Sperm sayısı giderek azalıyor mu?
Sperm sayısı giderek azalıyor mu?
İnsan evrendeki en seçilmiş ve özenilmiş canlıdır. Sadece gönül gözüyle değil, bilimsel olarak da gerçek bu… Nasıl mı?


Bir kız cenin anne rahmine yerleşip 6. gebelik haftasına ulaştığında, gelecekte anne olmanın en önemli yapı taşları olan “yumurtalarını” üretmeye başlar, hem de yaklaşık 7 milyon adet.. Sonra seçim başlar, tek tek sağlıklılar ayrılır, seçim ergenlik (adolesan) dönemine yani ilk adet görme zamanına kadar devam eder ve yaklaşık 450 ila 500 bin seçilmiş, sağlıklı yumurta yumurtalıklara depolanır. Her ay bu depodan yaklaşık 900-1000 adet yumurta alınır ve bu kez çok daha ince bir seçim yapılarak “SADECE BİR TANE YUMURTA” o ayın “insan” adayı olarak seçilir ve yumurtlanır.


Gelelim erkek tarafına; erkekler de ergenlik döneminden itibaren sperm üretmeye başlarlar, evet geç başlarlar ama her defasında neredeyse toplam 200 milyar sperm üretirler. Erişkinlik döneminde tam yumurtlama zamanı bir kadın ve bir erkek birlikte olduklarında 7 milyondan seçilmiş 1 yumurta, 200 milyondan seçilmiş 1 spermle karşılaşır, döllenir ve yeni bir insanın başlangıcı sağlanır. Sadece başlangıç için bile gelin olasılık hesabını yapalım birlikte; 7.000.000 (yumurta) x 200.000.000 (sperm) = 1.400.000.000.000.000 200 milyon (sperm) x 7 milyon (ovum) = 1 katrilyon 400 trilyon 1 ......................................................... bir 1.000 ................................................. bin 1.000.000 ......................................... milyon 1.000.000.000 ................................. milyar 1.000.000.000.000 ......................... trilyon 1.000.000.000.000.000 ................ katrilyon Sadece döllenme için olasılığımız 1.4 Katrilyon !!!


Henüz gebelik başlamadı, sadece start verildi ….


Bu hesabın içinde tutunamama, düşük, erken doğum gibi sorunlar yok. Üste Pazar sadece 1 tek birliktelik için yaptık bu hesabı, Adem baba ve Havva ana ya kadar her çift için de yapamadık, bunları da hesaplarsak matematik yetmeyecek…. Gerçektende protein yapısı olarak dünyaya gelen her insan tek ve biricik… İnsanbilimcilerin karbon hesabına göre yeryüzüne bugüne kadar 75-80 milyar insan gelmiş, hepsi de çok ince bir seçimden ince ince süzülerek…


Evet insan eşref-i mahlukattır ve evet sizler en seçilmiş canlılarsınız…. Bakın evrenin bu en seçkin canlısına neler yapıyoruz… Erkeklerin yumurtalıkları kadınlar gibi karınlarının içinde oluşmaya başlıyor ama orada kalmıyorlar, daha doğmadan torbalara iniyorlar, çünkü vücut ısısında, yani 37 derecede çalışmıyorlar, ancak 35.5- 36 derecede çalışıyorlar. Beden ısısından 1 - 1.5 derece soğuk olmaları gerekiyor. Ucuz hesaplar ve benden sonra tufan anlayışı ile son 200 yıldır insanlar yaşadıkları bu güzel yerküreyi kirletmekte, dengesini bozmaktalar. Sadece son on yılda dünyanın ısısını 1 derece artırdık ve benim talebeyken altmış milyon diye bildiğim ortalama sperm sayısı, bugün yaklaşık 20 milyona düştü !!!.


Çünkü dünya ile birlikte testisleri de ısıttık….Üreme sağlığımız bu nedenle tehlikede… Belki de önümüzdeki 25-30 yıl içinde doğal yolla yani cinsellikle üremeyi mumla arayacağız !! Çocuklarımızın, dikkat torunlarımız değil, çocuklarımızın tüp bebek yada o zamanki adı ne olursa, üreme merkezlerinin çok daha fazla kullandığını göreceğiz. Hemen günümüzden örneğini vereyim, örneğin, hali hazırda Hollanda’da doğan 5 bebekten bir tanesi tüp bebek, Amsterdam da doğan üç bebekten bir tanesi tüp bebek. Rakam o kadar açık ve net, yardımla üreme ihtiyacı o kadar belirgin bir biçimde artıyor ki. Elbette tüp bebek yöntemi “gerekli hallerde” uygulanmalı, üstelik çok da başarı ile uyguluyoruz ülkemizde, ama bir kez daha hatırlatalım, “gerekli hallerde”!!! Oysa çok da uzak olmayan bir gelecekte insanlar belki de yalnız tüp bebek ve mikroenjeksiyon yada daha da geliştireceğimiz başka teknolojilerle çocuk sahibi olabilecekler…


Ne yazık ki böyle bilinçsizce yaşamaya devam eder, dünyamızı ve kendimizi böyle hoyratça tüketmeyi sürdürürsek, korkarım tüm bunları çocuklarımız yaşayacak “Kola içme hamburger yeme alışkanlıkları gibi günümüzde cazip hale getirilmiş yeme alışkanlıklarının çocuk sahibi olmamıza yada cinsel yaşamımıza etkileri var mı?” diye bir soru gelebilir akıllara. Elbette var…Çünkü kolesterol ve lipitlerin artması, genellikle 12-13 yaşlarında kazanılan şeyler. Reklamları izliyorsunuz değil mi ? En canlı en ilgi çekici yapımlar reklamlar !!! Hele de günümüzde kime hitap ediyor ? Genellikle 10-18 yaşındakilere !!! O yaşlarda başlayan yağ kullanımının artması en basitinden kan yağları yoluyla damarlarımızı etkiliyor. Damarların gittiği yerler organlar. Bunların içinde sperm yapan testisler var, bunların içinde yumurta yapan overler var. Bunların içinde çocuğu taşıyan rahim var. Çocuk sahibi olmamızı sağlayan bütün bu organların, bu beslenme biçiminden etkilendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.


Başka bir nokta da yine bize teknolojinin hediye ettiği ve çok ucuza mal ederek üretenlerin kazancını artırdığı kutu meyve suları ve hazır yiyecekler. Nasıl olsa ucuz ve kolay diye bunları evimizde üretmekten kaçınıyoruz, zaten bizi yönetenler de, reklamlarda böyle istiyor. Bunların üzerinde yazan büyük harfle E 300 E 200 E 500’ün kimyasallar olduğundan kaçımız haberdar? Bunlar o meyve suyunun daha uzun saklanmasına yarıyor, ne güzel değil mi, ama özellikle ve öncelikle bebeklerde beyin dokusuna yerleşiveriyor, erişkinde başka dokulara yerleşiyor, böylece kanser, doku bozuklukları, sağlıksız yumurta ve sperm üretimi ihtimali artıyor. Bu kimyasallar kötü mü? Hayır bunu söylemeye çalışmıyorum. Söylemek istediğim böyle kullanılmaları lüzumsuz. Halbuki vişne zamanı vişne suyu, elma zamanı elma suyu içsek, bunları hem de evimizde meyvelerden kendimiz sıkarak çıkarsak ne olur, veya salatalığı Şubatta yiyeceğimize çıktığı zaman, mevsiminde hem de iştahla yesek, tadı belli olmayan o Şubatta, Aralıkta çıkan Domatesi zamanında yesek ne kaybımız olur ? Ben size söyleyeyim ; İYİ OLUR, HEM DE ÇOK İYİ OLUR !!! Üreme sağlığına zarar veren diğer sebepler arasında giyim kuşam yer alıyor. Erkekler için başladık, onlarla devam edelim. Sevgili hanımlar, oğullarınız, eşleriniz daracık “kot” giydiklerinde testislerde sıcaklık 37 dereceye çıkıyor. Halbuki testislerin çalışmaları 35.5 dereceye programlanmış, erkek yumurtalıkları bu nedenle vücudun dışına çıkarılmış!!! O nedenle eğer ille de giyeceklerse düşük belli “blue jean” tercih etmelerini öneriyorum. Özellikle 10 yaşlardan itibaren hiçbir şekilde tayt ve streç giymemeleri gerekiyor. Bu sözlerim kızlar içinde geçerli.

Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!