Doktorsitesi.com

SİNÜZİT VE ENDOSKOPİK SİNÜS AMELİYATI

Prof. Dr. Tayfun Apuhan
Prof. Dr. Tayfun Apuhan
19 Ekim 2015411 görüntülenme
Randevu Al
SİNÜZİT VE ENDOSKOPİK SİNÜS AMELİYATI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sinüzit Nedir? Sinüslerin Yapısı ve İşleyişi

Sinüsler, burun çevresindeki yüz kemiklerinin içerisinde yer alan ve her biri özel bir kanal aracılığıyla buruna açılan hava boşluklarıdır. Bu boşluklar, salgı (mukus) üreten burun sisteminin hayati bir parçası olarak görev yapar. Sinüslerin sağlıklı kalabilmesi için burundan hava girişinin kesintisiz olması ve üretilen salgıların buruna sorunsuz bir şekilde boşaltılması gerekmektedir. Bu kanalcıkların ve boşlukların iltihaplanması durumu tıbbi olarak sinüzit olarak tanımlanır.

Sinüzit Belirtileri Nelerdir?

Sinüzit hastalığının belirtileri, hangi sinüsün etkilendiğine ve hastalığın süresine bağlı olarak bireyler arasında farklılık gösterebilir. Ancak klinik tabloda genellikle ortak şikayetlerle karşılaşılmaktadır. En sık görülen sinüzit belirtileri şunlardır:

  • Şiddetli baş ve yüz ağrısı
  • Kronik burun tıkanıklığı
  • İnatçı öksürük ve halsizlik
  • Burun akıntısı

Sinüzit Teşhisi ve Tanı Yöntemleri

Hastalığın doğru teşhisi için öncelikle hastanın detaylı hikayesi dinlenir. Uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen burun endoskopik muayenesi ve radyolojik araştırmalar, tanının kesinleşmesinde kritik rol oynar. Radyolojik incelemeler arasında Bilgisayarlı Tomografi (BT), sinüslerin durumunu değerlendirmede en yararlı ve altın standart kabul edilen tekniktir.

Sinüzit Tedavi Yöntemleri

Akut sinüzit ve bazı kronik vakalarda, öncelikle uygun antibiyotik tedavisi ve burun içindeki şişlikleri gidermeye yönelik ilaçlar tercih edilir. Ancak ilaç tedavisine yanıt vermeyen kronik sinüzit durumlarında cerrahi müdahale gündeme gelir. Polip, deviasyon veya konka hipertrofisi gibi yapısal nedenlere bağlı gelişen kronik sinüzitlerde en uygun çözüm endoskopik cerrahi tedavisidir.

Endoskopik Sinüs Cerrahisi Nedir?

1990’lı yıllardan itibaren yüksek kaliteli görüntüleme sağlayan endoskopların gelişmesiyle yaygınlaşan endoskopik sinüs cerrahisi, modern bir tedavi yöntemidir. Bu işlemde dışarıdan herhangi bir kesi yapılmaz; burun boşluğunun içindeki karanlık ve dar bölgelere optik aletler yardımıyla ulaşılarak aydınlatma sağlanır. Ameliyat hem lokal hem de genel anestezi altında uygulanabilse de, hasta konforu açısından genellikle genel anestezi tercih edilir. Müdahalenin temel amacı, sinüs ağızlarını açarak sinüslerin içini tamamen temizlemektir.

Ameliyatın Riskleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sinüslerin çevresinde göz, görme siniri, beyin zarı, beyin ve ana atardamarlar gibi hayati yapılar bulunur. Bu nedenle operasyonu gerçekleştirecek hekimin özel eğitim almış ve deneyimli olması hayati önem taşır. Nadir de olsa karşılaşılabilecek olası riskler şunlardır:

Olası KomplikasyonlarAmeliyat Sonrası Durumlar
Burun kanaması ve enfeksiyonBurunda kuruluk hissi
Göz çevresinde şişlik ve morarmaBurun içinde kabuklanma
Beyin-omurilik sıvısı (BOS) kaçağıSinüzitin tekrarlama riski
Gözyaşı kanalı tıkanıklığıİyileşme sürecinde pansuman ihtiyacı

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Endoskopik sinüs cerrahisi, kronik sinüzit hastaları için ameliyat sonrasında oldukça konforlu bir dönem sunar. İşlem sonrası burunda oluşabilecek kuruluk ve kabuklanmalar için doktorun önerdiği temizleme talimatlarına titizlikle uyulmalıdır. Pansuman sıklığı ve kontrol randevuları, ameliyatın seyrine göre cerrah tarafından belirlenerek hastaya iletilir.

Etiketler

Endoskopik sinüs ameliyatıSinüzit belirtileriEndoskopik sinüs ameliyatı nasıl yapılırEndoskopik sinüs ameliyatı hakkındaSinüzit tedavisi nasılyapılır

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Tayfun Apuhan

Prof. Dr. Tayfun Apuhan

Doç. Dr. Tayfun APUHAN, tıp eğitimini İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlamasının ardından Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları ihtisasını İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sürdürerek uzman doktor unvanını aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.