisindeki açlık süresini yönetmek ve vücut depoları ile kas grubunu korumak için en önemli öğündür. Sahurda tüketilen besinler 17 saatlik açlığı tamamen yok edemese de acıkma süresini belirgin şekilde uzatabilir. Kaliteli protein kaynakları, sebze-salata grubu ve tam tahıllı kompleks karbonhidratlar sahurun temel taşlarıdır.

Sahurda Tercih Edilmesi GerekenlerSahurda Kaçınılması Gerekenler
Yumurta ve kaliteli proteinlerBasit şekerler ve hazır ürünler
Kurubaklagilli salatalarMayalı besinler
Sebze yemekleri ve tam tahıllı ekmekYüksek yağlı ve tuzlu gıdalar

İftar Sofralarında Porsiyon Kontrolü ve Başlangıç

İftar sofralarında çeşitliliğin fazla olması, şişkinlik ve kilo problemlerine yol açabilir. Bu durumun önüne geçmek için miktarları kontrol altında tutmak gerekir. İftara 3 adet hurma ve 1 kase çorba ile başlamak ideal bir adımdır. Bu başlangıcın ardından, sofradaki ana yemeklerden (tatlı hariç) ikişer yemek kaşığı almak, hem tadım yapmanızı sağlar hem de aşırı kalori alımını engeller.

Eğer tüm çeşitlerden azar azar yemenize rağmen doygunluk hissetmiyorsanız, tercihinizi salata, sebze yemeği ve yoğurt gibi hafif seçeneklerden yana kullanmalısınız. Bu yöntemle hem psikolojik doygunluk sağlanır hem de sindirim sistemi korunur.

İftar ve İmsak Arası Sıvı Tüketimi

Kısıtlı zaman diliminde su tüketimi hayati bir konudur. Vücudun su ihtiyacı sadece su ile değil; ayran, süt, sade soda ve bitki çayları ile de desteklenebilir. Ancak çay ve kahve tüketimine dikkat edilmelidir. Bu içecekler keyifli olsa da vücuttan su atılımını hızlandırarak (diüretik etki) su ihtiyacını artırabilir. Bu nedenle çay ve kahve miktarı dengelenmelidir.

Tatlı Tüketimi ve Fiziksel Aktivite

Ramazan süresince şeker ve tatlıdan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Tatlı tüketilecekse, en hafif seçenekler tercih edilmeli, miktar çok az tutulmalı ve tüketim süreci yavaşlatılmalıdır. Tatlı, ramazanda beslenme disiplininin en hassas noktasıdır.

Sindirim sistemine yardımcı olmak ve kilo kontrolünü sağlamak adına iftar sonrası yürüyüş yapılması önerilir. Haftada en az 4 gün gerçekleştirilecek bu yürüyüşler, ramazan ayını sağlıklı tamamlamanızı sağlar. Ancak şu nokta unutulmamalıdır: Yürüyüş mutlaka iftardan sonra yapılmalıdır. Gün içerisinde aç karnına yapılan aktiviteler kas kaybına ve akşam saatlerinde açlık hissinin şiddetlenmesine neden olabilir.

Etiketler

DiyetisyenSahurda beslenmeSahurda ne yemeliyizRamazanda sağlıklı beslenmeİftarda beslenmeRamazanda nasıl beslenmeliyizDiyetRamazan beslenmesiSahur ve iftarda neler yemeliyiz

Yazar Hakkında

Dyt. Zeynep Seçkin Can

Dyt. Zeynep Seçkin Can

Dyt. Zeynep Seçkin Can, 1992 yılında İstanbul'da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Medipol Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nde başladığı lisans eğitimini 2014 yılında tamamlayarak Diyetisyen unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.