Sosyal fobi!

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Sosyal Fobi Nedir?
Sosyal anksiyete bozukluğu ve sosyal fobi, literatürde eş anlamlı olarak kullanılan, bireyin sosyal etkileşimlerini ciddi ölçüde kısıtlayan psikolojik durumlardır. Sosyal fobideki temel patoloji; bireyin sosyal ortamlarda ya da performans sergilemesi gereken durumlarda, aşağılanmasına veya utanç duymasına yol açabilecek bir davranış sergileyeceğine dair belirgin ve inatçı bir korku yaşamasıdır. Bu yoğun korku ve beraberinde gelen kaçınma davranışları; kişinin iş, sosyal ve özel yaşamını önemli ölçüde sekteye uğratır.
Sosyal Fobi Belirtileri Nelerdir?
Korkulan toplumsal durumla karşılaşıldığında ortaya çıkan belirtiler duruma bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu semptomlar hafif bir bunaltıdan, şiddetli bir panik atağı düzeyine kadar ulaşabilir. Sosyal anksiyete belirtileri bilişsel ve bedensel olmak üzere iki ana grupta incelenir:
Bedensel Belirtiler
Sosyal ortamlarda fiziksel olarak kendini gösteren yaygın belirtiler şunlardır:
- Yüz kızarması ve terleme
- El titremesi ve çarpıntı
- Midede rahatsızlık ve ağız kuruluğu
- Nefes almada güçlük ve gerginlik
- Baş dönmesi, kulak çınlaması veya bayılma hissi
- Ani idrar çıkarma ihtiyacı
Bilişsel Belirtiler ve Düşünce Kalıpları
Bireyin zihninden geçen olumsuz düşünceler genellikle şu şekildedir:
- "Rezil olacağım ve komik duruma düşeceğim."
- "Herkes ne kadar aptal/beceriksiz olduğumu düşünecek."
- "Bir daha kimse benimle arkadaşlık kurmak istemeyecek."
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Olan Kişilerin Davranış Özellikleri
Sosyal anksiyetesi olan bireyler, toplumsal etkileşimlerde belirli davranış kalıpları sergilerler. Genellikle konuşmayı başlatmakta zorlanırlar, göz göze gelmekten kaçınırlar ve diğer insanlara oranla daha az konuşup daha uzun süre sessiz kalırlar. Cevap vermekte gecikme ve konuşmaya eşit düzeyde katılamama sık görülür.
Bu bireylerin dikkati tamamen kendi üzerlerine yönelmiştir. Diğer insanların kendileri hakkında ne düşündüğüyle aşırı meşguldürler ve bu durum sürekli bir iç diyalog halindedir. Toplum önünde konuşmak zorunda kaldıklarında, rahat görünmek için normalden çok daha fazla çaba sarf ederler.
Sosyal Fobi Tanı Kriterleri
Bir kişiye sosyal fobi tanısı konulabilmesi için aşağıdaki şartların karşılanması gerekir:
- İnsanların kendisini inceleyebileceği veya eleştirebileceği ortamlardan belirgin derecede korkma.
- Korkulan durumla karşılaşmanın hemen her zaman duruma bağlı bir anksiyete veya panik atağıyla sonuçlanması.
- Belirgin bir kaçınma davranışı ve işlev kaybının ortaya çıkması.
- Belirtilerin tıbbi bir hastalık, madde kullanımı veya başka bir psikiyatrik bozuklukla açıklanamaması.
Sosyal Anksiyetenin Nedenleri ve Bilişsel Modeller
Sosyal fobik bireyler, sosyal ilişkilere yönelik olumsuz yüklemeler yapma eğilimindedir. Kendi sosyal davranışlarını abartılı ve olumsuz bir şekilde aşağılarlar. Olumlu durumları tesadüfi veya önemsiz kabul ederken; yetersiz hissettikleri anları uzun süre zihinlerinde tutarlar.
Beck’in "İncelenme Anksiyetesi" Modeli
Çağdaş bilişsel terapinin kurucusu Beck, sosyal anksiyeteyi bir ip cambazının yaşadığı hisse benzetir. İp cambazının yere düşme korkusu, sosyal fobik bireyin yanlış bir şey yaparak "itibardan düşme" korkusuna eşdeğerdir. Bu modelde iki ana sorun öne çıkar:
| Bilişsel Sorun | Açıklama |
|---|---|
| Performans Kaygısı | Başkalarıyla birlikteyken bir eylemi başaramama ve olumsuz değerlendirilme korkusu. |
| İçsel Odaklanma | Dikkatin tamamen bireyin kendi içsel uyaranlarına (titreme, kızarma vb.) toplanması. |
Sosyal Fobide Temel İnançlar ve Sayıltılar
Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerde yerleşik, katı inançlar bulunur. Bunlar genellikle "Eğer farklı bir şey söylersem beni reddederler" gibi koşullu inançlardan beslenir. En derinde yatan temel inançlar ise şunlardır:
- "Sıkıcıyım"
- "Farklıyım"
- "Eksiğim"
- "Yetersizim"
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Tedavisi
Sosyal anksiyete bozukluğu, toplumda %8-12 yaygınlık oranına sahip, kronik seyreden (ortalama 20 yıl) bir rahatsızlıktır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Tedavisi, kişinin yaşam kalitesini artırmak adına kritik öneme sahiptir.
Tedavide hem psikofarmakolojik yöntemler hem de psikoterapiler etkinliğini kanıtlamıştır. İlaç tedavisinde özellikle serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ile serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörleri (SNRI) en fazla kanıtlanmış başarıya sahip seçeneklerdir.



