Doktorsitesi.com

Sedef Hastalığı

Dr. Ethem Hakan Eraltan
Dr. Ethem Hakan Eraltan
9 Ocak 20125263 görüntülenme
Randevu Al
Sedef Hastalığı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sedef Hastalığı (Psoriasis) Nedir?

Sedef hastalığı, tıp literatüründeki adıyla psoriasis, çeşitli klinik formlarda kendini gösterebilen, yineleyici ve kronik bir deri hastalığıdır. İsmini Yunanca kaşıntı anlamına gelen "psora" kelimesinden alan bu rahatsızlık, bilinen en eski deri hastalıkları arasında yer almaktadır. Günümüzde toplumun yaklaşık %1-3’lük bir kesimini etkileyen bu durum, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir sağlık sorunudur.

Sedef Hastalığının Belirtileri ve Karakteristik Özellikleri

Hastalık, genellikle keskin sınırlı, pembemsi veya kırmızımsı plaklar üzerinde yer alan parlak sedefi-beyaz kabuklarla karakterizedir. Halk arasında "sedef hastalığı" olarak anılmasının temel sebebi de bu gümüşi renkli kabuklanmalardır. Hastalığın en sık görülen formunda süreç şu şekilde ilerler:

  1. Başlangıçta küçük kırmızı kabarıklıklar oluşur.
  2. Ardından bu bölgelerde belirgin kabuklanmalar meydana gelir.
  3. Kabuklar kaldırıldığında, alt kısımda küçük kırmızı kanama alanları gözlenir.

Hastalığın Nedenleri ve Mekanizması

Sedef hastalığının kesin sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, yapılan araştırmalar kanda bulunan akyuvarlardaki bir anormalliğin iltihabi süreci tetiklediğini göstermektedir. Bu durum cildin normal yenilenme döngüsünü bozar. Normal bir cilt kendini ortalama 21 günde yenilerken, sedef hastalarında bu süre 3-4 güne kadar düşmektedir.

Cildin normalden 7-8 kat daha hızlı oluşması, sağlıklı bir deri yapısının gelişmesini engeller. Kronik olarak akyuvarlarca hasar gören cilt kalınlaşır, doğal yapısını kaybeder ve deride kaşınma, yaralanma veya beneklenme tarzında yeni plaklar ortaya çıkar.

Sedef Hastalığının En Çok Görüldüğü Bölgeler

Lezyonlar genellikle vücutta simetrik bir dağılım sergiler. Hastalığın en yaygın görülen tipi Psoriazis vulgaris olarak adlandırılır. Belirtilerin en sık yoğunlaştığı bölgeler şunlardır:

  • Saçlı deri, diz ve dirsekler
  • Sırtın alt kısmı ve vücuttaki kıvrım bölgeleri
  • Kasık ve genital bölge
  • Kollar, bacaklar, avuç içleri ve ayak tabanları

Hastalığı Tetikleyen Faktörler ve Eklem Tutulumu

Sedef hastalığı, streptokoksik boğaz iltihabı gibi enfeksiyonlar veya bazı ilaçların kullanımıyla aktivite kazanabilir. Ayrıca çevresel ve psikolojik faktörler hastalık seyri üzerinde doğrudan etkilidir. Güneşli iklimlerde şikayetler azalırken, kış aylarında artış gözlenir. Bilimsel çalışmalar; psikolojik stresin, ciddi hayat değişimlerinin, sigara ve alkol kullanımının hastalığı şiddetlendirdiğini kanıtlamıştır.

DurumEtki Düzeyi
Eklem İltihabı ŞikayetiHastaların %30'unda görülür
İşlevsel KısıtlılıkHastaların %5-10'unda oluşur
Mevsimsel EtkiKışın artar, güneşli havada azalır

Bazı vakalarda deri tutulumu arttığında eklem şikayetleri de kötüleşebilir; deri düzeldiğinde ise eklem ağrılarında iyileşme gözlenebilir.

Sedef Hastalığında Akupunktur Tedavisi

Sedef hastalığının akupunktur ile tedavisinde, vücudun kendi iyileşme mekanizmaları harekete geçirilir. Tedavi sürecinde özellikle vücudun iç dengesini düzenlemeye yönelik şu yöntemler izlenir:

  • Kortizon Salgısı: Böbrek üstü bezlerinden salgılanan doğal kortizonu artırmak için özel vücut ve kulak akupunkturu noktaları uyarılır.
  • Alerji Yönetimi: Alerjik etkileri ve vücudun verdiği yanıtı düzenlemek amacıyla tedaviye spesifik noktalar eklenir.
  • Bağışıklık Sistemi: İmmün sistemi düzenleyici noktalar tespit edilerek bağışıklık yanıtı normalize edilir.

Bu tedavi yöntemiyle, uygun cilt temizlik preparatları kullanılarak dıştan cilt soyulması kolaylaştırılırken, akupunkturun içsel etkisiyle cildin sağlıklı bir şekilde yenilenmesi hedeflenir.

Etiketler

Sedef hastalığı belirtisiSedef hastalığı teşhisiSedef hastalığı tedavi yöntemleri

Yazar Hakkında

Dr. Ethem Hakan Eraltan

Dr. Ethem Hakan Eraltan

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.