Doktorsitesi.com

Yuvada Cinsiyet Değil Eş Olmak Esastır

Doç. Dr. Ömer Özbulut
Doç. Dr. Ömer Özbulut
10 Ocak 202463 görüntülenme
Randevu Al
Yuvada Cinsiyet Değil Eş Olmak Esastır (Eş ve Eşitiz)
Yuvada Cinsiyet Değil Eş Olmak Esastır
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Evlilikte Cinsiyet Değil Eş Olmak Esastır

Sağlıklı bir aile yapısında temel prensip, tarafların birbirine cinsiyet temelli kalıplarla değil, eş olma bilinciyle yaklaşmasıdır. Eşler, birbirlerinin gücünden beslenerek ortak bir yaşam inşa ederler. "Kadın" veya "erkek" rolleri üzerinden baskı kurmak yerine, eşitlik ilkesini benimsemek hem bireyleri hem de ilişkiyi güçlendirir. Bu yaklaşım, eşlerin kendilerini daha huzurlu ve güvende hissetmelerini sağlayarak aile saadetine doğrudan katkı sunar.

Bireysel Yeteneklerin Yuvaya Katkısı

Eşler, sahip oldukları farklı yetenek ve donanımları birer zenginlik olarak görmeli, bu potansiyelleri yaşam konforunu artırmak için kullanmalıdır. Partnerlerin birbirine benzemeye çalışması yerine, farklılıklarını yuvaya güç katan birer unsur olarak kabul etmesi daha sağlıklıdır. Örneğin; bir eşin yorulduğu veya rahatsızlandığı bir durumda, diğer eşin direksiyona geçerek yola devam etmesi, ortak yaşamın en somut dayanışma örneklerinden biridir.

Sorumluluk Paylaşımı ve Biyolojik Gerçekler

Cinsiyetin getirdiği biyolojik zorunluluklar, taraflar arasında bir üstünlük veya ayrıcalık vesilesi olarak görülmemelidir. Çocuk doğurmak ve emzirmek kadına ait biyolojik bir süreç olsa da, çocuğun bakımı ve temizliği eşlerin birlikte üstlenmesi gereken bir sorumluluktur. Doğum sürecindeki bir kadının maddi ve duygusal ihtiyaçlarını fark etmek, ona takdir ve destekle güç vermek erkeğin temel yükümlülükleri arasındadır.

Ev içindeki işleyişte de benzer bir hakkaniyet gözetilmelidir. Mutfak işleri, ev temizliği, alışveriş veya misafir ağırlama gibi görevler, müsaitlik durumuna göre paylaşılmalı veya birlikte icra edilmelidir. Bu noktada temel prensipler şunlardır:

  • Annelerin üzerindeki yoğun yükün paylaşılması zorunluluktur.
  • Ev işlerinde "yardım etmek" değil, sorumluluğu paylaşmak esastır.
  • Maddi ve manevi destek, eşler arasındaki bağı kuvvetlendirir.

Geçmiş Yaşantılar ve Değişim Potansiyeli

Evlilikte yaşanan yetersizliklerin faturasını sürekli olarak çocukluk veya ergenlik dönemindeki eksikliklere kesmek, sıkça yapılan hatalardan biridir. Geçmiş deneyimler kişiliğimizi şekillendirse de, bunlar değişimin önünde aşılmaz engeller veya geçerli mazeretler değildir. İnsan, doğası gereği her an gelişmeye ve değişmeye müsaittir. Geçmişi suçlama kolaylığına kaçmak yerine, "şu an ve burada" ne yapılabileceğine odaklanmak, sorunların çözümü için en doğru adımdır.

Ev İçinde Nezaket ve Empati

Birçok kişi dış dünyaya gösterdiği özeni, nezaketi ve sabrı maalesef kendi eşinden esirgemektedir. "O beni anlamak zorunda" veya "Zaten bilmesi gerekir" gibi beklentiler, iletişimi koparan hatalı algılardır. Oysa empati kurmak, eşimizin de bizimle aynı duygusal beklentilere sahip olduğunu anlamamızı sağlar. Evimiz, bizi sosyal hayata hazırlayan ve manevi olarak besleyen en temel kalemizdir; bu nedenle nezaket ve iltifatın merkezi de yine evimiz olmalıdır.

KavramEvlilikteki Karşılığı
Ayna EtkisiEvimizi sabah nasıl bırakırsak akşam öyle buluruz.
Marifetİltifata tabidir; olumlu davranışlar takdirle çoğalır.
NezaketDışarıda değil, asıl aile içinde gerçek olmalıdır.

Sağlıklı Bir İlişkinin Temel Taşları

Eşler arasındaki bağın kopmaması ve derinleşmesi için belirli duygusal sütunların korunması gerekir. Bu süreçte cinsiyet ayrımı gözetmeksizin şu değerler ön plana çıkarılmalıdır:

  1. Sevgi: Eşini önceleyerek, ona verilen değeri somut davranışlarla hissettirmektir.
  2. Şefkat: Karşılık beklemeden partnerin değerlerine kıymet vermek ve onu taşımaktır.
  3. Beğenme ve Takdir: Hoşa giden tutumları dile getirmek, hataları ise kırıcı olmadan, yapıcı bir dille konuşmaktır.
  4. Anlayış: Her bireyin kendine ait bir özel alanı olduğunu kabul etmek ve bu alana saygı duymaktır.

Sonuç: Ortak Gelecek ve Profesyonel Destek

Eşler birbirine aittir ancak birbirinin mülkü değildir. Birey olma hakkını korurken, aynı zamanda "eş" ve "ebeveyn" bilinciyle hareket etmek dengeli bir ilişkinin anahtarıdır. Sağlıklı iletişimin amacı, karşı tarafı yenmek değil, anlamak ve kendini anlatmaktır. Sorunların çözülemediği ve iletişimin tıkandığı noktalarda, süreci daha fazla yıpratmadan profesyonel yardım almak, sağlıklı bir gelecek inşa etmek adına kritik bir öneme sahiptir.

Doç. Dr. Ömer Özbulut
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Psikiyatrist-Psikoterapist

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Ömer Özbulut

Doç. Dr. Ömer Özbulut

Doç.Dr. Ömer Özbulut,
1965 Malatya doğumluyum, Evli dört çocuk babasıyım, Orta öğrenimimi Malatyada yaptım, Dicle üniversitesi Tıp fakültesinde 1990 da mezun oldum, Aynı üniversitede Ruh Sağlığı ve Hastalıklarında Uzmanlığımı aldım. Bir süre Sağlık Bakanlığında çalıştıktan sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp. Fakültesinde (Şimdi Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi oldu) Psikiyatri Anabilim Dalında Öğretim üyeliğine başladım, 2011’de Psikiyatri Doçenti oldum. 
Üniversitede çalıştığım süre içerisinde çeşitli İdari ve Akademik görevlerde bulundum.
Bilimsel çalışmalar yaptım. Ulusal ve Uluslararası dergilerde bilimsel makalelerim yayımlandı.

Şu anda kendi özel ofisimde Online ve yüz yüze Terapi yapmaktayım…



Mesleğim dışında Felsefe ve Sosyloji-Toplum Bilimi, Amatör şiir yazma denemeleri yapmayı, Sosyal sorunlarla ilgili yazmayı severim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.