Doktorsitesi.com

Varikosel tedavisi gerçekten gerekli mi?

Prof. Dr. Selman Laçin
Prof. Dr. Selman Laçin
26 Aralık 20111711 görüntülenme
Randevu Al
Varikosel tedavisi gerçekten gerekli mi?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Varikosel Nedir? Erkek Üreme Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Varikosel, testislerdeki (yumurtalıklardaki) kanı kalbe geri taşıyan toplardamarların genişlemesiyle oluşan bir varisleşme durumudur. Genellikle hafif seyreden vakalarda herhangi bir belirti vermezken, zamanla ilerleyerek testis ağrısına, sperm yapım bozukluğuna ve hareket kısıtlılığına yol açabilmektedir. Çok ileri evrelerde ise testis boyutlarında küçülme ve testosteron üretimi üzerinde olumsuz etkiler yarattığı gözlemlenmektedir.

Testisleri koruyan skrotum (torba) bölgesindeki ısı, sağlıklı sperm üretimi için vücut ısısından birkaç derece daha düşük olmalıdır. Varisleşen damarlar nedeniyle bölgede kanın göllenmesi, ısının artmasına ve dolayısıyla üreme fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Ayrıca, artan damar yapısı sebebiyle böbrek ve böbrek üstü bezlerinden gelen toksik maddelerin ve serbest radikallerin testiste birikerek sperm kalitesini düşürdüğü teorisi de önem taşımaktadır.

Varikosel Görülme Sıklığı ve İstatistikler

Varikosel, erkeklerde kısırlık sorunlarının en yaygın nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun görülme sıklığına dair şu verileri ortaya koymaktadır:

  • Sperm testi bozuk olan erkeklerin %25'inde varikosel saptanmaktadır.
  • Normal sperm parametrelerine sahip erkeklerin %12'sinde bu duruma rastlanabilir.
  • Kısırlık (infertilite) şikayeti ile başvuran erkeklerin %35-40'ında varikosel mevcuttur.
  • Sağlıklı ve çocuk sahibi olan erkeklerin bir kısmında da tesadüfen varikosel teşhis edilebilmektedir.

Anatomik yapı gereği varikosel genellikle sol tarafta görülmektedir. Bunun temel nedeni, sol taraftaki toplardamarların daha uzun olması ve ana damara dik açıyla bağlanması sonucu kanın tam boşalamamasıdır. Nadiren çift taraflı veya sadece sağ tarafta da görülebilmektedir.

Varikosel Tanısı Nasıl Konur?

Varikosel teşhisinde en kritik ve belirleyici yöntem fizik muayenedir. Uzman bir hekim tarafından yapılan elle muayene sırasında, hastanın öksürtülmesi veya ıkındırılmasıyla karın içi basıncı artırılarak genişlemiş damarlar tespit edilir. Bu yöntem, klinik açıdan anlamlı olan varikoselin belirlenmesinde altın standarttır.

Doppler ultrasonografi yöntemi de tanı sürecinde kullanılabilir; ancak sadece ultrason ile saptanan ve elle muayenede fark edilmeyen (subklinik) varikosellerin tedavi edilmesi önerilmemektedir. Klinik olarak ele gelmeyen hafif düzeydeki vakaların operasyon gerektirmediği bilimsel olarak bildirilmiştir.

Varikosel Tedavisi ve Mikrocerrahi Yöntemi

Varikoselin temel tedavisi cerrahi müdahaledir. Günümüzde en başarılı sonuçlar, kasık bölgesinden yapılan ve mikroskop kullanılan operasyonlarla elde edilmektedir. Mikrocerrahi yöntemi, damarların net bir şekilde ayırt edilmesini sağlayarak testisi besleyen arterlerin korunmasına ve komplikasyon riskinin minimize edilmesine olanak tanır.

Tedavi ParametresiBeklenen Sonuçlar
Sperm Değerlerinde DüzelmeOrtalama %60 oranında iyileşme
Gebelik OranlarıAraştırmalar arasında çelişkili sonuçlar mevcuttur
İdeal YöntemMikrocerrahi (Mikroskop eşliğinde)

Ameliyat Sonrası Süreç ve Alternatif Tedaviler

Varikosel ameliyatından sonraki ilk 6 ay içerisinde sperm analizinde düzelme görülmesine rağmen gebelik oluşmaması durumunda, yardımcı üreme tekniklerine başvurulmalıdır. Bu süreçte Aşılama (IUI) veya Tüp Bebek (Mikroenjeksiyon) uygulamaları değerlendirilir. Hafif düzeydeki sperm bozukluklarında sperm yıkama ve aşılama yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınabilir.

Ağır düzeydeki sperm bozukluklarında veya azoospermi (hiç sperm olmaması) durumunda, varikosel ameliyatı zaman kaybı olabilir. Bu vakalarda, testislerden parça alınarak (mikroTESE) elde edilen spermlerle doğrudan tüp bebek tedavisine geçilmesi önerilir. Ayrıca, adölesan (ergenlik) döneminde saptanan varikoselin, ileride oluşabilecek sperm hasarını önlemek adına tedavi edilmesi tavsiye edilmektedir.

Sonuç olarak; kadına bağlı bir sorun yoksa, erkekte sperm değerleri düşükse ve klinik olarak bariz bir varikosel mevcutsa cerrahi düşünülmelidir. Ancak günümüzde tüp bebek tedavilerindeki yüksek başarı oranları nedeniyle, birçok çift 6 ay beklemek yerine doğrudan mikroenjeksiyon yöntemini de tercih edebilmektedir.

Etiketler

Variskosel tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Selman Laçin

Prof. Dr. Selman Laçin

1964 Ankara doğumlu olan Dr.Selman Laçin ilk ve orta öğrenimini Ankara ve İstanbul’da tamamladıktan sonra 1988 yılında GATA Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve 1996’da İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan uzmanlığını almıştır. Yardımcı Doçent olarak başladığı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde 2002 yılında Doçent olan Dr.Selman Laçin İsveç Karolinska Enstitüsü Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde,Tel-Aviv Üniversitesi Yardımla Üreme Teknikleri ve Tüp Bebek Merkezinde ve Ankara GATA Tüp Bebek Merkezinde değişik sürelerde çalışmalarda bulunmuştur. Yurt dışı ve yurt içi bilimsel dergilerde yayınlanmış 80 adet makalesi ve çok sayıda bilimsel tebliği ve 4 adet kitap yazımında bilimsel katkısı bulunan Dr.Selman Laçin 2004 – 2007 yılları arasında İstanbul Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde çalışmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.