Doktorsitesi.com

Yaşamla Bir Olma Zamanı Geldi!

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış
Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış
6 Eylül 2011842 görüntülenme
Randevu Al
  • Endorfin hormonu vücudun doğal mutluluk kaynağı olsa da, aşırı heyecan ve adrenalin arayışı bağımlılık riskini beraberinde getirebilir.
  • Modern yaşamın stresiyle başa çıkmak için kontrolsüz antidepresan kullanımı, vücudun doğal savunma mekanizmalarını zayıflatarak ilaç bağımlılığına yol açabilir.
  • Sağlığı korumak için beslenme ve uyku gibi temel rutinlere dikkat edilmeli, kişinin kendi içsel ihtiyaçlarını tanıyarak yaşam enerjisini yönetmesi sağlanmalıdır.
Yaşamla Bir Olma Zamanı Geldi!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yaşamla Bir Olma ve İçsel Enerjinin Keşfi

Bazı dönemlerde insanın içinden taşan o yüksek enerji, yaşamla tam bir bütünlük içinde olma hissini beraberinde getirir. Kendinizi kuş gibi hafif, başarılı ve sevgi dolu hissettiğiniz bu anlar, aslında ruhsal ve bedensel bir uyumun göstergesidir. Bu özel zaman dilimlerinde, hayatta hiçbir şey değişmese bile kişi kendisini her şeyi yapabilecek güçte ve pozitif bir ruh hali içerisinde bulur.

Endorfin Hormonu: Doğal Mutluluk Kaynağı ve Riskleri

Bu yüksek ruh halinin arkasındaki temel mekanizmalardan biri, özellikle yaz mevsiminde tetiklenen endorfin yani haz hormonudur. Üniversite yıllarında tanıştığım bu hormon, vücudumuzun ağrıyı kesmek için salgıladığı doğal bir morfin işlevi görür. Ancak endorfinin fazlası, sürekli bir heyecan arayışı ve adrenalin bağımlılığı gibi riskleri de beraberinde getirebilir.

Alaçatı'da karşılaştığım bir sörfçünün kolundaki "Life begins at 40 knots" dövmesi, bu heyecan bağımlılığının en somut örneğidir. Çok kuvvetli rüzgarda sörf yapmanın verdiği haz benzersiz olsa da, bu tür bir tutku bedenin sürekli daha fazlasını istemesine neden olur. Bu durum, heyecana dayalı bir bağımlılık döngüsü yaratarak çeşitli risklere kapı aralayabilir.

Modern Yaşam ve Antidepresan Kullanımı

Günümüzde modern yaşamın getirdiği stres ve doğadan uzaklaşma hali, vücudumuzun doğal savunma mekanizmalarını zayıflatmaktadır. Birçok kişi, normal şartlarda vücudun kendi başına yenebileceği sorunlarla başa çıkabilmek için antidepresan kullanımına yönelmektedir. Arkadaş sohbetlerinde dahi birbirine ilaç öneren bir toplum yapısı, vücudun mutluluk hormonlarını üretemez hale gelmesine neden olmaktadır.

İlaç kullanımına dair dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:

  • İlaçlar bazen yaşam kalitesini artırmak için tıbbi bir gerekliliktir.
  • Bir hastalığı tedavi ederken vücudun başka bir dengesini bozma riski her zaman mevcuttur.
  • Asıl tehlike, bedenin öz gücüne olan güveni yitirip tamamen ilaç bağımlısı haline gelmektir.

Beden Sağlığını Korumada Önleyici Yaklaşımlar

Bedenimizde bir şeyler bozulduğunda tamiri oldukça güç olmaktadır. Bu nedenle, alternatif tıp mantığında olduğu gibi, vücut henüz sağlıklıyken bu hali korumak esastır. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek ve yaşama karşı dirençli kalmak için belirli rutinlerin aksatılmaması gerekir.

Sağlıklı Yaşamın Temel TaşlarıUygulama Yöntemleri
BeslenmeDengeli ve doğal gıdalar tüketmek
Fiziksel AktiviteDüzenli spor yapmak
DinlenmeKaliteli ve yeterli uyku uyumak
Psikolojik DayanıklılıkStresle baş etme mekanizmalarını güçlendirmek

Kendini Tanıma ve Yaşam Enerjisini Yönetme

Hayattaki en büyük zenginlik, kişinin kendisini tanımasıdır. Huzur arıyorsanız size huzur verecek aktivitelere yönelmeli, heyecan arıyorsanız doğa sporlarına veya sörf gibi tutkulara zaman ayırmalısınız. Eğer hayatınızda aşk istiyorsanız, öncelikle kendi öz sevginizi ve aşk enerjinizi açığa çıkarmalısınız.

Hayat, ne istediğiniz konusunda net olduğunuzda ve bu isteklerin gerçekleşeceğine inandığınızda size karşılığını verecektir. Unutmayın ki yaşamla bir olmak, kendi içsel gücünüzü ve ihtiyaçlarınızı doğru analiz etmekle başlar.

Klinik Psikolog & Yaşam Koçu Pınar Özgüner

Etiketler

AntidepresanMutlulukKendini iyi hissetmekYaşamakRahatlık

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Uzm. Psikolog Manolya Özek Tatış 1980 İzmir doğumludur. İzmir Amerikan Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü kazanmış, son senesini Amsterdam School of Business’ta exchange öğrenci olarak tamamlamıştır. Avrupa ülkelerinin çoğunu gezdiği bu deneyimin ardından özel sektörde satış pazarlama alanında çalışmış, kurumsal hayatın kendisine göre olmadığını anlayınca kendi işini kurmaya karar vermiştir. 26 yaşında Pozitif Manevra Psikolojik Danışmanlık & Koçluk Merkezi’nin kurucularından olan Tatış, önce koçluk eğitimi alıp öğrenciler, aileler ve okullarla çalışmaya başlamıştır. Çocuklarla çalışırken Play Attention Dikkat eğitim programını ve 5-17 yaş aralığındaki çocuklara uygulanabilen bir bilişsel beceri değerlendirme sistemi olan CAS (Cognitive Assesment System) testini kullanmıştır. Ardından psikoterapist olarak ilerlemeye karar verince Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde yüksek lisansını tamamlamış, uzun yıllar Transaksiyonel Analiz kuramı üzerine eğitim almış, daha sonra da Transaksiyonel Analiz kuramından yeni bir kuram yaratan Richard Erskine’den Integratif Psikoterapi (IP)eğitimi almıştır. Uluslararası sertifikalı IP Psikoterapistidir. Bu eğitim esnasında bedenle çalışmanın ne kadar önemli olduğunu fark edince nefes, beden ve meditasyonu birleştiren yoga alanında da uzmanlaşmaya karar vermiş ve Zeynep Aksoy’dan Yoga Alliance onaylı Yoga eğitmenliği eğitimi almıştır. 2017 senesinde Pozitif Manevra’dan ayrılan Tatış, çocuk ve yetişkin psikoterapisinin yanı sıra PsikoYoga adını verdiği psikolojiyle yogayı birleştirdiği yoga grup dersleri ve Wellbeing eğitimlerine devam etmektedir. Dünyanın her yerinden danışanlarına online hizmet veren Tatış, hem Türkçe hem İngilizce psikoterapi hizmeti vermektedir. Evli ve bir erkek çocuk annesidir.        

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.