Doktorsitesi.com

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU (TSSB) HAKKINDA

Prof. Dr. Şakir Özen
Prof. Dr. Şakir Özen
11 Ocak 2019147 görüntülenme
Randevu Al
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU (TSSB) HAKKINDA
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?

Hayatın doğal akışı içerisinde bireyler, bazen hiç beklenmedik ve sarsıcı olaylarla karşı karşıya kalabilmektedir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), kişinin bedensel veya ruhsal bütünlüğüne zarar veren bu tür olayların ardından gelişen bir kaygı bozukluğu türüdür. Maruz kalınan travmanın niteliği ve bireysel duyarlılıklar, bu durumun şiddetini ve günlük yaşam üzerindeki etkilerini doğrudan belirlemektedir.

TSSB Tetikleyici Etkenler ve Nedenleri

TSSB, genellikle kişinin bizzat yaşadığı veya şahit olduğu şiddet içerikli olaylar sonucunda ortaya çıkar. Özellikle savaş ortamında bulunanlarda, işkence veya tecavüz gibi ağır travmalara maruz kalanlarda hastalığın en şiddetli formları gözlemlenmektedir.

Sıkça karşılaşılan TSSB nedenleri şunlardır:

  • Savaş ve terör olayları
  • Deprem, su baskını ve yangın gibi doğal afetler
  • Trafik kazaları ve iş kazaları
  • Gasp, saldırı ve katliam gibi şiddet eylemleri
  • İşkence ve tecavüz vakaları

TSSB Belirtileri ve Psikolojik Etkileri

Travmayı takip eden günlerde ve haftalarda, yaşanan acı olaylar kişinin zihnini sürekli meşgul etmeye başlar. Bu süreçte flashback (geriye dönüş) adı verilen durumlar yaşanabilir; kişi olay aniden hayaline geldiğinde sanki o anı yeniden yaşıyormuşçasına büyük bir korku hisseder. Geceleri ise travmatik sahnelerin tekrarlandığı kabuslar nedeniyle uyku düzeni ciddi şekilde bozulur.

Günlük Yaşamda Görülen Davranışsal Değişimler

Hastalık ilerledikçe bireyler, travmayı hatırlatan her türlü durum ve ortamdan kaçınma eğilimi gösterirler. Bu kaçınma davranışı, beraberinde birçok psikolojik ve sosyal sorunu getirir:

Belirti KategorisiYaygın Görülen Yakınmalar
Duygusal DurumAşırı uyarılmışlık, gerginlik, tedirginlik ve endişe hali.
Bilişsel EtkilerDikkat dağınıklığı, şüphecilik, güvensizlik ve hayatı anlamsız görme.
Davranışsal TepkilerÖlçüsüz öfke patlamaları, ağlama krizleri ve sosyal izolasyon.
Riskli Durumlarİntihar girişimleri ve derin bunaltı hissi.

Sosyal ve Mesleki Hayat Üzerindeki Etkiler

TSSB yaşayan bireyler için iş hayatına konsantre olmak oldukça güçleşir ve bu durum iş verimliliğinin düşmesine neden olur. Sosyal ortamlardan uzaklaşma eğilimi; aile, akraba ve arkadaşlık ilişkilerinde ciddi kopukluklar ve güçlükler yaşanmasına yol açar. Eğer süreç profesyonel bir destekle yönetilmezse, klinik tabloya depresyon, farklı fobiler ve diğer kaygı bozuklukları da eklenebilmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Tedavi Edilebilir mi?

Unutulmamalıdır ki Travma Sonrası Stres Bozukluğu, profesyonel destekle aşılabilen bir sağlık sorunudur. Günümüzde modern tıp ve psikoloji biliminin sunduğu imkanlar sayesinde, TSSB vakalarında ilaç tedavisi ve psikoterapi yöntemleri birlikte veya ayrı ayrı uygulanarak başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Doğru müdahale ile kişinin yaşam kalitesini yeniden kazanması ve travmanın etkilerinden arınması mümkündür.

Etiketler

PsikolojiDepresyonKaygıRuh sağlığıTravmaTravma sonrası stres bozukluğu

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Şakir Özen

Prof. Dr. Şakir Özen

Prof. Dr. Şakir ÖZEN, Denizli'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1993 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, 1999 yılında tamamlayarak Psikiyatri Uzmanı olmuştur. 

2000 Yılında ''Yardımcı Doçent Doktor'' 2005 yılında ''Doçent Doktor'' 2010 yılında ''Profesör Doktor'' Profesörü unvanlarının sahibi olmuştur.

20 ay süre ile Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi’nde görev almış olan Prof. Dr. Şakir ÖZEN, 3 yıl Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Eğitim Görevlisi olarak çalışmalarını sürdürmüştür.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.