Ne kadar keskin bir cümle değil mi? çocuklar,ergenler,öğrenciler, arkadaşlardan, komşulardan söz etmiyoruz. Karşı cinsten sevgilinizden bahsediyoruz. İnsanlar kalıplaşmış davranışlarını sürekli tekrarlar. Yedisinde neyse yetmişinde odur derler. Hele kişilik bozukluklarında ise ne yaparsanız yapın katı inatçı değişmez özelliklerine ömür boyu katlanabilecek misiniz? Kendinizi yaksanız, onu değiştiremezsiniz, ama değiştirebileceğinize inanırsınız. Atasözleri gibi duvar sözlerini kulak arkası yapıp, gerektiğinde ortaya çıkarın. “Erkekler kadınların hiç değişmeyeceğini zanneder, kadınlar erkekleri değiştirebileceklerini zannederde evlenirler”miş. “Dünyada değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” oysa. Sülün gibi kız arkadaşının annesine benzeyeceği söylenmiştir. Annesine korkarak bakarsınız bazen 110 kg dır ve sarkmış gibi göz kapaklarının genetik özelliği olduğunu zannedersiniz. Oysa zaman ve yer çekimi o derin bakışlarını kız arkadaşının, tıpkı annesine benzetecektir. “Her çocuk cinsine çeker” derler. Bebekken ve gençken anneye benzeyen oğlanın, yüz hatları oturdukça babasına, küçük bir oğlana benzeyen kızın, yirmili yaşlarda annesinin gençlik kopyası olduğunu görünce şaşarsınız.
Birbirlerine bedensel kusurlar bulana şaşırırım. Çarşaf giyse kişinin endamı boyu posu, yüzünü görürsünüz bakmasını bilirseniz... Ama asıl aşkın, huzurun, sevginin devamını sağlayan kişinin huyudur. Bunu nasıl doğru anlayacağız? Psikiyatristler psikologlar bunu kolay tespit ederler zannediyorsanız yanılırsınız, boşanma oranları toplumun üzerindedir. “Mum dibini her zaman ışıtmayabiliyor” aşkın gözü kör zaten . sonuç karşınızdakinin ne söylediğine, ne söz verdiğine bakmayın, nasıl davrandığına bakın, onu sonsuza dek devam ettirecektir. Sizden bir şey umuyorsa yada korkuyorsa kendini durdurmaya çalışacaktır sadece. Rüzgar ondan yana esmeye başlayınca ortaya çıkan gerçek yüzünün soğukluğu içinizi öyle üşütür ki, bir daha sonsuza dek hiçbir insanın sıcaklığı sizi ısıtamaz.
Bazıları ilişkiyi yada evliliği iyi bir fırsat olarak görüp, kendi istek ve doğrularından fedakarlık ederek ne pahasına olursa olsun karşıdakini isteye biliyorlar. “Ben onu tavlarım, ben onu alırım, ben ona ulaşırım” deyip iddiaya tutuşanlar bile olur. Kendini değiştirip karşısındakinin beğeni ve kabulüne altın tepside sunanların hayal kırıklığına uğramaları yüksek ihtimaldir. Aynı oranda “ben seni öyle seviyorum ki iki kişilik, zamanla sende beni seversin” demek iki kişilik mutsuzluğu istemektir.
Hele bu birlikteliğin kabulü için; onun isteklerini karşılamayı taahüt etmişseniz, ŞARTLI SEVGİYİ kabul etmişsiniz demektir. Üç çeşit aşk vardır en kötüsü şartlı olanı; araba aldığın için, tatile götürdüğün için, özel günleri unutmadığın için seni seviyorum. İkincisi çünkülü sevgi; güzel olduğun için, akıllı olduğun için, doktor olduğun için, uzun boylu olduğun için seni seviyorum buna örnektir. Üçüncüsü rağmenli sevgi; çulsuz olmana rağmen, kambur olmana rağmen, dağınık, tembel, huysuz olmana rağmen. Dostlar başına bu koşulsuz sevgi. Koşulsuz ana-baba sevgisine benzediği için güzeldir ve az bulunan yüreklerde yeşerir bulursanız eğer kıymetini bilin çünkü hayat ikinci fırsatı vermeyecek kadar kısadır.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!