Doktorsitesi.com

ŞİZOFRENİ TANISI ALAN ÇOCUK VE GENÇ SAYISI ARTACAK!

Uzm. Dr. Mihriban Keleş
Uzm. Dr. Mihriban Keleş
9 Şubat 2022574 görüntülenme
Randevu Al
Ekonomik kriz, liyakatsiz işe almalar, adalete güvensizlik ile yeni neslin üniversitede okumak ya da çalışarak hayatını kazanmak, iş bulabilmek gibi hayalleri yok oldu. Çalışsa bile kendi evini kuracak maddi güce on yıllarca çalıştıktan sonra ulaşabilecek. Huzursuz olduğu bir “aile” ortamında ise uzun süre daha bu duruma katlanmak zorunda kalacak. Korkarım ki bu durumdaki gençlerle ilgili intihar haberleri ile daha sık karşılaşacağız. Haberlerde yer almayacak diğer bir durum ise bu çocukların büyük kısmının şizofreni tanısıyla takip edilecek olmaları. Sık sık hastaneye yatışlar, hayattan kopuk ve ailenin bakımına muhtaç bir ruh hali...
ŞİZOFRENİ TANISI ALAN ÇOCUK VE GENÇ SAYISI ARTACAK!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Aile Ortamının Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Huzursuz ve baskıcı bir ev ortamı, psikoz ve özellikle şizofreni gibi ağır ruhsal bozuklukların gelişmesi için uygun bir zemin hazırlamaktadır. Klinik gözlemler, son 5 yıl içerisinde şizofreni tanısı alan çocuk ve ergen sayısında ciddi bir artış olduğunu göstermektedir. Bu durum, aile dinamiklerinin gençlerin mental sağlığı üzerindeki belirleyici rolünü bir kez daha gündeme getirmektedir.

Aile İçi İstismar ve Toplumsal Sessizlik

Çocuklar, sanılanın aksine en büyük zararı genellikle kendi ailelerinden görmektedir. Aile bireyleri tarafından uygulanan taciz, duygusal manipülasyon, rencide edilme ve tehditler, bireyin yaşam sevincini elinden almaktadır. Bu konuyla ilgili bilimsel verilere ve sayısız çalışmaya PubMed üzerinden ulaşmak mümkündür.

Aile zorbalığı, günümüzde akran zorbalığından daha sık görülen bir olgu olmasına rağmen toplumsal bir tabu olarak kalmaya devam etmektedir. Bu sessizliğin arkasında yatan nedenler şunlardır:

  • Siyasi Yaklaşımlar: Hükümetlerin, aile içi çatışmalarla boğuşan kitlelerin daha kolay yönetilebileceği düşüncesiyle bu duruma müdahale etmemesi.
  • Terapist Kaygıları: Uzmanların, ebeveynlerin olumsuz tepkilerinden veya beğenilmeme korkusundan çekinmesi.
  • Sosyal Çevre: Akraba ve arkadaş çevresinin çıkar ilişkileri veya sorumluluktan kaçma isteğiyle zorbalığı görmezden gelmesi.
  • Kutsallık Atfı: Aile içi istismarın "aile kutsallığı" maskesi altında toplum nezdinde meşrulaştırılması.

Zorbalığın İdeolojisi ve Sosyo-Ekonomik Çıkmazlar

Aile zorbalığı sadece muhafazakar kesimlerde değil, kendini demokrat olarak tanımlayan ailelerde de sıkça görülmektedir. Zorbalık; şefkat, takdir, huzur ve adaletin eksik olduğu her ortamda filizlenebilir. Ebeveynlerin dini inancı veya siyasi görüşü, çocuğu istismar etmelerine engel teşkil etmemekte; aksine bu eylemler için sıklıkla "haklı sebepler" üretilmektedir.

Günümüz gençliği, geçmiş nesillerin sahip olduğu ekonomik çıkış yollarından da yoksundur. Mevcut sosyo-ekonomik şartlar gençlerin bağımsızlığını zorlaştırmaktadır:

Sorun AlanıGençler Üzerindeki Etkisi
Ekonomik KrizKendi evini kurma ve maddi bağımsızlık şansının yok olması
Liyakatsizlikİş bulma ve kariyer yapma hayallerinin yıkılması
Adalete GüvensizlikGeleceğe dair umutların tükenmesi
Zorunlu BirliktelikHuzursuz aile ortamında uzun süre yaşama mecburiyeti

Gelecek Projeksiyonu ve Çözüm Önerileri

Bu karamsar tablo, genç nesiller arasında intihar vakalarının artmasına ve toplumdan kopuk, sürekli hastane yatışı gerektiren, aile bakımına muhtaç bir gençliğin oluşmasına neden olmaktadır. Aile içi şiddet uygulayan ebeveynlerin terapi ile düzelme ihtimali oldukça düşüktür.

Yeni Nesil İçin Atılması Gereken Adımlar

Bizim neslimizin mutluluğu yakalama şansı azalmış olsa da, yeni neslin bu döngüyü kırması mümkündür. Bunun için şu stratejiler izlenmelidir:

  1. Maddi ve Manevi Destek: Çocuk ve gençlerin bireysel çabaları desteklenerek hayata kazandırılmaları sağlanmalıdır.
  2. Yapısal Reformlar: Adalet sistemindeki sorunlar çözülerek çocuk ve ergen haklarını koruyan yasalar güçlendirilmelidir.
  3. Farkındalık: Aile içindeki hataların tekrarlanmaması için toplumsal bilinç düzeyi artırılmalıdır.

Sonuç olarak, gençlerin ruh sağlığını korumak ve onları şizofreni gibi ağır tanılardan uzak tutmak için aile yapısındaki zorbalıkla yüzleşmek ve yapısal çözümler üretmek bir zorunluluktur.

Etiketler

Aile baskısıAşırı korumacı aileErgenlik dönemiAile içi çatışmaŞizofreni nedenleriErgenlerde riskli davranışlar

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Mihriban Keleş

Uzm. Dr. Mihriban Keleş

Uzm.Dr Mihriban Keleş, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak  Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayarak Çocuk ve Ergen Psikiyatristi unvanı almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.