Doktorsitesi.com

Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler? (Diabetik Retinopati) Diabetik retinopatinin evreleri nelerdir?

Op. Dr. Meltem Karabacak Koçak
Op. Dr. Meltem Karabacak Koçak
24 Ekim 2025202 görüntülenme
Randevu Al
Şeker hastalığı, pankreas dokusundan salgılanan insülin hormonunun eksikliğine veya etkisizliğine bağlı kan şekerinin yükselmesine sebebiyet verdiği gibi, aynı zamanda bir küçük damar hastalığıdır. Tip1 diabet genelde 30 yaşından önce başlar insülin eksikliği mevcuttur. İnsülin enjeksiyonları gerekir. Tip2 diabet genelde 40 yaşından sonra görülür,vücutta insülin eksik veya kullanımında bozukluk vardır.
Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler? (Diabetik Retinopati) Diabetik retinopatinin evreleri nelerdir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diyabetik Retinopati: Şeker Hastalığına Bağlı Görme Kaybı ve Korunma Yolları

Diyabetik retinopati, şeker hastalığına (diyabet) bağlı olarak gözün arka bölümünde yer alan ve ışığa hassas bir doku olan retina tabakasının damarlarının hasar görmesiyle ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Bu hastalık, diyabetin tedavi edilebilir tek komplikasyonu olmasına rağmen, müdahale edilmediğinde körlüğe sebebiyet verebilir. Genellikle her iki gözü de etkileyen bu rahatsızlıkta, başlangıç evrelerinde hiçbir şikayet görülmeyebilir ve bulgular zamanla ilerleyerek netleşir.

Şeker hastalarında retinopatinin görülme oranı yaklaşık %40-45 civarındadır. Bu risk, hastalığın süresi uzadıkça artış gösterir. Diyabetin sıkı kontrolü, kan lipid ve kolesterol düzeylerinin dengelenmesi ve sigaranın bırakılması ilerlemeyi yavaşlatsa da tamamen durdurmaz. Bu nedenle, kan şekeri çok iyi kontrol edilse dahi, hastaların yılda en az bir kez retina muayenesi olması hayati önem taşır.

Diyabetik Retinopatinin Evreleri Nelerdir?

Diyabetik retinopati, damarlardaki hasarın boyutuna göre üç ana evrede incelenir:

  1. Zemin Diyabetik Retinopati: Damar duvarlarının bozulmasıyla mikroanevrizma (küçük genişlemeler), retina içi kanamalar ve sert eksuda denilen sarı birikintiler oluşur. Makula bölgesi etkilenmedikçe görme kaybı yaşanmaz.
  2. Makulopati: Retinanın en hassas bölgesi olan makulada sıvı sızması (ödem), beslenme bozukluğu (iskemi) ve kanamalar meydana gelir. Hasta, bulanık ve az görmeden şikayet etmeye başlar.
  3. Proliferatif Diyabetik Retinopati: İskemiye yanıt olarak retinada yeni ve istenmeyen damarlar gelişir. Bu damarlar; göz içi kanamalara (vitreus hemorajisi), retina dekolmanına ve göz tansiyonuna (glokom) yol açarak körlükle sonuçlanabilir.

Retina Anjiyografisi (FFA) Nasıl Uygulanır?

Retina anjiyografisi, kol toplardamarından verilen flöresein adlı boya maddesinin retina damarlarındaki dolaşımının fotoğraflanması işlemidir. Bu yöntem, damarları açmak için değil; hastalıkların teşhisi ve tedavi bölgelerinin belirlenmesi amacıyla kullanılır.

ÖzellikAçıklama
SüreBoya verildikten 8-10 saniye sonra göze ulaşır.
Yan EtkilerGeçici bulantı, ciltte sararma ve idrar renginde koyulaşma görülebilir.
RisklerNadiren alerjik reaksiyon gelişebilir.
KısıtlamalarAğır karaciğer/böbrek hastaları ve hamilelerde önerilmez.

Lazer Işık Koagülasyonu Tedavisi

Erken evrede uygulanan LASER ışık koagülasyonu ile körlük riski %80-90 oranında engellenebilmektedir. Tedavinin temel amacı, görmeyi mevcut seviyesinde korumaktır. İşlem sırasında göze bir kontakt lens yerleştirilir ve lazer ışığı ile sızıntı yapan veya yeni gelişen damar bölgelerinde kontrollü yanıklar oluşturulur.

Lazer tedavisi tıkanmış damarları açamaz; ancak ödem ve yeni damar oluşumlarını kontrol altına alır. İşlem sonrası geçici görme azlığı veya renk algısında değişiklikler yaşanabilir; fakat bu, gelecekteki kalıcı görme kayıplarını önlemek adına kabul edilebilir bir durumdur.

Vitrektomi Ameliyatı ve Cerrahi Müdahale

Lazer tedavisine yanıt vermeyen veya geç kalınmış vakalarda, göz içine 1 mm'den ince aletlerle girilerek yapılan cerrahi işleme vitrektomi denir. Bu ameliyatın hedefleri şunlardır:

  • Göz içi sıvısındaki (vitreus) kanamaların temizlenmesi.
  • Çekinti yapan bantların alınarak retinanın anatomik yapısına kavuşturulması.
  • Gerekli durumlarda göz içine hava, gaz veya silikon gibi tampon maddelerin yerleştirilmesi.

Vitrektominin en sık görülen yan etkisi katarakt gelişimini hızlandırmasıdır. Ameliyatın başarısı, retinanın sinir dokusu olması nedeniyle zamanlamaya ve dokunun hasar durumuna bağlıdır.

Modern Tedaviler ve Yeni Gelişmeler

Günümüzde doğru zamanlanmış tedavilerle diyabete bağlı körlük oranları %5 seviyelerine kadar düşmüştür. Makula ödemini tedavi etmek ve görme kalitesini artırmak için yeni yöntemler geliştirilmektedir:

  • Anti-VEGF Enjeksiyonları: Yeni damar oluşumunu tetikleyen sinyalleri engellemek amacıyla göz içine uygulanan ilaçlardır.
  • Kortikosteroid Enjeksiyonları: Ödem ve eksudaları azaltmak için kullanılır; ancak göz tansiyonu ve katarakt gibi yan etkileri takip edilmelidir.
  • Oral İlaç Çalışmaları: Damar sağlamlığını korumak ve zararlı sinyalleri ağız yoluyla alınan ilaçlarla engellemek üzerine araştırmalar devam etmektedir.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Meltem Karabacak Koçak

Op. Dr. Meltem Karabacak Koçak

Op.Dr Meltem Karabacak Koçak,  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başlamış olduğu lisans eğitimini 1999 yılında başarı ile tamamlayarak Tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, İzmir SSK  Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayıp Göz Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.