Utanç duygusu
Utanç duygusu

Utanç duygusu temel duygulardan üzüntü ile ilişkili ve aptalım inancı ile süslüdür. Utanç, hem kendi iç mekanizmaları hem de dış mekanizmalar ile tetiklenebiliyor. Kişi kendisinin istediği/beklediği durumlara erişememesi ve onun altında kalması ile tetiklendiği gibi çevresindekilerin beklentilerinin altında kalması ile de tetiklenebilir. Aslında çevrenin beklentileri ve istekleri doğrultusuna uymayan birinin karşılaştığı olumsuz tepkinin kişiye yetersizsin, aptalsın, salaksın hissini yaratması kişide utanç duygusunu doğurduğunu söyleyebiliriz. Kişi zamanla çevresinden aldığı bu dış sesi içselleştirerek kendi iç sesi olarak kullanmaya başladığını ve iç mekanizma olarak utancı tetiklediğini söylersek yanılmış olmayız sanırım. Göründüğü gibi utanç üzülme ile başlayan ve aptalım inancı ile tamamlanan bir tablodur en nihayetinde.

Utanç görün(l)mekle igilidir. Kişinin bir utanç durumunda refleksle elleriyle yüzünü kapattığını görürüz. Kendisini oradan uzaklaştıramadığı için göz göze gelmemek için önce yüzünü kapatır. Fırsatını bulduğunda da oradan uzaklaşır ve görünmek/görülmek istemez. Kişilerin çok utandıklarını ifade ederken “adeta yerin dibine girmek istedim” dediklerini duymuşuzdur hepimiz. Bir anda ortadan kaybolmak yani görünmek/görülmek istememektir. Ve utanan kişi insanların içine çıkmak istemez.

Salman Akhtar “Acının Kaynakları” kitabında utanç ile ilgili şu özelliklerden bahsetmektedir:

Utanç büyük oranda görseldir, görülme ve ayıplanma korkularını alevlendirir.

Utanç deneyimine genelllikle fizyolojik birtakım belirtiler(kızarma, çarpıntı gibi) eşlik eder.

Utanç psikomotor veya sosyal sakarlık seya kontrol yitimi sonucunda (toplum içinde geğirmek ya da gaz çıkarmak, bir kelimeyi yanlış telaffuz etmek vb.) kendiliğin süregenliğinin sekteye uğramasıyla baş gösterir.

Utanç narsisist kolonları sağ olsun, sevilen biririn davranışları için de hissedilir (ör çocuklar toplum içinde uygunsuz davranışlar sergilediğinde).

Yapısal açıdan utanç kişinin arzulanan kendilik imgesine yetişememesinin ve benlik idealine sadık kalmamasının sonucucur.

Utanç kişiyi saklanmaya iter.

Başkalarının sessizce kabullenmesi utancı hafifletir.

Utanç gelişim sürecinde suçluluktan önce gelir.

Utanca karşı kullanılan savunmalar arasında kendini narsissitçe şişirme, içe çekilme, başkalarını utandırarak pasifi aktife çevirme vardır.

Utanç kişinin saklanmasına, çekilmesine ve görünmemesine neden olur. Sırların bir kısmı da utanç ile ilgilidir. Kişi utanacağı durumları saklar ve gizler. Ortaya çıkmaması için de elinden geleni yapar. Bu durum başlı başına bir kaygı yaratır.

Görün(l)me durumuna karşı kişide kaygı oluşur. Zamanla özgüven düşüklüğü ve depresyon gelişir. Böylece değersizlik, yetersizlik ve lekelenmişliği doğurur. Uç noktalarda bağımlılık ve intihara kadar gidebilir. Ancak çevresindeki kişilerin utancına karşı sessiz kabulleri onları rahatlatır.

Utanmak öyle bir durumdur ki hayattan kaçmamızı ve kaçınma davranışları göstermemize neden olur. Utanmamak için birçok şeyi denemeyiz bile. Denersek, ya başarısız olursak, ya hata yaparsak, ya rezil olursak? Hataları göze alamadığımızda daha doğrusu hataların sonucunda karşılaşacağımız tepkiler dolayısıyla yaşayacağımız duygularla karşılaşmaktan korkuyorsak kaçarız ve denemeyiz. Buraya kadar utancı anlatmaya çalıştım. Hepimiz birer parça bulduk kendimizde değil mi?

Bulduk, çünkü insanız. Güzel haber şu ki psikolojik destek süreçlerinde/terapide utançla çalışmak mümkün. Utancımızı anlamamızı, kaçındığımız durumları ele almamızı ve daha ileriye bir adım atmamız mümkün.

Aşağıda birkaç soru üzerinde düşünebiliriz:

Hangi durumlarda utanç hissediyoruz?

Utandığınızda neler yapıyoruz?

Utanmamak için neleri yapmıyoruz ya da neleri yapmaktan kaçıyoruz?

Yaşadığımız ya da yaşayacağımızı düşündüğümüz utanç yaşamımızı ne kadar engelliyor?


Mersin Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!