Doktorsitesi.com

UYKUDA SOLUNUM DURMALARI KANSERİ DAVET EDİYOR

Op. Dr. Ahmet Şirin
Op. Dr. Ahmet Şirin
9 Nisan 20131241 görüntülenme
Randevu Al
UYKUDA SOLUNUM DURMALARI KANSERİ DAVET EDİYOR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Uyku Apnesi ve Kanser Arasındaki Tehlikeli Bağlantı

Bilimsel çevrelerde büyük yankı uyandıran son araştırmalar, uyku bozukluğu ve ciddi uyku apnesi şikayeti olan hastaların kansere yakalanma riskinin yüzde 65 daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Tıp dünyasında devrim niteliğinde kabul edilen bu bulgular, uyku apnesinin sadece yaşam kalitesini düşüren bir sorun değil, hayati riskler taşıyan bir hastalık olduğunu kanıtlamaktadır.

Tıkayıcı Uyku Apnesi (OSA) ve Sağlık Riskleri

Tıkayıcı uyku apnesi (OSA) hastalığının kalp-damar hastalıkları ve diyabet gibi kronik sorunlarla ilişkili olduğu uzun süredir bilinmekteydi. Ancak ilk kez gerçekleştirilen iki ayrı çalışma, insanlarda uyku apnesi ile kanser arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu saptamıştır. Amerikan Toraks Derneği toplantısında sunulan bu veriler, daha önce fareler üzerinde yapılan ve kanser gelişimini destekleyen bulguların insanlardaki karşılığını göstermektedir.

Wisconsin Üniversitesi Araştırma Sonuçları

Wisconsin Üniversitesi'nde 1.522 katılımcının 22 yıl boyunca takip edildiği kapsamlı çalışmada, uyku apnesinin şiddeti ile kanserden ölüm riski arasındaki ilişki şu şekilde verilerle desteklenmiştir:

  • Hafif uyku apnesi: Kanserden ölüm riskinde yüzde 10 artış.
  • Orta uyku apnesi: Kanserle ilişkili ölüm riskinde iki kat artış.
  • Şiddetli uyku apnesi: Kanserden ölüm riskinde yaklaşık beş kat artış.

Araştırmacılar bu sonuçlara ulaşırken yaş, cinsiyet, kilo ve sigara kullanımı gibi kanser riskini etkileyebilecek diğer değişkenleri de analizlerine dahil ederek sonuçları doğrulamışlardır.

Hipoksi: Oksijen Yoksunluğunun Kanser Üzerindeki Etkisi

İspanya’daki Valencia General de Requena Hastanesi'nde 5.246 hasta üzerinde yapılan bir diğer çalışma, ciddi OSA hastalarında kanser riskinin %65 daha fazla olduğunu doğrulamıştır. Bu durumun temel nedeni, uyku apnesinin karakteristik özelliği olan hipoksi yani periyodik oksijen yoksunluğudur.

Barcelona Üniversitesi'nde fareler üzerinde yapılan deneylerde, melanom tümörlerinin normal oksijen alan deneklere kıyasla, oksijen yoksunluğu çekenlerde çok daha hızlı büyüdüğü ve yayıldığı gözlemlenmiştir. Uyku apnesi sırasında hava yollarının tıkanmasıyla kandaki oksijen seviyesinin düşmesi, kanser hücrelerinin gelişimine zemin hazırlayabilmektedir.

Uyku Apnesi Şiddetinin Belirlenmesi

Uyku apnesinin tanısı ve şiddetinin belirlenmesinde en kritik yöntem polisomnografi (uyku testi) uygulamasıdır. Bu test sonucunda solunumun saatlik durma sayısı (AHİ) üzerinden şu derecelendirme yapılır:

Apne DerecesiSaatteki Solunum Kesintisi Sayısı
Hafif5 - 15 Kez
Orta15 - 30 Kez
Şiddetli30 Kez ve Üzeri

Uyku Apnesi ile İlişkili Diğer Ciddi Hastalıklar

Tedavi edilmeyen uyku apnesi, kanser riskinin yanı sıra vücut sistemleri üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir. Araştırmalar aşağıdaki tabloda belirtilen sağlık sorunlarını tetiklediğini göstermektedir:

  • Felç (İnme): İnme geçiren hastaların yüzde 91'inde uyku apnesi şikayeti tespit edilmiştir.
  • Kalp Hastalıkları: Şiddetli OSA hastası erkeklerde koroner arter hastalığı riski %68, kalp yetmezliği riski ise %58 daha fazladır.
  • Diyabet: Düşük oksijen seviyeleri kan şekerini yükselterek Tip 2 diyabet oluşumuna zemin hazırlamaktadır.

Sonuç olarak, uyku apnesi sadece yetişkinleri değil, çocukları da etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Bu çalışmalar, uyku apnesinin erken teşhis ve tedavisinin hayati önem taşıdığını bir kez daha kanıtlamaktadır.

Op. Dr. Ali Ahmet Şirin
KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı

Etiketler

Tıkayıcı uyku apnesi sendromuTıkayıcı uyku hastalığıGece tıkanmaUyku apnesi kanser yapıyor mu

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ahmet Şirin

Op. Dr. Ahmet Şirin

Op. Dr. Ahmet ŞİRİN, tıp eğitimini 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlamıştır. 1989 - 1991 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sağlık Dairesi'nde çalıştıktan sonra Fransa'ya giderek kısa süreli çalışmalar yapmıştır. 1991-1996 yılları arasında ise Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapmış ve Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.