Doktorsitesi.com

SORULARLA ROMATİZMA

Prof. Dr. Nuran Türkçapar
Prof. Dr. Nuran Türkçapar
29 Nisan 2016566 görüntülenme
Randevu Al
SORULARLA ROMATİZMA
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Romatizmal Hastalıklar ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkileri

Romatizma, yaşam kalitesini en çok bozan hastalık gruplarının başında gelmektedir. Bu hastalıklar; kronik ağrılar, halsizlik ve yorgunluk gibi semptomlar nedeniyle bireylerin günlük sorumluluklarını yerine getirmesini zorlaştırır. Hastalar, öz bakım süreçlerinde bile güçlük çekebilirken, bu yetersizlik hissi sıklıkla depresyonu beraberinde getirmektedir. Özellikle iltihaplı romatizma, sadece eklemleri değil, vücuttaki birçok organ ve sistemi de etkileyerek hayati tehdit oluşturabilmektedir.

Romatizma Nedir ve Kaç Tipi Vardır?

Romatizma tek bir hastalık değil; eklemleri, bağ dokusunu veya kasları etkileyen tüm sağlık sorunlarını kapsayan genel bir terimdir. Geleneksel algının aksine, bu hastalık grubu vücudun pek çok farklı sistemini tutabilir. Günümüzde romatizma başlığı altında 200’den fazla hastalık yer almaktadır. Bu hastalıklar temel olarak iki ana grupta incelenir:

  1. İltihaplı romatizmalar
  2. İltihaplı olmayan romatizmalar

Romatizma Tedavisinde Başarıyı Etkileyen Faktörler

Romatizma tedavisi, hastalığın her bireyde farklı şiddette seyretmesi nedeniyle hem çok kolay hem de oldukça zahmetli olabilir. Aynı tanıya sahip iki hastadan birinde hafif bulgular görülürken, diğerinde çoklu organ tutulumu ile ağır bir tablo oluşabilir. Erken dönemde doğru tanı ve hastalığın tutulum şiddetinin belirlenmesi, tedavi sürecini kolaylaştıran en kritik unsurdur. Ayrıca hastanın yaşı, cinsiyeti ve eşlik eden diğer hastalıklar tedavi planlamasını doğrudan etkiler.

Cinsiyete Göre Romatizma Görülme Sıklığı

Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Ancak bazı spesifik türlerde bu durum değişkenlik gösterir. Aşağıdaki tabloda cinsiyetlere göre görülme oranları belirtilmiştir:

Hastalık TürüCinsiyet Dağılımı
LupusKadınlarda 9 kat daha fazla
Sjögren SendromuKadınlarda 9 kat daha fazla
Romatoid ArtritKadınlarda 3 kat daha fazla
Ankilozan SpondilitErkeklerde 2 kat daha fazla
Gut HastalığıErkeklerde 3 kat daha fazla

Toplumda Görülme Oranları ve İstatistikler

Yaşlı popülasyonda en sık görülen ve sakatlık nedeni olan eklem hastalığı osteoartrit (eklem kireçlenmesi) olarak bilinir. 70 yaş üzerindeki bireylerin %70’inde osteoartrit bulgularına rastlanmaktadır. Bir kişinin yaşamı boyunca diz osteoartriti geliştirme riski %46, kalça osteoartriti riski ise %25’tir. Diğer hastalıkların görülme sıklığı ise şöyledir:

  • Osteoporoz (Kemik Erimesi): 50 yaş üzeri her 3 kadından birinde ve her 5 erkekten birinde görülür.
  • Romatoid Artrit, Gut, Ankilozan Spondilit: Her 100 kişiden birinde ortaya çıkar.
  • Behçet Hastalığı: Her 1000 kişiden 3’ünde görülür.
  • Lupus: Her 1000 kişide 1 oranında gelişir.

Romatizma Riskini Artıran Faktörler

Romatizma her yaşta ve her iki cinsiyette de ortaya çıkabilir. Genetik yatkınlık, özellikle bazı türlerde belirleyici bir rol oynar. Ankilozan spondilit hastalarının beşte birinde, sedefe bağlı eklem tutulumu olanların ise üçte birinde aile öyküsü mevcuttur. Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) ise doğrudan genetik geçiş gösteren bir hastalıktır.

İltihaplı olmayan romatizma (osteoartrit) genellikle ileri yaşlarda başlasa da; doğuştan kalça çıkığı, bacak kısalığı veya mesleki travmalar nedeniyle erken yaşlarda da görülebilir. Korunmak için fazla kilolardan kurtulmak ve eklemlere aşırı yük binmesini engellemek hayati önem taşır.

Romatizma Belirtileri: 12 Soruluk Farkındalık Testi

Aşağıdaki sorular, yaşadığınız belirtilerin romatizmal bir hastalığa işaret edip etmediğini anlamanıza yardımcı olabilir:

  1. Travma olmaksızın eklemde ağrı, şişlik ve sıcaklık var mı? Evet, bu iltihaplı eklem romatizması belirtisidir.
  2. Aniden hareketle başlayan bel ağrısı romatizma mıdır? Hayır, bu genellikle dejeneratif (iltihaplı olmayan) bel ağrısıdır.
  3. Romatizma sadece yaşlılarda mı görülür? Hayır, Lupus ve FMF gibi türler genç-erişkin yaş grubunu da etkiler.
  4. Romatizma sadece eklemleri mi tutar? Hayır; göz, akciğer ve böbrek gibi hayati organları da etkileyebilir.
  5. Kemik erimesi sadece menopoz sonrası kadınlarda mı olur? Hayır, 70 yaş üzeri erkeklerin 1/3'ünde de görülür.
  6. Kalsiyum ve D vitamini eklem kireçlenmesi yapar mı? Hayır, bu takviyeler kas ve kemik sağlığı için gereklidir.
  7. Uveit (göz iltihabı) romatizma belirtisi midir? Evet, uveit vakalarının yaklaşık yarısı romatizma ile ilişkilidir.
  8. Tekrarlayan karın ağrısı, ateş ve göğüs ağrısı önemli midir? Evet, bu belirtiler Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) habercisi olabilir.
  9. Tekrarlayan düşükler ve damar tıkanıklığı belirti midir? Evet, hayati önem taşıyan anti-fosfolipid sendromu belirtisi olabilir.
  10. Güneş hassasiyeti ve saç dökülmesi romatizma ile ilgili midir? Evet, bu durum Lupus gibi pek çok romatizmal hastalıkta görülür.
  11. Ağız, göz ve cilt kuruluğu neye işarettir? Eklem ağrıları ile birlikteyse Sjögren sendromu belirtisi olabilir.
  12. Ağızda ve genital bölgede tekrarlayan yaralar neyi gösterir? Bu belirtiler sıklıkla Behçet Hastalığı ile ilişkilidir.

Etiketler

Tekrarlayan düşük (gebelik kaybı)Behçet hastalığının sık görülen belirtileriUveit (bir tür göz iltihabı)Kimlerin romatizma riski daha fazladır?Romatizma nedirkaç tipi vardır?

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Nuran Türkçapar

Prof. Dr. Nuran Türkçapar

Prof. Dr. Nuran Türkçapar, 19 Nisan 1967 tarihinde Sivas’ta doğmuştur. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Enfeksiyon Hastalıkları ihtisasını, 2000 yılında ise SB. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde İç Hastalıkları ihtisasını tamamlayarak uzmanlığını almıştır. 2004 yılında ise Ankara Üniversitesi Tıp Fakültes’inde Romatoloji alanında yan dal uzmanlığını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.