Yumurtalıklara PRP Uygulaması (Ovarian PRP)

Giriş
Kadın fertilitesi yaşla birlikte azalan over rezervi ve oosit (yumurta hücresi) kalitesinden etkilenir. Diminished ovarian reserve (DOR) ve prematür over yetmezliği, yardımcı üreme tekniklerinin başarısını sınırlayan önemli klinik durumlardır. Standart tedavilere yanıtın sınırlı olduğu bu hasta grubunda, biyolojik ve rejeneratif yaklaşımlar alternatif bir umut olarak ortaya çıkmıştır. PRP, içerdiği büyüme faktörleri ve sitokinler aracılığıyla hücresel proliferasyonu, anjiyogenezi ve doku onarımını destekleyebilir.
PRP’nin Biyolojik Mekanizması
PRP; trombositlerden salınan platelet-derived growth factor (PDGF), transforming growth factor-β (TGF-β), vascular endothelial growth factor (VEGF), insulin-like growth factor (IGF) ve epidermal growth factor (EGF) gibi çok sayıda biyolojik aktif molekül içerir. Bu faktörlerin:
-
Over stromasında anjiyogenezi artırabileceği,
-
Foliküler mikroçevreyi iyileştirebileceği,
-
Granüloza ve teka hücre fonksiyonlarını destekleyebileceği,
-
Dormant primordial foliküllerin aktivasyonunu tetikleyebileceği öne sürülmektedir. Ancak bu mekanizmaların önemli bir kısmı hâlen deneysel düzeyde olup, insan ovaryumunda kesin kanıtlar sınırlıdır.
Hasta Seçimi ve Endikasyonlar
Ovaryan PRP uygulaması için bildirilen başlıca hasta grupları:
-
Diminished ovarian reserve (düşük AMH, düşük antral folikül sayısı),
-
Prematür over yetmezliği / erken menopoz,
-
IVF sikluslarında tekrarlayan poor responder hastalar,
-
İleri yaş infertilite olguları.
Hasta seçimi kritik öneme sahiptir ve uygulama, deneysel bir yöntem olduğu konusunda hastalar ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir.
Uygulama Tekniği
PRP, hastanın kendi venöz kanından santrifüj yöntemiyle hazırlanır. Elde edilen trombositten zengin fraksiyon, genellikle:
-
Transvajinal ultrason eşliğinde,
-
Over korteksine çoklu nokta enjeksiyonları şeklinde uygulanır.
İşlem çoğunlukla sedasyon altında gerçekleştirilir ve günübirliktir. Protokoller merkezler arasında farklılık göstermekte olup, enjekte edilen PRP hacmi ve konsantrasyonu için standartlaşma henüz sağlanmamıştır.
Klinik Bulgular ve Sonuçlar
Mevcut literatürde çoğunlukla küçük hasta serileri ve gözlemsel çalışmalar yer almaktadır. Bildirilen olası etkiler şunlardır:
-
AMH düzeylerinde artış,
-
Antral folikül sayısında yükselme,
-
IVF sikluslarında elde edilen oosit sayısında artış,
-
Spontan ovulasyonun geri dönmesi (özellikle POI olgularında nadir de olsa).
Bununla birlikte randomize kontrollü çalışma sayısı sınırlıdır ve sonuçlar heterojendir. Canlı doğum oranları üzerindeki net etki henüz kesin olarak gösterilememiştir.
Güvenlik ve Yan Etkiler
PRP otolog olduğu için teorik olarak alerjik reaksiyon ve enfeksiyon riski düşüktür. Bildirilen komplikasyonlar genellikle hafif ve geçicidir:
-
İşlem sonrası pelvik ağrı,
-
Hafif vajinal kanama,
-
Nadiren enfeksiyon.
Uzun dönem güvenlik verileri ve olası onkolojik riskler konusunda yeterli veri bulunmamaktadır.
Tartışma
Ovaryan PRP, umut vadeden ancak hâlen deneysel kabul edilmesi gereken bir yaklaşımdır. Klinik uygulamada artan ilgiye rağmen, hasta seçimi, uygulama protokolleri ve sonuç ölçütleri açısından standartlar netleşmemiştir. Mevcut kanıtlar, yöntemin bazı hastalarda biyokimyasal ve klinik iyileşmeler sağlayabileceğini düşündürse de, rutin klinik kullanımı destekleyecek düzeyde güçlü değildir.
Sonuç
Yumurtalıklara PRP uygulaması, over rezervi azalmış veya POI tanılı hastalarda potansiyel bir tedavi seçeneği olarak araştırılmaktadır. Güncel veriler umut verici olmakla birlikte, yöntemin etkinliğini ve güvenliğini net olarak ortaya koyacak geniş ölçekli, randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu nedenle ovaryan PRP, uygun bilgilendirme ve etik çerçeve içinde, seçilmiş olgularda değerlendirilmelidir.





