Doktorsitesi.com

Söyleşi tadında alerjik hastalıklar!

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
25 Mayıs 2012842 görüntülenme
Randevu Al
  • Alerji, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere karşı IgE antikorları ve histamin salınımıyla aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkan biyolojik bir süreçtir.
  • Modern yaşamın getirdiği aşırı hijyenik koşullar, hava kirliliği ve katkı maddeli gıdalar bağışıklık dengesini bozarak alerjik hastalıkların görülme sıklığını toplumda %30'un üzerine çıkarmıştır.
  • Alerji teşhisi uzman hekimler tarafından deri testleriyle konulurken, tedavi sürecinde semptom giderici ilaçların yanı sıra hastalığın seyrini değiştirebilen aşı tedavisi (immünoterapi) uygulanmaktadır.
Söyleşi tadında alerjik hastalıklar!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Alerji Nedir? Bağışıklık Sisteminin Aşırı Tepkisi

Alerji, genetik yatkınlığı olan bireylerde, normalde zararsız olan ve alerjen olarak adlandırılan protein yapısındaki yabancı maddelere karşı bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesidir. Bu reaksiyon sonucunda vücutta dokulara zarar veren maddeler açığa çıkar. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu proteinleri sorunsuz bir şekilde bertaraf ederken, alerjik bünyelerde İmmünglobülin E (IgE) tipi antikor yanıtı oluşur.

Antikorların alerjenle etkileşimi sonucu hücrelerden histamin gibi maddeler salgılanır ve bölgeye eozinofil adı verilen hücreler hücum eder. Bu biyolojik süreç; hapşurma ve burun akıntısı ile seyreden saman nezlesi veya nefes darlığı ile karakterize olan astım gibi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

Alerji Neden Çağımızın Hastalığı Olarak Görülüyor?

Günümüzde alerjik hastalıkların görülme sıklığı hızla artmaktadır. Modern yaşamın getirdiği sıkı hijyen kuralları ve enfeksiyonların antibiyotiklerle hızlı kontrolü, bağışıklık sisteminin doğal gelişimini etkilemektedir. Bu durum tıp dünyasında "Hijyen Hipotezi" olarak adlandırılır. Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda alerji oranlarının daha fazla olması, bu hipotezi destekleyen en güçlü kanıtlardan biridir.

Hijyen Hipotezi ve Bağışıklık Dengesi

Bağışıklık sistemimizde iki temel yardımcı T lenfosit hücresi bulunur:

  1. Tip 1 Yardımcı T Lenfositler: Enfeksiyonlarla savaşır.
  2. Tip 2 Yardımcı T Lenfositler: Antikor üretimi ve alerjik reaksiyonlarda rol oynar.

Yaşamın erken dönemlerinde geçirilen enfeksiyonlar Tip 1 hücreleri güçlendirerek Tip 2 hücrelerini baskılar. Ancak aşırı steril yaşam koşulları bu dengeyi bozarak alerji riskini artırır. Ayrıca hava kirliliği, hazır gıdalardaki katkı maddeleri ve sigara kullanımı bu süreci tetikleyen diğer önemli faktörlerdir.

Alerjik Hastalıkların Yaygınlığı ve Türleri

Alerjik hastalıklar günümüzde toplumun %30’undan fazlasını etkilemektedir. Diğer bir deyişle, her üç kişiden biri hayatının bir döneminde alerjik bir sorunla karşılaşmaktadır. Alerjiler temel olarak şu gruplara ayrılır:

  • Solunum Yolu Alerjileri: Saman nezlesi (alerjik rinokonjunktivit) ve alerjik astım.
  • Gıda Alerjileri: Genellikle bebeklik döneminde deri ve sindirim sistemi bulguları ile başlar.
  • Böcek Alerjileri: Özellikle arı sokmaları gibi durumlarda hayati risk taşıyabilir.
  • İlaç Alerjileri: Tüm vücudu etkileyebilen ciddi reaksiyonlara yol açabilir.
Alerji TürüSık Görülen Belirtiler
Saman NezlesiHapşurma, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve sulanma
Alerjik AstımÖksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum
Gıda AlerjisiMide-bağırsak sorunları, deride kızarıklık ve kaşıntı
İlaç/Böcek AlerjisiAğır sistemik reaksiyonlar, anafilaksi (şok)

Alerji Teşhisi ve Alerji Testlerinin Önemi

Doğru teşhis ancak bir alerji ve immünoloji uzmanı tarafından konulabilir. Teşhis süreci; detaylı hasta hikayesi, fiziksel muayene ve spesifik testleri kapsar. En sık kullanılan ve en güvenilir yöntem alerji prick testi (deri testi) uygulamasıdır.

Alerji deri testleri mutlaka uzman denetiminde yapılmalıdır. Testin sadece uygulanması değil, çıkan sonuçların hastanın klinik tablosuyla örtüştürülmesi profesyonel bir tecrübe gerektirir. Yanlış yorumlanan testler, hastaların hatalı yönlendirilmesine neden olabilir. Doğru saptanan alerjenler, hastanın anafilaksi gibi ölümcül risklerden korunmasını ve köklü tedaviye ulaşmasını sağlar.

Alerjiye Yol Açan Temel Etkenler (Alerjenler)

Bağışıklık sistemini harekete geçiren başlıca alerjenler şunlardır:

  • Ev tozu akarları (mitelar)
  • Polenler ve küf mantarları
  • Hayvan tüyleri ve deri döküntüleri
  • Gıdalarda bulunan proteinler
  • Belirli ilaç molekülleri

Alerji Tedavisi Mümkün mü?

Alerjik hastalıklar yönetilebilir ve tedavi edilebilir hastalıklardır. Tedavi sürecinde semptom giderici ilaçların yanı sıra, özellikle arı ve solunum yolu alerjilerinde aşı tedavisi (immünoterapi) uygulanmaktadır. Uzman hekim kontrolünde doğru zamanda uygulanan aşı tedavisi, hastalığın seyrini değiştirmede son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

Türkiye, alerji ve immünoloji alanında dünya standartlarında bir hizmet kalitesine sahiptir. Uzmanlarımız uluslararası literatüre katkı sağlamakta ve en güncel tedavi modellerini başarıyla uygulamaktadır.

Sağlıklı günler dileğiyle…

Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

1969 İzmir doğumludur. İlköğrenimi ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1992 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1992-1996 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. 1996-1999 yılları arasında aynı üniversitenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı’ nda İmmünoloji ve Alerji uzmanlığı eğitimini tamamlayıp, bu bilim dalında 2002 yılına kadar uzman olarak çalıştı. 2002 yılında Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı’ nı kurmak üzere bu üniversiteye geçti. 2006 yılında Doçent, 2011 yılında profesör ünvanı aldı ve halen Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, öğrenci derslerine girmekte, tıbbi araştırmalar yapmaktadır.

Şu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.