Tedavisi mümkün bunama hastalığı: normal basınçlı hidrosefali

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Hidrosefali Nedir?
Hidrosefali, beyindeki ventrikül adı verilen boşluklarda anormal düzeyde beyin omurilik sıvısı (BOS) birikmesiyle karakterize bir durumdur. Normal şartlarda BOS, beyin ve omurilik çevresinde dolaşarak merkezi sinir sistemine fiziksel destek sağlar, atık maddelerin uzaklaştırılmasını yönetir ve kritik maddelerin dağılımını gerçekleştirir. Sağlıklı bir yetişkinde günlük BOS üretimi yaklaşık 500cc civarındadır.
BOS akım yolunda bir tıkanıklık oluştuğunda veya sıvının emiliminde sorun yaşandığında sıvı birikmeye başlar. Bu durum ventriküllerin genişlemesine, kafa içi basıncının artmasına ve sonuç olarak hidrosefali tablosunun ortaya çıkmasına neden olur.
Normal Basınçlı Hidrosefali (NBH) Nedir?
Normal Basınçlı Hidrosefali (NBH), ventriküllerin genişlemesine yol açan ancak kafa içi basıncını çok az artıran ya da hiç artırmayan özel bir BOS birikimi türüdür. Genellikle yaşlı bireylerde görülen bu tablo; hareket bozukluğu, hafif demansiyel belirtiler ve idrar kaçırma semptomları ile tanınır. Hastaların büyük bir kısmında, emilim yollarında blokaja neden olan temel faktör net olarak belirlenememektedir.
Normal Basınçlı Hidrosefaliye Yol Açan Etmenler
Olguların çoğunda altta yatan neden saptanamaz ve bu durum idiyopatik olarak adlandırılır. Ancak NBH gelişimine zemin hazırlayabilen bilinen faktörler şunlardır:
- Kafa travmaları ve subdural kanamalar
- Geçirilmiş subaraknoid kanamalar
- Beyin tümörleri veya kistler
- Cerrahi müdahaleler sırasında oluşan kanamalar
- Menenjit ve benzeri beyin enfeksiyonları
NBH Semptomları Nelerdir?
Normal Basınçlı Hidrosefali tanısında üç temel semptom grubu öne çıkar. Bu belirtilerin tamamının aynı anda bulunması zorunlu değildir.
- Yürüme Bozuklukları: En sık gözlenen ilk şikayettir. Hafif denge kaybından yürüyememe durumuna kadar değişebilir. Adımlar genellikle kısa, yavaş ve geniş tabanlıdır. Hastalar ayaklarını kaldırmakta ve merdiven çıkmakta zorlanır, sık düşerler.
- Hafif Düzeyde Demans: Unutkanlık, günlük aktivitelere ilginin azalması ve yakın dönem hafıza sorunlarını kapsar. Bu belirtiler sıklıkla yaşlılığın doğal bir sonucu sanılarak ihmal edilir. Konuşma yeteneği genellikle korunur.
- Mesane Kontrolünde Bozulma: Hafif vakalarda sık idrara çıkma ile başlar, ileri aşamalarda tam kontrol kaybına dönüşebilir. Nadiren dışkı kaçırma da eşlik edebilir.
| Semptom Türü | Temel Özellikler |
|---|---|
| Yürüme | Kısa adımlar, denge kaybı, dönüşlerde zorlanma |
| Bilişsel | Yakın hafıza kaybı, rutin işlerde zorlanma, ilgisizlik |
| Ürolojik | Sık idrara çıkma, idrar kaçırma |
Tanı ve Tedavi Süreçleri
Lomber Ponksiyon (Belden Sıvı Alma)
Lomber Ponksiyon, BOS basıncını ölçmek ve analiz yapmak için kullanılır. Lokal anestezi altında bel bölgesinden yaklaşık 50 cc sıvı boşaltılır. Eğer bu işlem sonrası hastanın semptomlarında geçici de olsa anlamlı bir düzelme görülürse, cerrahi tedavinin başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğu kabul edilir.
Güncel Tedavi Alternatifleri
Günümüzde en etkili tedavi yöntemi, fazla sıvıyı vücudun başka bir bölgesine tahliye eden sant (shunt) sisteminin yerleştirilmesidir.
- Ventriküloperitoneal Sant: En yaygın yöntemdir; sıvı karın içerisindeki peritona aktarılır. Sistemin tüm parçaları cilt altında kalır.
- Endoskopik Üçüncü Ventrikülostomi: Aquaduct darlığı saptanan hastalarda endoskop yardımıyla alternatif bir akım yolu açılmasıdır. Bazı durumlarda bu işlem sonrası yine de sant gerekebilir.
Sant Ameliyatı İçin Uygun Adaylar
Aşağıdaki kriterlere sahip hastalarda cerrahi başarının daha yüksek olması beklenir:
- Yürüme bozukluğunun baskın ve ilk belirti olması
- Bilinen bir travma veya kanama öyküsünün bulunması
- BOS boşaltılmasına (Lomber Ponksiyon) dramatik yanıt verilmesi
- Görüntülemelerde ventriküllerin orantısız genişlemiş olması
NBH Tedavi Edilmezse Ne Olur?
NBH, kendi kendine düzelen bir hastalık değildir ve semptomlar genellikle ilerleyicidir. Erken tanı ve tedavi, fonksiyonel geri kazanım için kritik öneme sahiptir. Semptomların süresi ve şiddeti arttıkça, tedaviye yanıt verme oranı düşmektedir. Cerrahi müdahalenin temel amacı, hastanın bağımsızlığını kazanmasını sağlamak ve nörolojik kötüleşmenin önüne geçmektir.


