Doktorsitesi.com

Sosyal Fobi

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu
Uzm. Dr. Sevilay Zorlu
7 Ağustos 20102676 görüntülenme
Randevu Al
Sosyal Fobi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Fobi: Toplumsal Kaygı ve Utanç Duygusu

Sadece birkaç saniye için gözlerinizi kapatın; bir odaya girdiğinizi, orada arkadaşlarınızı ve iş arkadaşlarınızı gördüğünüzü hayal edin. Birden yere doğru bakıyorsunuz ve üzerinizde hiçbir giysinin olmadığını fark ediyorsunuz. Sosyal fobisi olan kişilerin bir toplumsal durumla karşılaştıklarında hissettikleri, bu senaryo ile oldukça benzerdir. Bu durumda kişi büyük bir utanç duyar, odadan kaçmak ister, sanki ölecekmiş gibi hisseder ve kimseyi yeniden görmek istemez.

Sosyal fobi, bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur. Kişiler, başkalarıyla etkileşimde bulunmalarını gerektiren ya da bir eylemi başkalarının yanında yerine getirmeleri gereken durumlardan korkarlar. Bu korku nedeniyle, söz konusu durumlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar.

Sosyal Fobinin Tipleri Nelerdir?

Sosyal fobi, klinik olarak iki ana grupta ele alınmaktadır:

  • Yaygın Tip: Korkular, hemen hemen tüm toplumsal durumları kapsıyorsa bu şekilde adlandırılır.
  • Yaygın Olmayan Tip: Korkular sadece belirli durumları kapsar. Örneğin; karşı cinsle randevulaşmak, üstlerle konuşmak, topluluk önünde imza atmak veya yemek yemek gibi spesifik eylemler bu gruba girer.

Görülme Sıklığı ve Başlangıç Yaşı

Sosyal fobi, en sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir ve yaşam boyu görülme oranı %3-13 arasındadır. Toplum genelinde kadınlarda daha sık rastlanırken, klinik başvurularda erkeklerin oranı biraz daha fazladır. Türkiye’de üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmalar, gençlerin %24’ünde bu hastalığın saptandığını göstermektedir.

Genellikle ergenlik yıllarının ortalarında başlayan bu bozukluk, çocukluğunda utangaç olan gençlerde daha sık görülür. Hastalık, zorlayıcı veya küçük düşürücü bir yaşantıdan sonra aniden başlayabileceği gibi, sessizce başlayıp yavaş yavaş da gelişebilir. Çoğu kez süreklilik gösteren bu durum, erişkinlik döneminde bir ölçüde yatışsa da yaşam olaylarına göre dalgalanmalar gösterebilir.

Sosyal Fobi mi Yoksa Çekingenlik mi?

Toplulukta konuşma veya kendini ifade etme konularında çekingenlik yaşamak oldukça yaygındır ve bunların büyük bir kısmı hastalık kapsamında değildir. Hatta bir işe başlamadan önce duyulan hafif kaygı, kişiyi motive ederek daha iyi hazırlanmasına yardımcı olabilir. Ancak sosyal fobi tanısı için kişide korkunun yanı sıra belirgin kaçınma davranışlarının olması gerekir.

Sosyal fobisi olan bireyler, korkularının aşırı ya da anlamsız olduğunu bilirler. Eğer kaçınamıyorlarsa, bu duruma katlanmak zorunda kaldıklarında büyük bir sıkıntı yaşarlar. Başkalarının kendilerini yetersiz, aptal, zayıf veya şaşkın olarak yargılayacağından endişe ederler.

Sosyal Fobinin Belirtileri Nelerdir?

Korkulan bir durumla karşılaşıldığında vücutta çeşitli bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler kişinin yaşadığı kaygının fiziksel yansımalarıdır:

  • Yüz kızarması, terleme ve ağız kuruluğu
  • Çarpıntı, nefes kesilmesi veya nefes darlığı
  • Mide-bağırsak sisteminde rahatsızlık ve ishal
  • Kas gerginliği ve titreme

Bu fiziksel belirtilere; "Güçsüzüm, yetersizim, hata yapmamalıyım, mükemmel görünmeliyim" gibi olumsuz düşünceler eşlik eder. Sonuç olarak kişi; göz temasından kaçınma, ortamı terk etme veya sosyal ortamlara hiç girmeme gibi davranışlar sergiler.

Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği Durumları

Sosyal fobisi olan kişilerin zorlandığı bazı temel durumlar şunlardır:

Sosyal Etkileşim DurumlarıPerformans Gerektiren Durumlar
Yetkili biriyle konuşmaToplum içinde yemek yeme/içme
Yabancılarla karşılaşmaDinleyiciler önünde konuşma
Partiye veya eğlenceye gitmeBaşkaları izlerken çalışma veya yazma
Çok iyi tanımadığı biriyle telefonda görüşmeİlgi odağı olma
Alınan bir malı iade etmeHazırlıksız konuşma yapma

Sosyal Fobinin Nedenleri

Sosyal fobinin oluşumunda biyolojik, genetik ve çevresel faktörler rol oynar. Özellikle beyindeki serotonin miktarının azlığı veya iletimindeki aksaklıklar en önemli nedenlerden biri olarak kabul edilir. Ayrıca, aşırı koruyucu veya reddedici ebeveyn tutumları ile çocukluktaki davranışsal ketlenmeler hastalığın gelişimini tetikleyebilir.

Tedavi Yöntemleri ve Psikoterapi

Sosyal fobi, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavide genellikle ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte uygulanır; bu kombinasyonun başarı oranı oldukça yüksektir. İlaç tedavisinde özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili olan, bağımlılık yapmayan ilaçlar tercih edilir. İlacın etkisini göstermesi için en az 2-4 hafta beklenmelidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Psikoterapide en sık kullanılan yöntem Bilişsel Davranışçı Terapi'dir. Bu süreçte şu aşamalar izlenir:

  1. Davranışçı Terapi: Model olma, yakınmaların üstüne gitme, gevşeme eğitimi ve sosyal beceri eğitimi verilir.
  2. Bilişsel Terapi: Kaygı doğuran hatalı düşünce biçimleri (olasılığı abartma, zihin okuma, kişiselleştirme) tanınır ve bunlarla başa çıkma stratejileri geliştirilir.

Sosyal fobi bir hastalık olarak kabul edilmeli ve tedavi aranmalıdır. Sosyal hayatınızda, iş yaşantınızda ve kişisel özgüveninizde yaşadığınız kayıpları önlemek için bir psikiyatristten yardım almaktan çekinmemelisiniz.

Etiketler

Sosyal fobi belirtileriUtançÇekingenlikMahcubiyetSosyal fobi tipleri

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu

Uzm.Dr Sevilay Zorlu, Antalya-Akseki-Cevizli’de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Tip Fakültesini kazanıp 2. sinifta yatay geçis yaparak 1995’de Akdeniz Üniversitesi Tip Fakültesinde başladığı tıp eğitimini 1998 yılında başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Uludağ Üniversitesi Tip Fakültesi'nde tamamlayarak 2008 yılında Psikiyatri uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.