Doktorsitesi.com

Spina Bifida Yani Anne Karnında Gelişim Sırasında Ortaya Çıkan Aksaklıkların Neden Olduğu Sorunlar !

Prof. Dr. Mehmet Selçuki
Prof. Dr. Mehmet Selçuki
14 Kasım 2017277 görüntülenme
Randevu Al
  • Spina Bifida, anne karnındaki gelişim sürecinde sinir sistemini oluşturan boru yapısının tam kapanmaması sonucu ortaya çıkan bir orta hat kusurudur.
  • Genetik yatkınlık ve çevresel faktörler riski artırırken, gebelik öncesi folik asit kullanımı bu gelişim kusurlarını %72 oranında önleyebilmektedir.
  • Hastalığın şiddeti omurilikteki hasarın seviyesine göre değişmekte olup, erken cerrahi müdahale ve rehabilitasyon ile hastaların yaşam kalitesi korunabilmektedir.
Spina Bifida Yani Anne Karnında Gelişim Sırasında Ortaya Çıkan Aksaklıkların Neden Olduğu Sorunlar !
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Spina Bifida ve Konjenital Gelişim Kusurları

Konjenital terimi, bir bebeğin anne karnındaki gelişim aşamalarında meydana gelen aksaklıklar sonucu oluşan sorunları ifade eder. Tıp literatüründe bu tür durumlar için doğumsal gelişme kusuru veya anomali terimleri de sıklıkla kullanılmaktadır. Bu gelişimsel hatalar vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilse de, sinir sistemini etkileyen en önemli kusurlardan biri Spina Bifida olarak adlandırılır.

Sinir Sisteminin Gelişimi ve Orta Hat Kapanma Kusurları

Merkezi sinir sisteminin gelişimi, embriyo henüz 1.5 mm boyutundayken başlar. Embriyonun üst tabakasının ortasında beliren bir çizgi boyunca yükselen dokular, orta hatta birleşerek bir boru yapısı oluşturur. Bu borunun bir ucu beyni, diğer ucu ise omuriliğin son kısmını meydana getirir.

Şayet bu birleşme süreci tam olarak tamamlanamaz ve tabakalar orta hatta birleşemezse, bu durum orta hat kapanma kusurları olarak tanımlanır. Halk arasında yaygın olarak Spina Bifida adıyla bilinen bu tablonun temelinde, omuriliğin gelişim aşamasındaki bu kapanma yetersizliği yatmaktadır.

Spina Bifida Nedenleri ve Risk Faktörleri

Spina Bifida'nın kesin sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlığın bu kusurların ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı kabul edilmektedir. Ancak, bu noktada önemli bir ayrım yapılmalıdır: Bu gelişim kusuru doğrudan kalıtsal bir hastalık değildir. Ailede bir myelomeningoselli bebek olması durumunda, ikinci bebekte bu riskin görülme sıklığı genel popülasyondaki 1/1000 düzeyinden 30/1000 düzeyine yükselmektedir.

Yapılan laboratuvar çalışmaları ve klinik gözlemler sonucunda, Spina Bifida riskini artıran çevresel faktörler şu şekilde sıralanabilir:

  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Folik asit bakımından yetersiz beslenme
  • Belirli ilaçların kullanımı

Akraba evliliği ile Spina Bifida arasında doğrudan bir bağ kanıtlanmamıştır. Ancak, her iki ebeveynin de Spina Bifida hastası olması durumunda risk artacağı için gebelik sürecinin çok titiz takip edilmesi gerekmektedir.

Korunma ve Erken Tanının Önemi

Günümüzde folik asit takviyesinin bu tip gelişim kusurlarını önlemede hayati bir rol oynadığı bilinmektedir. Gebelik öncesinde başlanan ve düzenli devam edilen folik asit kullanımı, bu sorunların önlenmesinde %72 oranında başarı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra, gebelik döneminde yapılan nitelikli bir ultrasonografi takibi, anomalilerin erken teşhisi açısından kritik öneme sahiptir.

Spina Bifida Türleri ve Klinik Tablo

Orta hat kapanma kusurları, hafiften ağıra kadar farklı seviyelerde görülebilir. Bu durumlar hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkiler:

TürÖzellikleri
MyelomeningoselEn ağır formdur; omurilik gelişimi neredeyse hiç yoktur.
Gizli Spina BifidaDışarıdan belirti vermez ancak omurilik gerginliği cerrahi müdahale gerektirebilir.
Seviye FaktörüKusur kafaya ne kadar yakınsa nörolojik tablo o kadar ağırdır; kuyruk sokumuna yaklaştıkça hasar azalır.

Tedavi ve Cerrahi Müdahale

Beyin ve omurilik aynı kese içinde yer aldığı için, açık Spina Bifida vakalarında enfeksiyon ve menenjit riski oldukça yüksektir. Kapalı vakalarda ise gergin omurilik sendromu nedeniyle vakit kaybetmeden cerrahi müdahale yapılması gerekir.

Erken dönemde uygulanan başarılı cerrahi girişimler ve sonrasında planlanan yoğun rehabilitasyon çalışmaları sayesinde, hastaların mevcut nörolojik tablolarına ilave sorunlar eklenmeden normal yaşantılarını sürdürmeleri mümkün olabilmektedir.

Etiketler

Spina bifida nedirSpina bifidaSpina bifida tedavisiSpina bifida tanısı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mehmet Selçuki

Prof. Dr. Mehmet Selçuki

1977 yılında başladığım Beyin ve Sinir Cerrahisi  yolculuğunun bu yıl 40. yılını doldurmaktayım. Başlangıçta Fransızca  kökenli bir sözcükten gelen ve sinir sistemi cerrahisi anlamını taşıyan “nöroşirürji” olan  meslek dalı adımız  birkaç yıldır, Sağlık Bakanlığı tarafından “Beyin ve Sinir Cerrahisi” olarak değiştirildi. Bu nedenle de artık yeni ismi kullanmaktayız. Söyleniş zorluğunu  dikkate alınacak olursa böyle bir değişiklik iyi de oldu denilebilir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.