Doktorsitesi.com

Verba volant, scripta manent ! (Latince: Sözler uçar gider, yazılar kalıcıdır.)

Prof. Dr. Cem İbiş
Prof. Dr. Cem İbiş
9 Mart 2016227 görüntülenme
Randevu Al
Verba volant, scripta manent ! (Latince: Sözler uçar gider, yazılar kalıcıdır.)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Tıbbi Süreçlerde İletişim ve Dokümantasyonun Rolü

Günümüzde iletişim ve dokümantasyon (belgeleme), her alanda olduğu gibi tıp camiasında da vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Hasta ve hekim arasındaki ilişkinin sağlıklı bir zeminde başlaması ve tedavi sürecinin başarıyla sonuçlanması, temelde kurulan iletişimin doğruluğuna bağlıdır. Poliklinik veya özel muayenehane koşullarında kabul edilen hastalar; hikaye alımı ve fizik muayene süreçlerinin ardından, tanının netleşmesi amacıyla çeşitli tetkiklerle değerlendirilirler.

Değerlendirme süreci sonunda hekim tarafından tanı konulur ve uygun görülen tıbbi veya cerrahi tedavi önerileri hastaya sunulur. Hasta, ayaktan veya hastane koşullarında gerekli görülen ve bizzat onayladığı yöntemle tedavi edilerek taburcu edilir. Bu standart işleyiş, tıbbi sürecin herkes tarafından kabul edilen genel çerçevesini oluşturmaktadır.

Epikriz Belgesi Nedir ve Neden Alınmalıdır?

Hasta ve hasta yakınları, çoğu zaman tek bir hekimin görüşünü veya tedavi önerisini yeterli bulmayarak farklı branşlarda birden fazla hekim ziyaretine ihtiyaç duyabilirler. Bu ziyaretler sırasında birçok ek test yapılır ve farklı tavsiyeler alınır. Ancak bu süreçte genellikle eksik kalan en kritik unsur, hekimin hasta ve hastalık hakkındaki yazılı klinik görüşüdür.

Tıbbi literatürde epikriz olarak adlandırılan bu belge, sadece hastanede yatarak tedavi gören hastalara verilen bir döküman değildir. Her hekim, hastayı poliklinik veya muayenehane ortamında muayene ettikten sonra klinik görüşünü, tetkiklerini ve sonuçlarını özetleyen bir belge düzenleyebilir. Yazılı olarak temin edilen bu belgeler, hem karar verme aşamasında hem de bir sonraki hekim başvurusunda ciddi bir zaman kazancı sağlar.

Epikriz Belgesinin Hukuki ve Pratik Faydaları

Epikriz raporları, sadece tıbbi bir özet değil, aynı zamanda tarafları koruyan yasal dökümanlardır. Hekimler ve hastalar arasındaki belgeler hukuku, Borçlar Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla alınan epikrizler, hem hekimi hem de hastayı yasal olarak koruma altına alan resmi belgeler niteliğindedir.

Epikriz belgesinin sağladığı temel avantajlar şunlardır:

  • Karar verme süreçlerinde hasta ve yakınlarına rehberlik eder.
  • Bir sonraki hekim muayenesinde tanı ve tedavi geçmişinin eksiksiz aktarılmasını sağlar.
  • Gereksiz tetkik tekrarlarını önleyerek zaman ve maliyet tasarrufu sağlar.
  • Hukuki süreçlerde hem hastanın hem de hekimin haklarını korur.

Epikriz Alınmamasının Doğurduğu Riskler

Epikriz belgesinin temin edilmemesi durumunda, bir sonraki hekim ziyaretinde tıbbi bilgiler kulaktan dolma ve eksik ifadelerle aktarılmaktadır. Tıbbi karşılığı olmayan ve halk ağzıyla ifade edilen bu cümleler, sürecin karışmasına ve altın değerindeki zamanın kaybedilmesine neden olur.

Yazılı belge olmadığı durumlarda sıkça karşılaşılan hatalı aktarım örnekleri:

Hatalı/Halk Ağzı İfadeOlası Tıbbi Durum Karışıklığı
"Karaciğerimde yara varmış."Tanının net anlaşılamaması
"Ciğerimde su olduğu söylendi."Patolojik sürecin tam tanımlanamaması
"Hastalık karnım açıldıktan sonra belli olacakmış."Cerrahi planın belirsizliği
"Karaciğerim çürümüş."Klinik durumun yanlış dramatize edilmesi

Sonuç: Sözler Uçar, Yazılar Kalıcıdır

Hasta ve hekim arasındaki iletişim ne kadar güçlü olursa olsun, bu sürecin mutlaka klinik öykü ve ayrıntıları içeren bir epikriz belgesi ile resmileştirilmesi gerekir. Her muayene veya tedavi sonrasında hekiminizden imzalı bir epikriz talep etmeniz, sağlığınızın takibi açısından kritik bir sorumluluktur.

Aksi takdirde, eski bir Roma atasözünde belirtildiği gibi: "Sözler uçar gider, yazılar kalıcıdır."

Sağlıklı Günler Dilerim.
Doç. Dr. Cem İBİŞ

Etiketler

EpikrizHasta hekim ilişkisiEpikriz alınmazsa ne olur ?Epikriz neden gereklidirHasta hekim iletişimi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cem İbiş

Prof. Dr. Cem İbiş

Doç. Dr. Cem İbiş, 1974 yılında İstanbul ‘da dünyaya geldi. İlkokul eğitimini Faik Reşit Unat İlkokulu’nu tamamlamasının ardından Anadolu Liseleri sınavında İstanbul Lisesi’ni kazandı ve 1992 yılında mezun oldu. Tıp eğitimine İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladı ve öğrencilik hayatı boyunca gönüllü olarak İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nin ağırlıklı olarak Acil Cerrahi Kliniği’nde olmak üzere nöbetlerinde görev aldı. DETAM bünyesinde faaliyet göstermekte olan öğrenci bilimsel araştırma kolunun (ÖBAK) aktif üyesi olarak görev aldı ve ayrıca öğrencilik hayatı boyunca Çapa sualtı sporları, fotoğrafçılık, AIDS le savaşım kolları yanında kendi kurdukları trekking grubunda aktif olarak faaliyetlerde bulundu. 1993 ve 1994 yıllarında yaz döneminde gönüllü olarak Almanya'da Regensburg Üniversitesi’nde direktörlüğünü Prof.Dr. D.Birnbaum’un yaptığı Kalp Damar ve Göğüs Cerrahisi Kliniği’nde stajyer olarak görev yaptı. 1998 yılında tıpta uzmanlık sınavı sonrasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ında genel cerrahi uzmanlık eğitimi almaya hak kazandı. 2000 yılında gönüllü olarak Almanya’da Aachen kentinde direktörlüğünü Prof.Dr V.Schumpelick’in yaptığı RWTH Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Kliniği’nde misafir doktor olarak çalıştı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda “Akut karın olgularında mesane içi basınç ölçme yönteminin kliniğe etkisi” adlı tez çalışmasıyla Genel cerrahi uzmanı ünvanı aldı ve hemen ertesinde aynı klinikte açılan uzman kadrosuna kabul edildi. 

D

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.